edebiyad Ve Sanat Akademisi
 

Üye Girişi

Duyurular
» Kullanıcılar, üyeler ve tüm dostlarımızın Breaat Kandilini kutlar dualarının kabulünü Yüce Allah’tan niyaz ederiz.

» Değerli arkadaşlarımızın ve kullanıcıların Miraç Kandilini kutlar dualarının kabulunu dileriz.

» Değerli Kullanıcılar Edebiyat ve Sanat kategorilerimiz üyelere kapalı olduğundan araştırmacılar da incelemelerini paylaşamamaktadır. Bu yüzden dileyen akademisyenlere yazı paylaşabilmeleri için yetki verilecektir. Yetki isteyen araştırmacılarımızın yetki için başvurmalarını rica ediyorum. Şahamettin Kuzucular

» Lüften Sitemize Uyduruk isimler ve Nıckler ile üye olmayınız. Bu tip üyelikler silineceğinden lütfen bizi uğraştırmayınız.

» Sitemize Üye olarak Belge Yollayabilir, Kaynak ve yazar adını kullanmak kaydıyla Yöneticilerimize başvurarak kopya alabilirisiniz

»  ESA'ya üye olmayan ve ESA ya katkıda bulunmayanların YAZI indirme talepleri karşılanmayacaktır. Emege Saygı Lütfen

» ARAMIZA YENİ KATILAN ÜYELERİMİZ:Edebî yâd ederek, edebiyat ve sanat için sağladığımız kaynaklarımız ve paylaşımlarımızla,ülkemiz kültür ve sanatı adına yola çıkan bu kervana katılmanız bizleri mutlu etmiştir. hedeflediğimiz her menzilde birlikte olabilmeyi temenni ederiz sevgilerimizle...

Bekri Mustafa Hayatı ve Fıkraları
Anasayfa - Edebiyat - Anonim Edebiyat Mizah Hiciv
Genel Değerlendirme :
Yazan :ESA
27 Mayıs 2011 Cuma
 http://farm4.static.flickr.com/3385/3618204726_8fb4863bf5.jpg

BEKRİ MUSTAFA- TUZSUZ DELİ BEKİR


1593 yılında Kadırga'nın Cinci meydanı ile Küçükayasofya camii arasındaki bir evde dünyaya gelmiştir. babasının hali vakti yerinde olduğu için çocukluğu refah içinde geçmiş,beş yaşında iken Küçükayasofya camii yanındaki mahalle mektebinde eğitime başlamış. burada hıfız  ederek hafız olmuş,sonra da bayazıd medresesi'ne devam etmiştir. sabahları medreseye giderken akşamları da babasının dükkanında yorgancılık işini yüklenmişti.18 yaşında iken annesinin de vefatıyla yalnız kalan genç yorgancı bazı arkadaşlarının da ısrarı ile bu dönemde içkiye başladı. kumkapı'daki agop'un meyhanesi'nin başlıca müdavimleri arasına karıştı. çok geçmeden medreseyi de dükkanı da bir tarafa bırakan mustafa ağa, bütün ömrünü gece gündüz bu meyhanede içki içmekle geçirmeye başladığından bekri  namıyla anılmaya başlandı. 41 yaşındayken hastalanır ve iki üç gün içinde hayata gözlerini yumar. Cenazesi vasiyeti üzerine Balıkpazarı Meyhanelerinin cıvarında bulunan mezarlığa gömülür. Sonra bu Mezarlık kaldırılıp yerine Dükkanlar ve Çarşı yapılır. Bekri Mustafanın bu yalnız kalbi yetmişli yıllarda yemiş adıyla anılan semtin Kasımpaşa sokağında bulunmaktaydı. 1903 yılında çevre esnafı arasında toplanan para ile onarılır. ve baş ucuna bir taş dikilir. Destan olan Bekri Mustafa, geçmiş yaşantımızın en ünlü halk kişisi olarak günümüzdede anılarıyla yaşamaktadır.

uzun boylu,iri yapılı,geniş omuzlu,pos bıyıklı ve güçlü kuvvetli bir adam olan bekri mustafa, son derece zeki,nüktedan ve hoşsohbetti.hazır cevaplığı ve hakbilirliği ile herkesin takdir ve sevgisini de toplamıştı. bekri mustafa'nın bu özelliklerini duyan dördüncü murat,daha şehzadeliği sırasında kendisini nedimleri arasına almış,tahta çıkışından sonra da saraya dahil olmuştu. dördüncü murat,içki yasağını koyduğu yıllarda dahi bekri'nin ayyaşlığını hoş görmüş, kendisinden iltifatlarını esirgememişti.


IV. Murat, içkiyi, tütünü yasaklamakla kalmamış bütün meyhaneleri de yıktırmıştır. Hatta bozaya bile yasak getirmiştir.  “Tatar Bozası” diğerlerine oranla fazlaca tahammür ettirildiğinden 2-3 derecelik alkole sahiptir. Meyhaneler yıktırıldıktan sonra ahali bozahanelere akın etmeye başlayınca, Yüce Hakan durumu öğrenmiş, boza üretimini de durdurtmuştur. Ancak, ne kadar ilginçtir ki, rakı tiryakilerinin piri olan Bekri Mustafa da aynı dönemde yaşamıştır.


