edebiyad Ve Sanat Akademisi
 

Üye Girişi

Duyurular
» Lüften Sitemize Uyduruk isimler ve Nıckler ile üye olmayınız. Bu tip üyelikler silineceğinden lütfen bizi uğraştırmayınız.

» Sitemize Üye olarak Belge Yollayabilir, Kaynak ve yazar adını kullanmak kaydıyla Yöneticilerimize başvurarak kopya alabilirisiniz

»  ESA'ya üye olmayan ve ESA ya katkıda bulunmayanların YAZI indirme talepleri karşılanmayacaktır. Emege Saygı Lütfen

» ARAMIZA YENİ KATILAN ÜYELERİMİZ:Edebî yâd ederek, edebiyat ve sanat için sağladığımız kaynaklarımız ve paylaşımlarımızla,ülkemiz kültür ve sanatı adına yola çıkan bu kervana katılmanız bizleri mutlu etmiştir. hedeflediğimiz her menzilde birlikte olabilmeyi temenni ederiz sevgilerimizle...

» ESA'nın Özgün ve Akademik Yazılarını çalan Kaynak ve Yazar adı vermeyen siteler ve şahıslara telif haklarıınca dava açılacaktır. Çaldığınız yazılarımızı silin.

Anlamları , Yapıları ve Görevleri Bakımından Kelimeler
Anasayfa - Edebiyat - Yazım İmla Ses Kelime
Genel Değerlendirme :
Yazan :ESA
24 Mayıs 2011 Salı

ANLAMLARINA GÖRE KELİMELER

1. Zıt Anlamlı Kelimeler:

Anlam yönünden birbirinin karşıtı olan kelimelere ZIT (KARŞIT) ANLAMLI KELİMELER denir.
çok - az, akıllı - akılsız, zor - kolay, arka - ön, sağ - sol...

2. Eş Sesli Kelimeler:

Yazılışları ve okunuşları aynı, anlamları farklı olan kelimelere EŞ SESLİ (SESTEŞ) KELİMELER denir.

Deme kış yaz, oku yaz
Yüz atlı, yüzü solmuş, derede yüzmek
gülü sev, O kızın adı Gül'dür, Ne çok gülüyor

3. Eş Anlamlı Kelimeler:

Yazılış ve okunuşları ayrı, anlamları aynı olan kelimelere EŞ ANLAMLI (ANLAMDAŞ) KELİMELER denir.
nemli - rutubetli, sor - güç, okul - mektep, öğretmen - muallim

4. Terim Olan Kelimeler:

Bilim, sanat, meslek ve teknik konularda o bilim veye dalına ait özel bir anlamı karşılayan ve başka hiç bir anlamda kullanılamayan kavramları karşılayan kelimelere TERİM denir.

Coğrafik terimler: koy, obruk, yalıyar, (Sinop) burnu, ölçek( harita),
Hukuk terimi Anayasa:  kanun, dava, davacı, mahkeme, yargıç, çelp, tutanak
Geometri terimleri:  Açı, kenar, köşegen, kare, üçgen, eşkenar, dörtgen, açı ortay
Matematik terimleri : Toplama, çıkarma, eksi, artı, kalan, denklem...
Edebiyat- Garmer terimleri: Mani, koşma, türkü, dörtlük, gazel, koşuk, ağıt, kök, gövde,türemiş kelime,sesteş, sesli, sessiz,
Müzik terimleri : Nota, solfej, türkü, şarkı, sol anahtarı

5. Mecaz Anlamlı Kelimeler:

Kelimelerin cümle içinde, sözlük anlamlarından başka anlamlarda kullanılmasına MECAZ anlamı denir.

(Sunam) gel seninle bir deyişelim/
Senden özge yarim yok benim (gülüm)
Ayağını çıkar ( çıkarılan ayak değil ayakkabıdır.)
Kurban olam beşikte yatan( kuzuya)
Can kafeste durmaz uçar ( Can kuşa benzetilmiş, kuş söylenmemiş)

6. Deyimler,

Deyimler : Birden çok kelimenin gerçek anlamı dışında kullanılarak tek bir anlamı karşılamak amacıyla oluşturdukları kalıp sözlere DEYİM denir.
başı şişmek, aklı karışmak, ayaklarına kara sular inmek, dili sürçmek

7.Atasözleri:

Söyleyeni belli olmayan, anonim, topluma mal olmuş, kısa, özlü, kalıplaşmış, ahlaki, felsefi, dersler ve öğütler veren sözlere ATASÖZÜ denir.

