edebiyad Ve Sanat Akademisi
 

Üye Girişi

Duyurular
» Kullanıcılar, üyeler ve tüm dostlarımızın Breaat Kandilini kutlar dualarının kabulünü Yüce Allah’tan niyaz ederiz.

» Değerli arkadaşlarımızın ve kullanıcıların Miraç Kandilini kutlar dualarının kabulunu dileriz.

» Değerli Kullanıcılar Edebiyat ve Sanat kategorilerimiz üyelere kapalı olduğundan araştırmacılar da incelemelerini paylaşamamaktadır. Bu yüzden dileyen akademisyenlere yazı paylaşabilmeleri için yetki verilecektir. Yetki isteyen araştırmacılarımızın yetki için başvurmalarını rica ediyorum. Şahamettin Kuzucular

» Lüften Sitemize Uyduruk isimler ve Nıckler ile üye olmayınız. Bu tip üyelikler silineceğinden lütfen bizi uğraştırmayınız.

» Sitemize Üye olarak Belge Yollayabilir, Kaynak ve yazar adını kullanmak kaydıyla Yöneticilerimize başvurarak kopya alabilirisiniz

»  ESA'ya üye olmayan ve ESA ya katkıda bulunmayanların YAZI indirme talepleri karşılanmayacaktır. Emege Saygı Lütfen

» ARAMIZA YENİ KATILAN ÜYELERİMİZ:Edebî yâd ederek, edebiyat ve sanat için sağladığımız kaynaklarımız ve paylaşımlarımızla,ülkemiz kültür ve sanatı adına yola çıkan bu kervana katılmanız bizleri mutlu etmiştir. hedeflediğimiz her menzilde birlikte olabilmeyi temenni ederiz sevgilerimizle...

Aşık Harabi Baba Hayatı
Anasayfa - Edebiyat - Tasavvuf Edebiyatı Aşık ve Divan
Genel Değerlendirme :
Yazan :Esa
19 Mayıs 2013 Pazar





HARABİ


HAYATI 1853- 1917

1853 yılında İstanbul’da doğdu. Asil adi Ahmet Edip'tir. Harabi mahlasını sonradan almış ve şiirlerinde bu mahlası kullanmıştır. Bazı şiirlerinde ise asıl adı olan adi Edip adını kullanmıştır.[1]

Edip Harabi’nin oldukça iyi bir eğitim gördüğü hem aruzla hem de hece ölçüsü ile yazdığı şiirlerinden ve hayatı boyunca yaptığı işlerden anlaşılmaktadır.  Gördüğü eğitimden dolayı Binbaşılığa kadar yükselmiş, buna rağmen hem halk ozanı hem de divan şair gibi şiirler yazabilmiştir.

Bahriye Birlik kâtibi olan Harabı ömrünü İstanbul ve Rumeli'de geçirmiştir.[2] Harabi’nin 17 yaşında iken Bektaşi olduğu bu tarihten sonra bu tarikatın mensubu olarak hareket ettiği ve bu tarikatın görüşlerini şiirlerinde dile getirdiği görülür. Bektaşiliğe geçişi ise Mehmet Ali Hilmi Baba`dan nasip alarak [3] olmuştur.

Berzahtan kurtuldum çıktım aradan
On yedi yasında doğdum anadan
Muhammed Hilmi Dede Babadan
Çok şükür hamdolsun geldim imkâna[4]

 

“Merdiven Köyü Bektaşi tekkesinde M. A. Hilmi Dede Babaya ikrar verip tarikata giren Harabı hayatinin sonuna kadar bu ikrara sadik kalmış, şiir ve nefesleri ile Bektaşi edebiyatının en kudretli ustalarından biri olmuştur.”[5]

 

Ey Mümünler beni ziyaret edin               Harabî veş içseydiniz bu tastan

Yüzüm cemalullâh sıfat bendedir            Halâs olurdunuz şerr-i vesvâstan

Dört kitabım yahu kıraat edin                 Dileğiniz nedir Hızır İlyas`tan

Kur`an, Zebûr, Tevrât, İncil bendedir       Zemzem, kevser, âb-ı hayat bendedir

 

