edebiyad Ve Sanat Akademisi
 

Üye Girişi

Duyurular
» İlave Sitemiz http://www.edebiyadvekitap.com/ hizmetinizdedir. Oraya da üye olarak yazı şiir, kitap eleştiri, özet ve incelemelerinizi paylaşabilirsiniz.

» Değerli arkadaşlarımızın kurban bayramını kutlar herkse sağlık dolu nice bayramlar dileriz.

» Değerli Arkadaşlar, Çeşitli nedenlerden dolayı yazı ekleyemediğiniz sitemiz hazır hale gelmiştir. Artık yazı ve şiirlerinizi paylaşabilirsiniz.

» Lüften Sitemize Uyduruk isimler ve Nıckler ile üye olmayınız. Bu tip üyelikler silineceğinden lütfen bizi uğraştırmayınız.

» Sitemize Üye olarak Belge Yollayabilir, Kaynak ve yazar adını kullanmak kaydıyla Yöneticilerimize başvurarak kopya alabilirisiniz

»  ESA'ya üye olmayan ve ESA ya katkıda bulunmayanların YAZI indirme talepleri karşılanmayacaktır. Emege Saygı Lütfen

» ARAMIZA YENİ KATILAN ÜYELERİMİZ:Edebî yâd ederek, edebiyat ve sanat için sağladığımız kaynaklarımız ve paylaşımlarımızla,ülkemiz kültür ve sanatı adına yola çıkan bu kervana katılmanız bizleri mutlu etmiştir. hedeflediğimiz her menzilde birlikte olabilmeyi temenni ederiz sevgilerimizle...

» ESA'nın Özgün ve Akademik Yazılarını çalan Kaynak ve Yazar adı vermeyen siteler ve şahıslara telif haklarıınca dava açılacaktır. Çaldığınız yazılarımızı silin.

Aşık Dertli Hayatı ve Şiirleri ( Geredeli)
Anasayfa - Edebiyat - Aşık Edebiyatı Aşıklar
Genel Değerlendirme :
Yazan : Şahamettin Kuzucular
27 Mayıs 2011 Cuma
 

AŞIK DERTLİ 

( 1872- 1846 ) 

Dertli son zamanlara kadar hakkında pek çok şey bilinmeyen bir halk ozanıdır. Dertli hakkında il çalışmayı   Ahmet Talat Onay ( 1920 den sonra )  Daha sonra  da Cahit Oztelli 1953 yıllarında yapmışlardır. Cahit öztelli Seyrani ve Âşık Dertli adında bir eser yayınlamış ve onu tanıtmıştır.  Daha sonra da hakkındaki en derli toplu çalışmayı Şemsettin Kutlu yapmış onun şiirlerini toparlamış Ahmet Talat Onay’ın derlediği notlara dayanarak hayatı hakkındaki bilgileri de derleyip toparlamıştır.

Bu yazımızdaki bilgiler de aşağı yukarı bu üç araştırmacının ortaya koyduğu bilgilere dayalı olarak hazırlanmıştır.

Âşık. Asıl adı İbrahim’dir. Gerede’nin Çağa bucağının Şahnalar (yeni adı Reşadiye) köyünde doğmuştur. Bayraktar Ali Ağa adlı bir çiftçinin oğludur ve asıl adı ise İbrahim’dir. [1] Aşık Dertli’nin hayatı babasının ölümü üzerine alt üst olacaktır. Dört kardeşi olan Dertli’ye babası yetecek kadar tarla bırakmıştır. Fakat Bucak ayanı olan Hendekçioğlu Halil Ağa, Dertli’nin babasından kalan tarlaları Dertli’nin elinden zorla alır. [2] O zamanki şartlar içinde derebeylerine ve ayanlara karşı gelmek mümkün değildir. Bunları hazmedemeyen ama Halil Ağa’ya da karşı çıkamayan Dertli köyünü terk etmek zorunda kalır.