8. Özdeyişler:

Kim tarafından söylendiği belli olan, kısa ve özlü sözlere ÖZDEYİŞ (VECİZE) denir.

En iyi bildiğim şey hiç bir şey bilmediğimdir. ( A.Einstaine)
Bana arkadaşını söyle sana kim olduğunu söyleyeyim. (Cervantes)

9. Soyut Anlam

Beş duyu organından biriyle algılanamayan, maddesi olmayan, varlıkları inançla ve his ile bilinen kavram ve varlıkları karşılayan kelimelere soyut kelimeler denir; bu kelimelerin gösterdiği anlam özelliklerine de soyut anlam denir.
Hayal, rüya, düşünce, menfaat, sevgi, korku, güzellik...

10. Somut Anlam


Beş duyu organında biriyle algılanabilen, maddesi olan kavram ve varlıkları karşılayan kelimelere somut kelimeler denir; bu kelimelerin gösterdiği anlam özelliklerine de somut anlam denir.
Ağaç, taş, ev, mavi, soğuk, su, masa, yol, yürümek, koşmak...

Soyut anlamlı kelimeler mecazlı kullanılarak somuta aktarılabilir.
“Yazınızda kuru bir anlatım görüyorum.”
“Adam yıldızlara basa basa yürüyordu.”

YAPILARI BAKIMINDAN KELİMELER


1. Basit Kelimeler:

Kelime kökü ek alsa bile anlamca bir değişikliğe uğramamışsa, bu tip kelimelere BASİT KELİMELER denir. Çekim ekleri alan kelimeler kelimenin anlamında bir değişiklik yaratmazlar. Çekim ekleri sadece zaman, şahıs, iyelik, yön, çoğul  vb yönlerinden kelimlere ialve bildirimler yüklerler. O yüzden kökler çekim ekleri almış olsalar bile anlamlarında bir değişiklik oluşmadığından basit kelimler olarak kalırlar

değirmenciler- değirmen-ci-ler ( ci ve ler )ekleri değirmen kelimesinin anlamını değiştirmemiştir.
Ali'nin, araba- y- a, sıra- lar- ı mız- ın, tarla-da ki-ler-den
örneklerdeki değirmen, ali, sıra, tarla kelimelrine gelen ekler kelimenin kök anlamını değiştirmediklerinden kelimeler basit kelimelerdir.

2. Türemiş Kelimeler:


Kök veya gövde halindeki kelimelere yapım ekleri eklenerek meydan gelen yeni kelimelere TÜREMİŞ KELİME denir. Türemiş kelime kök anlamıyla alakalı olarak yeni bir anlam kazanmış kelimedir. Türemiş kelimenin kökü yapım ekleri alınca isimden isim veya isimken file dönüşebildiği gibi kök fillken bir başka fiile, veya fiilken isime dönüşebilir.

uç- ak ( kök uç fiil kökü) uç -ak ( uçan araç ismi)
uç- uş ( uç fiilinde uçuş fiili türemiş

Kelimeler, sonlarına bazı ekler alarak değişik biçimlerde cümlede kullanılırlar.
Türkçe de ekler ikiye ayrılır:

a) Yapım Ekleri: Kelimelerin sonlarına eklenerek yeni anlamda kelimeler türeten eklere YAPIM EKLERİ denir.