Edip Harabi on yedi yaşındayken Şahkulu Sultan Dergâhı Postnişini ( Mehmet  Ali Hilmi Dede Baba’dan ) nefes alarak Alevi Bektaşi dergâhına intisab etmiş olur.. Bu  dergahtaki uzun hizmetlerinden sonra, Pir evi postnişini Türbedar Mehmet Baba`dan ve Çamlıca dergahı postnişini Hafız Nuri Baba`nın rehberliğinde  Babalık icazetnamesini alır. [6] Fakat Şahkulu postnişini olan Yalvaçlı Topal Tevfik Baba; Harabi’nın aldığı icazetnameyi tanımayarak itiraz etmiş bununla da kalmayıp çevresinde ki birçok dergâha Harabi’nin girmesini engelleyici hareketlere ve sözlere de girişmiştir. Bu durum Harabi baba’yı oldukça sıkıntıya sokmuş hatta onun şiirlerine bile yansımıştır. “Edip Harabi dedikoduların fazla yayilmasını önlemek için Halife Ali Nutki Baba eli ile yeniden babalık icazeti alır.”[7] Bektaşi Dergâhına girmek ve icazet almak Bektaşi dervişleri için yeniden doğmak anlamına gelmektedir. Harabi’de bu yüzden yeniden doğuşunun dergâha girdiği Pirinden nefes aldığı 17. Yaşı olarak kabul eder.

Harabi Baba’nın Levazim binbaşısı olarak görev yapmış olduğu da kaynaklarda geçer. [8]  Fakat bazı kaynaklarda geçen bu bilginin teyid edilemediği, Harabi’nin levazım kâtibi olarak görev yaptığını kabul etmek gerekmektedir. Osmanlının son dönemlerinde ve I. Dünya savaşı esnalarında yaptığı bu görevi esansında da hastalanmış ve savaş esnasında 1917 yılında Fatih’teki evinde bu hastalığından dolayı da vefat etmiştir. [9]

Harabi Baba’nın hayatı boyunca çektiği sıkıntıların içerisinde Bektaşi Dergâhlarındaki sıkıntılar olarak ifade edilir. Dergâhlara sokulmak istenmediği dergâhtaki babalar tarafından kıskanıldığı ve Bektaşilik yıllarında dergâh babaları ile uğraşmak zorunda kaldığı hem şiirlerinden hem de hayatına dair yansıyan bilgilerden ortaya çıkmaktadır..

Tasavvufla tasavvuf üstatlarının eserleri ile yakından ilgilenmiş, hece ve aruzla yazdığı veya irticalen söylediği deyişlerle koca bir divan meydana getirmiştir. Yunus'un sevgi ve birlik duygusuna, Nesimi'nin sertliğine, Kaygusuz'un hiciv ve istihzasına, Pir Sultan’ın cesaretine bu dünyadaki deyişlerde bol bol rastlamak mümkündür..

Harabı , Alevi, Bektaşi geleneğinde çok etkili olan çok sevilen şiirleri çok okunan bir şairdir. “Bütün alevi törenlerinde, cem ayinlerinde zakirler sazlar eşliğinde Harabi’nin deyişlerini büyük bir coşkuyla okudular ve aleviler  huşu içinde bugüne kadar zevkle dinledi ve dinliyorlar.”[10]


DIVANI

Harabı’nın kendi el yazısı ile meydana getirdiği divan 570 sahifelidir. Bu el yazma divani inceleyen Nejat AN Harabinin el yazma divanını şu şekilde anlatmaktadır. "Edip Harabi Divani İstanbul’da Süleymaniye kütüphanesinde, Ihsan Mahfi kitapları arasında 98 numarada kayıtlı bir yazmadır. Şiirlerin yazılı olduğu defter arada bir sahifeleri başka renkte olan, ilk otuz sahifesi dış kenarından fare yangına uğramış, kalın bir defterdir. Şiirler gelişi güzel bir sırayla yazılmıştır. Sonda bir fihrist var. Bu fihristte, şiirlerin ilk mısraları ile, bunların hizalarında: aşıkanedir, rindanedir, hezeldir, nefestir, kafirinedir, mersiyedir, hicvimizdir, felekten şikayettir, vahdet-i ilahidir, berayi latife söylenmiştir, hakimanedir, duadan ibarettir”.[11]