Babasının ölümünden sonra başka bir köyde baba dostu olan birisinin yanına giderse de orada bir müddet çobanlık, çiftçilik yaptıktan sonra 25 yaşında iken  İstanbul’a ilk kez gelmiştir. Fakat III. Selim devrinde İstanbul’a dışarıdan gelenlere fazla kalma ve barınma şansı verilmemektedir.  Burada da barınamadığı için Anadolu’ya geçip kasaba kasaba dolaşmıştır.  İstanbul’dan geldiği Konya’da üç yıl kahveci çıraklığı yapar ve bu sıralarda Mevlevilik ile tanışır. Fakat Mevlevilik gezgin isyankar ruhlu, delişmen mizaçlı, hareketli bir ruha sahip olan Dertli’nin karakterine pek uygun düşmemektedir. Ama Konya’da Aşık Şem’i [3]ve Aşık Sururi gibi aşıkların yeşerttiği bir ortam vardır. Konya’da eski buğday pazarı ve Türbe yanlarındaki kahveler âşıkların toplanma yeridir. İhtimal ki buralarda Konyalı Aşık Şem'i , Aşık Sururi veya dostları ile de tanışmış ozanlık geleneği hakkında Konya’dayken çok şey öğrenmiştir.

Konya’da aradığını bulamayınca sırasıyla Halep, Şam, Mısır’a kadar gitmiştir. Bu seyahatleri sırasında Bektaşi Gruplarına karışır ve Bektaşiler ile dolaşamaya onlar gibi yaşamaya başlar.  Gittiği Mısır’ seyahatinde on yıl vakit geçirmiş, Ankara’ya da uğramış sonunda çaresiz bir şekilde tekrar köyüne dönmüştür.  Kaynaklar Dertli’nin Mısırdan dönüp köyüne geldikten sonra evlendiğini yazar.[4] Köye dönüp evlendiğinde Aşık Dertli kırk yaşlarındadır.

 Şemsettin Kutlu’nun görüşüne göre bu yıllarda Dertli Mahlasını çok der çekmesinden dolayı kullanmaya başlar Dertli’nin ilk şiirlerinde kullandığı mahlası ise Lutfi dir.

Fakat iki yıl köyünde zar zor durabilen şair daha fazla dayanamayarak yerini yurdunu eşi ve iki çocuğunu bırakarak köyünden yine çıkar. (Eyup AKMAN, agy, ( 2004) bakü)  1825 yılında yaklaşık olarak elli üç yaşında iken yeniden İstanbul’a gider. Tavukpazarı, Beşiktaş ve Tahtakaledeki âşıklar kahvelerinde çalıp söyleyerek adını duyurur. Konaklarda da ünü yayılınca Eski Bolu mutasarrıfı Hüsrev Paşa ile de tanışır ve o’nın sayesinde II. Mahmut’un divanına kadar ulaşır.[5] Sultan II. Mahmud’a yakın olmak için şiirler sunar. [6] Ona şiirler söyleyerek padışahın gönlünü kazanır. Bu şiir Fes konulu bir şiirdir. Ve o sıralarda II. Mahmut kavuğu yasaklamış Fes giymeyi getirmiştir. İhtimaldir ki padışah’ın huzuruna çıkmak için Konya’da iken tanışmış olması gerektiği Aşık Sururi ve Aşık Şemi’nin de yardımlarını görmüştür. II. Mahmut saz şairlerini seven onlara değer veren bir padışah’tır bunun üzerine ona (1826) yılında Çağa âyanlığı verilir. Bu Âşık Dertli için müthiş bir fırsat ve Çağa Ayanlarından gördüğü zulme karşılık müthiş bir zafer ile intikamdır.  (1827) fakat vergileri devlete devret­mediği için ve içkiye düşkünlüğünden dolayı [7]bir sene sonra Çağa ayanlığından azledilir.  

Bu hayat öyküsü sıralamasında ne zaman okuryazar olduğu divan edebiyatı ile Arapçayı ne zaman öğrendiği konusu yerine pek oturmamaktadır. Fakat beli olan bir şey vardır ki Dertli okuryazar, Arapçayı kısmen de olsa bilen aruz ölçüsüne divan şiirine ve divan şiir öğretilerine belli bir düzeyde de olsa vakıf olan bir şairdir.