Dilimizde çeşitli yapım ekleri vardır: -lik, -li, -ci, -cik, -sız, -şer, -cık, -im, -ma, -iş, -si, -gen, -tı, -giç, -gın... Bu ekler ses uyumuna göre kelimelere eklenirler.

mimar - mimar_lık, göz - göz_lük, duvar - duvar_cı

b) Çekim Ekleri
: Eklendikleri kelimeleri çekimli hale getiren, yani yeni anlamda kelime türetmeyen eklere ÇEKİM EKLERİ denir. Çekim ekleri kelimelerden yeni kelime türetmezler.

ders + ler + i + miz + de __ derslerimizde .................. kaldır + dı __ kaldırdı

3. Birleşik Kelimeler:

Dilimizde iki veya daha fazla kelime birleşerek başka anlamda yeni bir kelime meydana getirirler. Böyle kelimelere BİRLEŞİK KELİME denir.

Beşiktaş, Çanakkale, devekuşu, çatalhöyük, hanımeli, çakaralmaz, sakal tutan




GÖREVLERİ BAKIMINDAN KELİMELER


İsim -Sıfat -Zamir-Zarf -Edat -Bağlaç -Ünlem -Fiil -Fiilimsiler

1.İSİMLER


—Özel isimler: Atatürk, Yeşilkent, Tokat, Çamlıbel, Konur Sokak, Dostlar Apt. Yüzb. Ali , Dr. Cemil, Yeşil Mahalle, Gençlik Parkı
Cins isimler: Koyun, kuş, kömür, demir, ot, sıra masa
Soyut-somut isimler: duygu, acı, üzüntü, melek, cin, hüzün, aşk, sevinç,
—Tekil isimler: sıra, ev, adam, kedi
—Çoğul isimler: ev-ler, kedi-ler, dert-ler,
—Topluluk ismi: Orman, ordu, kar, yağmur, çimen
-İsmin hâlleri: e-i-de, den yalın ve tamlayan halleri: ev-, ev-i, ev-e, ev-de,ev-den, ev-in
—İsim tamlamaları: ev kedisi( belirtisiz) ev-in kedisi ( belirtili ) evin kedisinin tüyleri ( zincirleme)
—İsimlerde küçültme: küçü(k)-çük, coçuk- cağız, mini(k)-cik, Ufa(k)-cık, kibarca, ufa(k)-rak, yavru-cağız,      büyük>büyükçe, iri>irice, yeşil>yeşilimsi,  sarı>sarımtırak



Basit İsim
:Herhangi bir yapım eki almamış, kök hâlindeki isimlere denir. Çekim eki almış hâlde kullanılabilirler. Türemiş ve birleşik kelimeler yaparken bunlara yapım ekleri getirilir.
İnsan, kelebek, gölge, yaprak(lar), kağıt(ta), kuş(u), çiçek(ler), dağ(dan), bir(de)



Türemiş isim
:
İsim veya fiil kök ve gövdeleriyle yansıma kelimelere bir yapım ekinin getirilmesiyle oluşturulmuş, şekil ve anlam olarak yeni isimlere denir. Uç-ak, kuş-luk, kömür-cü, bil-mece, bil-gi, odun-cu, tuz-lama, oku-mak, hasta olmak,



Birleşik İsim
: Birleşik isimler, birden fazla kelimenin bir araya gelip yeni bir varlığı veya kavramı karşılayacak şekilde kalıplaşarak oluşturdukları, anlam ve şekil bakımından yeni isimlerdir. Hanımeli, aslanağzı, katırtırnağı, karabiber, alageyik... Başbakan, umartesi, pazartesi, kahvaltı, vatansever, hacıyatmaz, cankurtaran...





2. SIFAT (ÖN AD)


İsimlerin önüne gelerek isimleri niteleyen veya belirten ön isimlerdir. Adları nitel, niicel veya belirtiler yönünden vasıflandırır, tamamlar veya adların vasıflarını belirlerler. Sıfatlar tek başlarına kullanıldıklarında isim haline dönüşürler.  Sıfatlar bir tamlama halinde olmalıdır. Tek başına kullanılırsa sıfatlar ad haline dönüşür.