 

Şiirleri aruzla ve hece ile yazılmıştır. Sairin bu iki vezne de çok alışık olduğu hâkimiyetinden anlaşılıyor. Uyakları kimi zaman göz için, kimi de kulak içindir. Rediflere rağbeti verdir. Nazım sekilerlini maksadına göre seçmekte ustadır.

Onun kaleme aldığı nefesleri, yalnız Türkiye’de değil, ülkemizin sınırlarının ötesine,  Arnavutça ve Rumca söylenen nefesleri vardır. Bulgaristan`da ki dergâhlarda ondan övgüyle bahsedilir.[12]  Harabi’nin şiirlerinde kendisinden önce yaşamış Tekke ve zaviye şairlerinin etkisi elbette ki bulunmaktadır.  Onun şiirlerinde Seyid Nesimi, Kaygusuz Abdal’ın hicivli dilini,  Pir Sultan Abdal’ın şiirlerindeki edayı görebilmek mümkündür.

Edip Harabı, tasavvuf konularında olduğu kadar hiciv alanında da usta ve tecrübeli bir sair olarak dikat çeker. Kaygusuz Abdalın yolundan giden bu şiirlerinde ham softaları eleştirmiş ve hicvetmiştir. Üstelik Hicviyelerinin üstünde, kime niçin ve ne zaman yazıldığını gösteren notların bulunması;  bu hicivlerin daha da ilginç hale gelmesine vesile olmaktadır.

 

VAHDETNAME

 

Harabi`nin  bütün nefeslerinin taçlaması olarak bilinen ve her dem söylenip okunan 28 kıtalık VAHDETNAME’Sİ vardır.  Her alevi kızılbaş piri  bütün cem törenlerinde talipleri ile muhabbet ederken bu nefesten mutlaka örnek verirler.[13]

 

 

HARABI IÇIN YAYINLAR

Harabi ilk şiirlerini Saadet gazetesinde yayınlamaya başlamıştır. Yayınlanmış veya yayınlanmamış şiirleri Bektaşiler arasında çabucak yayılmış, bestelenmiş, sazla ve sözle Türkiye'nin her tarafında söylenir hale gelmiştir. Izmir'li Hüseyin Hüsnü Erdikut Baba'nin yazdığına göre Rıza Tevfik’in de mürşidi olmuştur.[14]

Harabi, dili çok iyi kullanan bir derviş âşık olarak dikkat çekmiştir.  Daha hayatta iken bir hayli meşhur olduğu, Bektaşi dergâhlarında şiirlerinin okunduğu,  şiirlerinin o yıllarda bile Anadolu’nun en ücra köşelerindeki Bektaşi Tekkelerinde dilden dile dolaştığı aşikârdır. Örneğin 1934 doğumlu olan Sivaslı Âşık Musa Merdanoğlu Şarkışla’daki köylerde ve Bektaşi dergâhlarında Harabi Baba’dan deyişler dinleyerek büyüdüğünü ifade etmektedir. [15]

Harabı hakkında ilk defa geniş bilgi veren ve onun şiirlerinden bir kaç örnek veren kişi, Saadettin Nüzhet Ergun’dur. 1930 yılında devlet matbaasında basılıp Maarif Vekâletince yayınlanan Bektaşi sairleri adındaki kitabin 79-115 sayfaları Harabiye ayrılmıştır.[16]

Saadettin Nüzhet Ergun'nun bu kitabi sonradan Maarif Kütüphanesi tarafından Bektaşi-Kizilbas-Alevî Sairleri ve Nefesleri adi ile yayınlanmış ve 2 basım ve 3 ciltte 251-265 sayfalar Harabiye ayrılmıştır.[17]

1950 yılında, Izmir'li H. Hüseyin Erdikut "Edip Harabi'nin Divani" adi ile 74 sayfalık bir kitap yayınlamıştır. Bilgi Matbaasında basılan bu kitaptaki kısa ön sözünde Harabi'den övgüyle söz etmiştir.