Yerleşik hayat tabiatına uygun olmadığı için tekrar seyahate çıkar, .Sivas , Zile,Amasya , Çankırı ve Ankara ’da zengin konaklarının saz­lı sözlü toplantılarına katılır.

1840 yılında geçirdiği bir bunalım sonucu Bilecik Gölpazarı’nda boğazını keserek intihar etmeye kalkışır.[8] Ankara’da  âşıkları kollamakla ve himayesine almakla meşhur olan Alişan Bey’in himayesine girip konağına yerleşir. Alişan Bey, âşıkları koruyup kollayan, münevver, şiiri edebiyatı seven, bir ara Diyar-ı Bekir Voyvodalığı da yapmış olan Ankara eşrafından birisidir. Bu konak ve Alişan Bey pek çok halk ozanını ağırlamış ve konuk etmiştir. Bu ozanların içinde Erzurumlu Emrah  da vardır.[9] Çok büyük ihtimalle Emrah ile bu konakta karşılaşmış ve tanışmış olmalıdır. Çünkü bu yılladrda Emrah ‘da o konaktadır. Ve Alişan Bey Ölene kadar bu konakta kalmıştır.

1845 ya da 1846 yılında Ankara’da  Alişan Beyi saçlarından öptükten sonra oradakilerle tek tek vedalaşıp bir hasıra uzanarak öldüğü rivayet edilir.[10] Mezarının Ankara’da Koyun pazarı yolunda olduğu yol yapımı esnasında bu mezarının kaybolduğu söylenmektedir.

Mezarının yıkılıp kaybolması üzerine yıkılması üzerine doğduğu yer olan Grede de Gerede yolu üzerinde bir  anıtmezar yapılmıştır.

Dertli 19. Yy ı ozanları içinde Seyrani Ve Emrah’tan sonra en tanınmış olan halk ozanıdır. Birkaç çırak da yetiştirmiş olan Dertli çağında da çok sevilmiş, divanı taş baskı olarak d basıldığına göre oldukça sevilmiştir.

 BEKTAŞi , tarikatına girmiş, Tasavvufi  şiirler de yazmıştır. Bektaşi geleneğine bağlı olan aşığın şiirlerinde toplumsal yergi, toplumun, ahlak, tutum, sosyal hayat ve sosyal dayanışma gibi çeşitli yönlerden aksayan yanlarına yönelik eleştirileri eserlerinde önemli yerler tutar.


Meslekte yetişmiş bir Âşık idi. Okur-yazar olduğu için Divan Şiirini de incelemiş, bu edebiyattan faydalanmıştır.

Dertli hakkında il çalışmayı   Ahmet Talat Onay ( 1920 den sonra )  Daha sonra da Cahit Oztelli 1953 yıllarında yapmışlardır. Cahit öztelli Seyrani ve Aşık Dertli adında bir eser yayınlamış ve onu tanıtmıştır.

 Çağının öbür saz şairleri gibi aruz ölçüsü ile gazeller, divanlar, kalenderiler de yazmıştır.  19 yy.ın pek çok halk ozanında da görülen bu durma göre Dertli’nin şiirlerinde de divan şiirine ve şairlerine karşı bir heves gözükmektedir. Çağdaşı olan medrese eğitimli diğer halk ozanlarına benzemeye çalışarak Dertli de divan şairlerini ve şiirlerini taklit eden şiirler yazmış, bazı şiirlerinde aruz ölçüsünü ve divan şiir nazım biçimleri ile beyit sistemini de kullanmıştır. Ne varki Aruzla yazdığı şiirlerde kusurlu bir nazım tekniği kullandığı, dil ve anlatım yönünden başarılı olmadığı gözükmüştür. Onun değerli olan şiirleri hece ölçüsü, halk dili, ve halk şiir tarzı ile yazmış olduğu şiirler olmuş, ustalığını ve sanatını bu tip şiirlerinde belli etmiştir.

Bir halk şair olarak baktığımızda çağının en büyük halk ozanlarından biri sayılabilecek kadar başarılıdır. Derli alaycı dili, usta tespitleri kolay ifade etme ve ince alaylı mizahi dili ile başarılı bir halk ozanıdır.