Niteleme Sıfatları


Bir adın önüne gelerek o adın durumunu gösteren rengini, biçimini, kısaca nasıl ve nice olduğunu belirten ön adlara denir Niteleme Sıfatları adı verilir. Adlara sorulan nasıl sorusunun cevabıdır.

kırmızı halı, uzun adam, kırık cam, mavi elbise, kısa film§
Soru sıfatı : Sorulan sorunun cevabı sıfat oluyorsa soru sıfatı olur.
Hangi taraf --
§> şu taraf- Kaç kişi--> beş kişi, Nasıl kız--> güzel kız
İşaret sıfatı: Adları işaret yönünden belirten sıfatlardır Adlara hangi sorusunu sorarak buluruz. Örnek* Bu adamın adı Ali’dir, Bu elbise çok güzel



Sayı Sıfatları
: Adları sayılarıyla belirten sıfatlarda dörde ayrılırlar:
§ Asıl Sayı Sıfatı: Ek almamış sayı sıfatıdır.
Dokuz ekmek aldı. İki kavun aldı.
§
§


Kesir Sayı Sıfatı:
§ Varlıkların "ne kadar parça" olduğunu anlatmak için kullanılır. "-te ,-da ekleri getirilerek yapılır.
Dörtte bir ekmek yedi. Birinci sıradaki çocuk.
§


§
Üleştirme sayı sıfa: -ar,-şer,-şar gibi sözcüklerle olur.
Onar gün, yedişer tabak, birer pasta, altışar kitap.
§


§
Sıra sayı sıfatı: -(i)nci,-(ü)ncu gibi ekleri alır.
Üçüncü sırada oturuyorum.
§





Belgisiz Sıfatlar


Belirtme sıfatları isimleri sayı yönünden tamlayan yerlerini işaret eden özelliklerini belli belirsiz olarak bildiren onların özelliklerini soran sıfatların tümüne belgisiz sıfatlar denir . belirtme sıfatları varlıkların geçici özelliklerini bildirir. örnek: birkaç adam bazı adamlar her adam . . . . . .
bütün insanlar biliyor, başka gün görüşelim , bazı kimseler çalışıyor, her anne fedakardır

Unvan Sıfatları


İnsanların,rütbe,derece ve toplumsal durumlarına göre özel adların yanında kullanılan saygı, tanıtma sözcükleridir. Anlam yönünden niteleme sıfatına yakındır.
Sayın İrem Yörük, Doktor Mehmet ,Hacı Murat ,Sayın Yasemin Yazıcı
§




ZAMİR (ADIL)

İsim olmadıkları hâlde isim gibi kullanılan, isimlerin yerini tutan kelimelere zamir denir. Zamirler sözcük ve ek durumunda olmak üzere ikiye ayrılır.



A. Sözcük Hâlindeki Zamirler


1. Kişi Zamirleri 2. İşaret Zamirleri 3. Belgisiz Zamirler 4. Soru Zamirleri



B. Ek Hâlindeki Zamirler


1. İlgi Zamiri 2. İyelik Zamirler







A. SÖZCÜK HÂLİNDEKİ ZAMİRLER


Sözcük durumundaki adıllar da kendi aralarında şahıs, gösterme, belgisiz ve soru olmak üzere dörde ayrılır.

1. Şahıs (Kişi) Zamirleri


Sadece insan isimlerinin yerini tutan zamirlerdir. Sözü söyleyenle diğerlerini ayırmada kullanılır. Üç tekil, üç de çoğul olmak üzere altı şahıs zamiri vardır. Bunlara kişi adılı da denir.
Bu zamirler; “ben, sen, o, biz, siz, onlar” dır.
“Size ben yardım ederim.” “O, sana mektup göndermiş.”
Şahıs zamirlerinin yerine kullanılabilen, ama esas olarak şahıs zamirleriyle birlikte kullanılarak cümledeki anlamı pekiştiren “kendi” zamiri vardır. Bu zamire “dönüşlülük” zamiri de denir.
Dönüşlülük zamirlerinin asıl görevi anlamı pekiştirmektir. “Bu kitabı ben yazdım.” “Bu kitabı ben kendim yazdım.”
İki cümle arasındaki anlam derecesi açıkça görülmektedir.



2. İşaret (Gösterme) Zamirleri


İsimleri, yerini işaret yoluyla, göstererek tutan zamirlerdir. Gösterme adılları tekil ve çoğul olarak kullanılabilir. Asıl işaret zamirleri “bu, şu, o, bunlar, şunlar, onlar” dır.
“Bu bana dedemden kaldı.” “O dün kapıya bırakılmış.” “Şunlar neden masanın üzerinde duruyor.” “Şu senin değil mi?” “Bunlar en sevdiğim kitaplarımdır.”