Şevki Koca / Dursun Gümüşoğlu Harabi’ye ait olan el yazma ve ski harflerle yazılmış olan 570 sayfalık defterini yeni yazıya çevirerek ve  orijinali gibi 570 sayfalık bir kitap haline dönüştürmüşlerdir.  

Kemal Üçüncü, Ahmed Edip Harabi Baba Divanı inceleme ve metin, Akara, 2012   iki citlik bir eser yayımlamıştır.

Alevilik Araştırmaları Dergisi, Ahmed Edip Harabi - Baba Divanı ( Cilt 1 & Cilt2)nı iki cilt halinde bastırmıştır.  

 

İçeriz Şarap

Ey zahit saraba eyle ihtiram
Müslüman ol terk et bu kilükali
Ehline helaldir na-ehle haram
Biz içeriz bize yoktur verbali

Sevaba girmek çün içeriz sarap
Içmezsek oluruz duçar-i azap
Senin aklin ermez bu baska hesap
Meyhanede bulduk biz bu kemali

Kandil geceleri kandil oluruz
Kandilin içinde fitil oluruz
Hakki göstermeye delil oluruz
Fakat kör olanlar görmez bu hali

Sen münkirsin sana haramdir bade
Bekle ki içesin öbür dünyada
Bahs açma HARABI bundan ziyade
Çünkü bilmez haram ile helali

 Aşık Harabi Baba Şiirleri


KAYNAKÇA


  • [1] Sefer Aytekin ,HARABI VE DEYISLERI ,.turkuler.com/ozan/harabi.asp
  • [2] Sefer Aytekin ,HARABI VE DEYISLERI ,.turkuler.com/ozan/harabi.asp
  • [3] Hasan  Kılavuz, Aşık Harabi, http://kiblesi-insan-olanlar.com/index.php?id=27&tx
  • [4] Sefer Aytekin ,HARABI VE DEYISLERI ,.turkuler.com/ozan/harabi.asp
  • [5] Sefer Aytekin ,HARABI VE DEYISLERI ,.turkuler.com/ozan/harabi.asp
  • [6] Hasan  Kılavuz, agy.
  • [7] Hasan  Kılavuz, agy.
  • [8] Hasan  Kılavuz, agy.
  • [9] Hasan  Kılavuz, agy.
  • [10] Hasan  Kılavuz, agy.
  • [11] Sefer Aytekin ,HARABI VE DEYISLERI ,.turkuler.com/ozan/harabi.asp
  • [12] Hasan  Kılavuz, agy.
  • [13] Hasan  Kılavuz, agy.
  • [14] Sefer Aytekin ,HARABI VE DEYISLERI ,.turkuler.com/ozan/harabi.asp
  • [15] http://www.edebiyadvesanatakademisi.com/edebiyad/1001-musa_merdanoglu_hayati_ve_siirleri.html
  • [16] Sefer Aytekin ,HARABI VE DEYISLERI ,.turkuler.com/ozan/harabi.asp
  • [17] Sefer Aytekin ,HARABI VE DEYISLERI ,.turkuler.com/ozan/harabi.asp
  • [18] http://www.bektasi.net/edipharabi.html
 
       Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.
Bu Edebiyat Türüne Yapılan Yorumlar
İbrahim ÇELİKLİ   (0 kişi beğendi.)
23 Mayıs 2013 / 19:27
Puan :

bir ara basit bir tartışmaya neden olmuştu sayfamda.. sonra düçarı azab olmuşduk da işte O dedim yayınladım sanırım bu çalışma Sayın Kuzucular'a ait kendisine ve ESA'ne teşekkürler

Yazıya Edebiyat Türüne Yorum Yaz
Yorum yazmak için üye girişi yapınız...