Daha çok şathiye türünde yazdığı softalığı, yobazlığı, cahil davranış ve tutumları eleştiren şiirleriyle tanınmıştır.  Toplumun cühela, bağnaz, tutucu, komik ve mantıksız yönlerine yönelik taşlamalarıyla ünlüdür.

Şiirle­rinde FUZULİPir Sultan, Aşık Ömer(17yy) ve GEVHERİ ‘nin te­sirleri vardır. ARUZ ile yazılan Gazel, divan,Kalenderileri de bulunmakla birlikte asil değeri HECE ölçüsü ile yazdığı halk edebiyatı geleneklerine uygun olan koşma ve semailerinde görülür.  Aruz ile ayzdığı şiirlerinde Arapça sözcük ve tamamlalar da kullanmıştır. Hece ile yazdığı şiirlerinde kuvvetli bir lirizm, temiz ve sürükleyici bir üslup vardır. Daha hayatta iken şöhret sahibi olmuş, pek çok halk şâirince usta kabul edilmiştir.

Aşık Dertli‘nin dîvanı hem eski hem de yeni yazı ile basılmıştır [Dertli Dîvanı, taş basma, h. 1329; Ahmet Talât, Âşık Dertli Hayâtı ve Dîvânı, 1928; Fuat Köprülü, Türk Saz Şairleri, c. III, 1940

 


HAKKINDA BİBLİYOGRAFYA

  • Ahmed Talat Onay; Aşık Dertli - Hayatı, Divanı (Bolu -1928); (Osmanlıca)
  • S. Nuzhet Ergun Bektaşi Şairleri, İstanbul 1939,
  • Şemseddin Kutlu; Dertli, Kültür ve Turizm Bakanlığı (Ankara-1988); 
  • M. Fuad Köprülü, Saz Şairleri (Ankara-2004), 679; 
  • Mehmet Berberoğlu, Dertli (Bolu-1955).
  • Türk Dili ve Edebiyat Ansiklopedisi, Dertli, İbrahim (İstanbul-1977), 2/ 253-255; 
  • TDV İslam Ansiklopedisi, Dertli (İstanbul-1994), 9/186-187; 
  • İbnü’l-Emin Mahmud Kemal İnal, Son Asır Türk Şairleri (Ankara-2000), c.3 / 1248-1252.
  • Türk Dili ve Edebiyat Ansiklopedisi, Dertli, İbrahim (İstanbul-1977), 2/ 253-255; 
  • Ali Abbas Çınar, Âşık Dertli bibliyografyası: hayatı, sanatı ve şiirlerinden örnekler, Kültür Bakanlığı, 1990
  • H.Nezihi Okay (der.),  Bolu’lu Dertli Divanı-Hayatı ve Şiirleri, 1958.



KULLANDIĞIMIZ KAYNAKÇA 

  • [1] Eyup AKMAN, SIK DERTLI VE SOSYAL ICERIKLI SIIRLERI UZERINDE BIR TAHLIL DENEMESI, Azerbaycan Devlet Üniversitesi İlmi Nazri Mecmuası, Medeniyet Dünyası, Bakü, 2004, shf-235- 260
  • [2] Eyup AKMAN, SIK DERTLI VE SOSYAL ICERIKLI SIIRLERI UZERINDE BIR TAHLIL DENEMESI, Azerbaycan Devlet Üniversitesi İlmi Nazri Mecmuası, Medeniyet Dünyası, Bakü, 2004, shf-235- 260-
  • [3] Ş. Kuzucular, Konyalı Aşık Şem'inin Hayatı ve Şiirleri, edebiyadvesanatakademisi.com/
  • [4]  Nuri Yüce, Dertli, TDV İslam Ansiklopedisi, Dertli (İstanbul-1994), 9/186-187;
  • [5] Nuri Yüce, Dertli, TDV İslam Ansiklopedisi, Dertli (İstanbul-1994), 9/186-187;
  • [6] Bekir Karadeniz, Aşık Dertli, http://ozanlar.biz/dertli.html, son erişim 21-07 2012
  • [7] Nuri Yüce, Dertli, TDV İslam Ansiklopedisi, Dertli (İstanbul-1994), 9/186-187;
  • [8] Bekir Karadeniz, Aşık Dertli, http://ozanlar.biz/dertli.html, son erişim 21-07 2012
  • [9] Şahamettin Kuzucular, Erzurumlu Emrah Hayatı ve Edebi Kişiliği, edebiyadvesanatakademisi.com.
  • [10] Bekir Karadeniz, Aşık Dertli, http://ozanlar.biz/dertli.html, son erişim 21-07 2012