İşaret zamirle
ri varlıkların mesafesini belirtmek için kullanılır.
Yakında olan için : bu
Biraz uzakta olan için : şu
En uzakta olan için : o işaret zamirleri kullanılır.

“O ve onlar” zamirleri hem işaret hem de şahıs zamiri olarak kullanılabilir.
Bu zamirler insan isimlerinin yerine kullanılırsa şahıs, insan dışındaki nesnelerin yerine kullanılırsa işaret zamiridir.
“O, tatilde dayısının yanına gidecek.”
“Onlar, sınıfın en çalışkan öğrencileridir.”
cümlelerindeki altı çizili zamirler insanların yerine kullanıldığından şahıs zamiri,
“O, okula giderken cebinden düşmüş.”
“Onlar, bayatladığı için çöpe atılacak.”
cümlelerindeki altı çizili zamirler, insan dışındaki nesneleri karşıladığı için işaret zamiridir.





3. Belgisiz Zamirler


İsimlerin yerini belli belirsiz, kesin olmayacak şekilde tutan zamirlerdir. Hangi varlığın yerini tuttukları açıkça belli değildir. Bunlara belirsizlik adılı da denir.
Başlıca belgisiz zamirler şunlardır:
“Bazısı, kimi, çoğu, hepsi, birkaçı, birçoğu, tümü, tamamı, herkes, hiçbiri, biri, falan, şey ...”
“Bana her şey seni hatırlatıyor.” “Biri bizi gözetliyor.” “Herkes bu kitabı okusun.”


 

4. Soru Zamirleri

İsimlerin yerini soru yoluyla tutan zamirlerdir. Esas soru zamirleri “kim” ve “ne” dir. Bunun yanında soru bildiren diğer sözcükler de soru zamiri olarak kullanılabilir.
“Annem sana ne dedi?” “Bu çocuk da kim? “Bu saate kadar nerede kaldın.” “Şimdi nereye gidiyoruz?”
Soru zamiri olarak kullanılabilecek diğer sözcükler şunladır: “Nere, nereye, nerede, nereden, kime, kimde, kimden, kimi, kaçı, kaçımız, hanginiz ...”







B. EK DURUMUNDAKİ ZAMİRLER



1. İyelik Zamirleri
:İsimlere getirilerek, onların ait olduğu kişiyi bildiren zamirlerdir.
1. tekil - m
2. tekil - n
3. tekil - ı                1. çoğul - miz
2. çoğul - niz
3. çoğul - ları
“Okulumuz ana yolun kenarındadır.” “Annesi güzellik salonu açmış.”
Kısacası, isim tamlamalarının tamlananlarında bulunan eklere iyelik zamiri denmektedir. İyelik ekleri aynı zamanda iyelik zamiridir.




2. İlgi Zamiri

Cümlede daha önce geçmiş bir ismin ya da isim tamlamalarında tamlananın yerini tutan ek hâlindeki “-ki” zamiridir. Bu zamir kendinden önceki kelimeye bitişik yazılır.
“Bizim arabamız sizinkinden eski.” “Bahçedekiler içeri girsin.” “Üzerindeki sana çok yakışmış.”
cümlesindeki altı çizili sözcüklerdeki “-ki” eki ilgi zamiridir.






ZARFLAR

Fiillerin, fiilimsilerin, sıfatların ya da kendi türünden olan kelimelerin anlamlarını türlü yönlerden (yer-yön, zaman, durum, miktar, soru) etkileyen; onları belirten, dereceleyen sözcüklerdir.  Tek başlarına isim olarak kullanılırlar zarf oldukları ancak cümlede belli olur. Cümledeki görev adları zarf tümlecidir. İsmin hal eklerini iyelik, çoğul ekleri vb. almazlar. Bu ekleri isim görevindeyken kullanabilirler. Zarflar sıfatlar gibi isimlerden önce gelemez.