Bekri Mustafa’nın Sultan Murat Han’la tanışmasına gelince… Ulu Hakan içki yasağının düzenli olarak uygulanıp uygulanmadığını daha sağlıklı takip edip denetleyebilmek için sık sık tebdil-i kıyafet ederek halkın arasına karışırmış. Günlerden bir gün, çıkmaz sokağın kuytu bir köşesinde birini görmüş. Demleniyor herhalde demiş içinden. Sessizce ve sakince izlemeye başlamış kâfiri. Adam tam şişeyi kafaya dikince, “Bre deyyus ne içersin?” diye haykırmış. Durumun vahametini kavrayan Bekri Mustafa, elindeki şişeyi hemen yere atıp kırdıktan sonra, “Rakı içerim hünkârım, rakı” demiş iki büklüm bir halde ve titrek bir sesle. “Bre deyyus, içkinin, şarabın yasak olduğunu bilmez misin?” diye tekrar kükremiş. Bekri Mustafa, “Bilirim, bilirim sultanım, onun için de şarap içmem rakı içerim”

içten davranışı  Hakan’ın hoşuna gittiğinden “ “Bu bahtsıza dokunmayın, onun zaten içki ile başı belâda” demiş Ardından Bekri’ye dönerek, “Rindane  babacan bir adama benzersin. İç ama ne benim, ne de hiç kimsenin gözüne görünmeden iç.  gördüğüm anda kelleni alırım” demiş.

Bir gün, Bekri Mustafa elinde şişesi ve kadehiyle gizlice içerken yakalanır. İnkârlar, yalvarış ve yakarışlar boşunadır. Tutuklanır ve götürürler kadıya. Elindeki, dibinde biraz rakı kalmış şişeyi gören kadı hiddetlenerek, “Bre mel’un!.. Nasıl içersin o zıkkımı?!..” diye gürler. Bekri Mustafa gayet sakin ve fütursuz bir edayla elindeki şişeyi sol elinde tuttuğu kadehine yaklaştırarak, “Efendim, önce şişedeki rakıyı özenle kadehine doldururum” der ve doldurur kadehini. Ardından, “Sonra da, afiyetle yuvarlarım” der .
 

Tuzsuz Deli Bekir.


BEKRİ MUSTAFANIN TUZSUZ DELİ BEKİR OLUŞU


Anonim edebiyatta önemli bir şöhret bulan ve bir tip haline gelen Bekri motifi sadece fıkraları ile değil halk tiyatrolarımızda da bir tip haline dönüşür. Bekri Mustafa tipi Tuzsuz Deli Bekir adı ile halk ve gölge tiyatrolarımızda klişe bir tip haline gelmiştir. Tuzsuz Deli Bekir tipi ile Bekri Mustafayı bu sebebten aynı tip olarak değerlendirmemiz gerekir.

Bekri, Gedikpaşa’daki  bir meyhanede rakıyı iyice kaçırır. Semtin sakinlerinden biri durumu kolluk kuvvetlerine bildirir. ‘Asesbaşı’ (Bekçi başı) tayfayı toplar ve basar meyhaneyi,. Mekânda da sadece Meyhaneci Baba ve Bekri kalmıştır.. Asesbaşı hiddetle, “Bre haylaz adam, gecenin bu saatinde içip durursun, korkmaz mısın yasaktan sen?” diyerek Bekri Mustafa’nın üstüne yürür ve vurmaya yeltenir. Bekri onu yakaladığı gibi kocaman bir şarap fıçısının üzerindeki  tuzlu balık çavalyesinin içine atar ve çevirmeye başlar.Bekçiyi iyice tuzladıktan  sonra onu bırakıp , sakince rakısını yudumlamaya devam eder.

 http://www.marslogistics.com/logilife/Dergi/Sayi13/img/tuzsuzdelibekir.jpg
Asesbaşı, çavalyenin içinden çıkıp meyhaneyi terk eder. Tesadüf bu ya yolda bir dostunla karşılaşır. Onun serapa tuzlarla sıvanmış halini gören dostu, “Hayrola asesbaşı bu halin ne?” diye sorar. O da gülümseyerek, “Meyhanede, bir tuzcu başı var, halimi çok beğendin ise oraya git  seni de iyice bir tuzlayıversin” der ve yoluna devam eder. Bekri Mustafa’nın ‘Tuzsuz Deli Bekir’ lakabı bu olaydan kaynaklanır.

Bekri Mustafa’'nın Tüm Fıkraları

 
       Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.
Bu Edebiyat Türüne Yapılan Yorumlar
Bu edebiyat türüne henüz yorum yapılamış...
Yazıya Edebiyat Türüne Yorum Yaz
Yorum yazmak için üye girişi yapınız...