ŞİİRLERİNDEN SEÇMELER


Kurban Olduğum

Gel bizim bahçeye gez seher vakti
Ahu bakışına kurban olduğum
Tercan seli gibi taşmış bendinden
Coşkun akışına kurban olduğum

Yarim bahçesinde esiyor yeller
Değmesin hoyratlar esiyor yeller
O kalem parmaklar kınalı eller
İnci takışına kurban olduğum

Sineleri aktır bir oğul balı
Dile getiriyor ahrazı lalı
Kuşanmış yeşili bağlamış alı
Tavus nakışına kurban olduğum

Bir ay gibi şavkı vurmuş obaya
Seni gören aşık düşer sevdaya
Çekmiş barhanayı gider yaylaya
Keklik sekişine kurban olduğum

Daimi’yim deniz misin ağ mısın
Çiçek açmış bahçe misin bağ mısın
Sen bir volkan mısın yanardağ mısın
Beni yakışına kurban olduğum



Abdallığın Binasını Sorarsan

Abdallığın binasını sorarsan 
Allah bir Muhammed Alî abdaldır 
Hakıykat ilminin aslın sorarsan 
Cümle ululardan ulu Abdaldır. 

Ben bu Abdallıktan gerüye kalmam
Tuttum Abdallığı elden bırakmam 
Hem Hadîce hem Fatîma hem Selman 
Kemer-bestelerin beli Abdaldır 

Muhammed kırklara bir hayal gördü
Ol hayal ne imiş aslına erdi
Firdevs-i a'lâdan içeri girdi
Öten bülbüllerin dili Abdaldır

Muhammed kırklara belî bes dedi
Alî'yi görünce Allah dost dedi
Hak Muhammed Abdal olmak istedi
Muhammed Alî'nin yol Abdaldır

Dertli kemter anladın mı hisabı
Seyyid Battal Gazi Abdülvehhâb'ı
Hem doksan bin halifenin sahabı
Hünkâr Hacı Bektaş Velî Abdaldır.



Aşk Ehline Derman Sordum Âlemde

Aşk ehline derman sordum âlemde
Ne Eflâtun bilir ne Lokman yazar
Erbâb-ı aşk olan kalır matemde
Anların ahvâlin perişan yazar

Bulunmaz âlemde böyle dilrubâ
Aşk ü muhabbeti başlara belâ
Münkiri öldürmek sevaptır ammâ
Zâlim kadı üstümüze kan yazar

Dertli aşk yolunda olmuştur gulâm
Mastur cebîninde harf-i eliflâm
Hâkimler hakkında yazamaz ilâm
Yazarsa fermanım Âlîşan yazar



Bâd-ı Sabâ Benim Hasb-i Hâlimden

Bâd-ı sabâ benim hasb-i hâlimden
Varıp nazlı yâre dedin, ne dedi
Cünun-u aşk ile âşık-ı şeyda
Geziyor avâre dedin, ne dedi

Ne vakt idi dost iline varışın
El bağlayıp divanına duruşun
Derdiment Dertli'yi anıp soruşun
Gamzesi gaddâre dedin, ne dedi




Bahar Seli Gibi Dağlar Başında

Bahar seli gibi dağlar başında
Gör nice duruldum nice bulandım
Bir dârüşşifâdan boşanmış gibi
Sürüyüp zinciri hayli dolandım

Ömrüm helâk ettim dehrin peşinde
Yüz bin çile vardır her bir işinde
Hicran ocağında aşk ateşinde
Ciğer-kebâb oldum gör nice yandım

Gâhi sâil gibi düştüm yollarda
Gâh Mecnun kıyafet gezdim çöllerde
Bir kısmet cem'ine gurbet illerde
Çok meşekkat çektim çok yuvarlandım

Bıktım o sofunun ibâdetinden
Geçtim o tekkenin kerâmetinden
Usandım mürşidin icâzetinden
Çile-i felekten bezdim usandım

Himmeti bu imiş bize pirlerin
Hizmetini ettim nice mirlerin
Hayli müsellemin çok vezirlerin
Sâyesinde bir Dertli'lik kazandım



Deli Poyraz Gibi Es Kara Bahtım

Girdab-ı mihnette kapandın kaldın
Vermedin bir yandan ses, kara bahtım! 
Anladım gafilsin, uykuya daldın
Deli poyraz gibi es, kara bahtım!

Alemde bir candan korkulmaz iken
Pençenden kimseler kurtulmaz iken
Aslana kaplana yırtılmaz iken
Dedirttin tilkiye pes, kara bahtım!

Dertliye çıkar mı bu işin ucu
Şimdi farkeden yok altını, tuncu
Evvel beğenmezdin mesti, papucu
Verdirdin çarığa mes, kara bahtım!



Ela Gözlerini Sevdiğim Dilber

Ela gözlerini sevdiğim dilber
Güzeller cefadan niçin usanmaz
Ne cefadan kaçar ne de rahmeyler
Haktan haya edip kuldan utanmaz

Düşüp gam-ı hicre berbad olanda
Bülbül gibi işim feryad olanda
Bir çeşm-i Şirin'e Ferhad olanda
Figan ü ahıma dağlar dayanmaz

Himmet bize Musa aleyhisselam
Bu aşk u sevdayı ben nasıl kesem
Dertli yar yoluna can verir desem
Gelse mezarımı görse inanmaz



Hatırlayıp Sorar M'ola Halimden

Hatırlayıp sorar m'ola halimden
Kirpikleri kara,kalem kaşlı yar
Zikri, fikri gitmez benim dilimden
Anadan gülmedik, garip başlı yar.

Aşk atına binmiş olsan yarışmaz,
Gözüm kanı deryalara karışmaz
Çoktan beri küsülüdür barışmaz
Benim ile mercimeği taşlı yar.

Dertli, zelil -sefil gurbet ellerde
Beyhude şöhreti gezer dillerde
Paşam gelir diye gözü yollarda
Elleri kınalı gözü yaşlı yar




Havalanma Telli Turnam

Havalanma telli turnam
Uçup gitme yele karşı
Zülüflerin tel tel olmuş
Döküp gitme yele karşı

Davlumbaza vur turayı
Dünden avladık burayı
Getir oğlan boz kulayı
Binem gidem yare karşı

Şahinim var bazlarım var
Ördeğim var kazlarım var
Yare tenha sözlerim var
Diyemem agyâra karşı

Dertli der ki dünya fani
Seni seven n’eyler malı
Yakışmazsa öldür beni
Yeşil giyin ala karşı




Kalem Kaşlı Yar

Hatırlayıp sual etmez halimden
Kirpikleri kara kalem kaşlı yar
Zikr ü fikri gitmez benim dilimden
Anadan gülmedik garip başlı yar

Esb-i aşka süvar olsam yakışmaz
Hun-i didem deryalara karışmaz
Çoktan beri küsülüdür barışmaz
Benim ile mercimeği taşlı yar

DERTLİ seril sefil gurbet ellerde
Beyhude şöhreti gezer dillerde
Paşam gelir deyü gözü yollarda 
Elleri kınalı gözü yaşlı yar




Kalenderi

İkbale zeval erse ne var,sende kemal var
Mağrur-ı kemal olma ki ardınca zeval var

Her bir kişinin talii devlette bir olmaz
Bir lokması yoktur ki yesin bunca rical var

Ahval-i perişanımı hiç de sorma efendim
Vallahi beğim boynuna, bu işte vebal var

Tek başıma olsam şaha gedaya kul olmam
Viran olası hanede evlad ü ıyal var

Dur olmayı ister mi kişi öz vatanından
Ey DERTLİ-i biçare bu esrarda ne hal var



 
Koşma (Bana Olan Cefa Senden Değildir

Bana olan cefa senden değildir
Benim kendi bahtım kara sevdiğim
Sana meyil vermek benden değildir
Gönül düştü nedir çare sevdiğim

Bir gonca almışım cemal bağından
Bülbül veş yad oldum gül budağından
Müjgan oklarından hasret bağından
Ciğerciğim pare pare sevdiğim

Senin gibi canane kurban olursam
Terk-i vücut terki cihan olursam
Bir gün dü çeşminden nihan olursam
Garip Dertli diye ara sevdiğim




Koşma (Harâba Kul Olduk)

Harâba kul olduk bezm-i elemde
Abat olsak da bir, olmasak da bir!
Düştük çare nedir dâma âlemde
Azat olsak da bir, olmasak da bir!

Aşk oduna yanmış ciğer-kebabız
Hicr ile giryânız, dide pür-abız
Yapılmış, yıkılmış, hane-harabız
Bünyat olsak da bir, olmasak da bir!

Bir Şirin elinden aşk meyin içtik
Hak ile batılı farkedip seçtik
Varlık dağlarını deldik de geçtik
Ferhat olsak da bir, olmasak da bir! 



Ey Dertli âlemde biz şah-ı diliz

Hak'tan hakikatten âgâh-ı diliz 
Tarik-i esrâra ervah-ı diliz 
İrşat olsak da bir, olmasak da bir!
Minnet Eyledikçe Aksine Döner

Minnet eyledikçe aksine döner
Etmeyelim çark-ı devrana minnet
Geceler muhabbet şem'ası yanar
Hacet değil mah-ı tabana minnet

Ezberden okuduk aşk kitabını
Anladık sofunun her sevabını
Saki sundu bize hayat abını
Kalmamıştır ab-ı hayvana minnet

Müminler işine münafık şaşa
Münkirler başını ko vursun başa
Kanaat tacını giyince başa
Ne sultana minnet ne hana minnet

Erenler bezmine girmez namahrem

Bu yolda baş veren olurmuş mahrem
Dost derdinden buldu derdine mehrem
Dertli etmez gayrı dermana minnet




Ne Çare Çekmeli Aşk Belâsıdır

Yâr neden hazzeder, neden hoşlanır
Bilmem en güzel nenin, müptelâsıdır
Gönül kâh soyunur, kâh ateşlenir
Ne çare, çekmeli, aşk belâsıdır.

Sefine-i aşkım engine saldım
Gidab-ı mihnette eğlenip kaldım
Yüz bin aman dedim bir buse aldım
Hâsılı ömrümün kan pahasıdır.

Canlar feda olsun ahu veş göze
Hiç doymak olur mu bu şirin göze
Bin tekellüm ettik, kalmadı yüze
Bilmem o yâr kimin aşinasıdır.

Dertli vazgelir mi ol mehcebinden
Yahşi haber aldım öz nesebinden
Verdiği buseler lâl-i lebinden
İftar-ı vaslının diş kirasıdır.




Ok Gibi Hublar

Ok gibi hublar beni yaydan yabana attılar
Bilmediler kadrimi ucuz pahaya sattılar
Neydi vaktında güzeller buseler vadettiler
Bir söz ile hasılı şu gönlümü aldattılar

Hani ya sadık deyu methettiğin ol nevcivan
Dün gece o dilberi bir badeye oynattılar
Gördüm o huri sıfat ağyar ile ülfet eyler
Hasetinden Derdli'yi toplar gibi patlattılar



Sakiya Camında Nedir Bu Esrar


Sakiya camında nedir bu esrar 
Kıldı bir katresi mestane beni 
Şarab-ı lalinde ne keyfiyet var 
Söyletir efsane efsane beni. 


Refet nikabını ey vech-i enver
Zulmette gönlümüz olsun münevver
Şarab-ı lalinin lezzeti dilber
Gezdirir meyhane meyhane beni.

Aşıkın çok bela gelir başına
Tahammül gerektir adu taşına
Şem -i ruhsarına aşk ateşine
Yanmada seyretsin pervane beni.

Bakmazlar Dertli'ye algındır deyu
Hakikat bahrine dalgındır deyu
Bir saçı Leyla 'ya mecnundur deyu
Yazdılar deftere divane beni.




Semai (Vefasın görmedim)

Vefasın görmedim ol şûha meftûn olduğum kaldı
Düşüp sevdasına âlemde mahzûn olduğum kaldı
Görüp gözyaşına rahm etmedi devletlü sultânım
Döküp âb-ı sirişki dîde pür-hûn olduğum kaldı

Cefâ vü cevrine râzî olurdum ben ol dildârın
Ana vad'etdiğim cân işte, medyûn olduğum kaldı
Ümîdim Derdli'ye dermân edersen der idim hâlâ
Senin derdinle şâhım derdi efzûn olduğum kaldı




Şeytan Bunun Neresinde?

Telli sazdır bunun adı
Ne ayet dinler, ne kadı
Bunu çalan anlar kendi 
Şeytan bunun neresinde?

Abdest alsan aldın demez
Namaz kılsan kıldın demez
Kadı gibi haram yemez
Şeytan bunun neresinde?

Venedik'ten gelir teli
Ardıç ağacından kolu
Be Allahın şaşkın kulu
Şeytan bunun neresinde?

İçinde mi, dışında mı
Burgusunun başında mı
Göğsünün nakışında mı
Şeytan bunun neresinde?

Dut ağacından teknesi
Girişten bağlı perdesi
Behey insanın teres'i
Şeytan bunun neresinde?

Dertli gibi sarıksızdır
Ayağı da çarıksızdır
Boynuzu yok, kuyruksuzdur
Şeytan bunun neresinde?



Yürü Gönül Yürü Dostundan Kalma

Yürü gönül yürü dostundan kalma
Daim hatırını soruver gitsin
Eski düşman sakın dost olur sanma
Arkasından bıyık buruver gitsin

Eğer arif isen dünyadan el çek
Yalan meydan aldı tükendi gerçek
Baktın bir düşmanın seni serecek
Sakalına piyaz veriver gitsin

Ey Dertli bu alem dost düşman olur
Kişi sevdiğine son pişman olur
Öfke baldan tatlı çok ziyan olur
Hayr et yüzün hake sürüver gitsin




Ederler

Üç beş aşık biraraya gelmişler
Onlar birbirine meydan ederler
İkrarından dönmez kavli sadıklar
Hakikat sırrını pünhan ederler

Olaydın onların darına berdar
Cümlesine oldu aklım tarumar
On iki koyunum üç beş kuzum var
Gönül yaylasında cevlan ederler


Dertli bu dertlere düşenden beri
Kimi geri çeker kimi ileri
Çeksem irakibi girmez içeri
Hakikate kuru bühtan ederler.




Perişan

Çıktım yücesine seyran eyledim
Yar ilen gezdiğim eller perişan
Firkat geldi dert eyledim ağladım
Bir ben değil cümle kullar perişan

Firkatin ucunda görünmez dağlar
Aldırdım yavruyu ah edip ağlar
Yıkılmış yapılmış virandır bağlar
Bülbül feryat eder güller perişan


Dertli kulum kendi çalar sazını
Kara topraklara sürer yüzünü
Kimse çekmez gayri onun nazını
Bozuktur perdeler teller perişan


 

 İLGİLİ LİNKLER


Edebiyat Dil bilim, Kültür, Folklor, Geleneksel ve Güzel Sanatlarla ilgili, Tez, yazı, İnceleme, ve Araştırmalarınız Sitemize üye olarak ve  bize başvurarak bu sitede Paylaşabilirsiniz.

 BAŞVURU İÇİN : ESA, İLETİŞİM  veya s_kuzucular@hotmail.com 




 
       Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.
Bu Edebiyat Türüne Yapılan Yorumlar
Bu edebiyat türüne henüz yorum yapılamış...
Yazıya Edebiyat Türüne Yorum Yaz
Yorum yazmak için üye girişi yapınız...