He zaman çok erken uyanırım. (fiilden önce)
Ülkeye yarın gelecekler. (fiilden önce)
Onunla  akşama kadar tartıştık. (fiilden önce)
Her sabah bayağı çok koşarız. (zarftan önce, fiilden önce)
En iyi sen bilirsin. (zarftan önce, fiilden önce)
Hep doğru kararı vermiştir. (sıfattan önce)
Dargın durarak bir şey kazanamazsın. (fiilimsiden önce)



A. Görev ve Anlam Bakımından Zarflar




1. Durum Zarfları
: Hâl ve tavır ifade eden zarflardır. Eylemin nasıl yapıldığını ve ne durumda olduğunu; kimi zaman da zarfların durumunu gösterir. Bu zarflar da kendi içinde sınıflandırılabilir:



. Niteleme Zarfları :
Fiile "nasıl" sorusu sorularak bu zarflar bulunabilir. Niteleme sıfatlarının çoğu niteleme zarfı olarak kullanılabilir.
Eğri oturalım, doğru konuşalım.
Fikirlerinizi  ne güzel dile getirebiliyorsunuz!
Rahatça  hareket edebilirsin.

-CE eşitlik eki ve -le vasıta hâl eki almış kelimeler durum zarfı olarak kullanılabilir:
" kardeşçe, gizlice, sessizce, hafifçe, yavaşça, hızlıca..."
"hızla, kahkahayla..."
Küçük kız güzelce süslendi. (niteleme)
Babasını sevinçle karşıladı. (niteleme)



b. Kesinlik Zarfları
. "elbet, elbette, asla, mutlaka, hiç mi hiç, ne olursa olsun, kuşkusuz, hiç kuşkusuz..."
Elbet bir gün buluşacağız.
Seni asla unutmayacağım.


c. Yineleme Zarfları
( tekrar)
İkide bir karşıma çıkıyor. Konuyu bir daha anlatayım.
Bu akşam yine arayacağım.


d. Olasılık Zarfları

"bakarsın, belki, ola ki, sanıyorum." Ola ki arayacağı tutar.
Sanıyorum aramaz.


e. Yaklaşıklık Zarfları

"aşağı yukarı, şöyle böyle, hemen hemen" İşim hemen hemen bitti. (yaklaşıklık)


f. Üleştirme Zarfları

Uçaklar ikişer ikişer geçiyordu üstümüzden. Askerler teker teker nöbet yerlerine dağıldılar.


g. Sınırlama Zarfları

Dün ancak iki saat çalışabildim.
Bu kötü alışkanlıklardan artık uzak durmalısın




2. Zaman Zarfları

Fiillerin anlamını zaman yönünden tamamlayan zarflardır. Fiile (veya zarfı olduğu başka kelimelere) sorulan "ne zaman", "ne kadar süre" sorusuna cevap verir.
Zaman zarfları, zarf olarak kullanılan çeşitli zaman isimleridir.

"dün, bugün, yarın, şimdi, gece, gündüz, güpegündüz, gündüz gözüne, cuma günü, haftaya, önceki gün, akşam, sabah, akşamleyin, sabahleyin, az önce, geç, iki gün, iki saat, on dakika, iki günde, iki saatte, uzun süre, uzun zaman, biz gelmeden, demin, henüz, hâlâ, daha, gene, yine, artık, sonra, evvelâ, daima, hep, henüz, hemen, geceleri, sabahları, önceden, ayda bir, buraya gelmeden, anlatırken, yaşarken ..."
Az önce gitmişti.  Sonra uğrarsınız.  Henüz işimiz bitmedi. Artık buralara gelmeyeceğim.

Zaman anlamı taşıyan zarf-fiiller ve zarf-fiil grupları da zaman zarfı olarak kullanılır:
Buraya gelmeden haber verin.Bizi karşısında görünce şaşırdı. Yaşadıklarını anlatırken gözleri yaşardır.



3. Yön Zarfları

Yalın hâlde kullanılarak fiilinyönünü (failin yöneldiği yeri) belirten zarflardır:

"ileri, geri, beri, doğru, içeri, dışarı, aşağı, yukarı." Bu zarflar eksiz kullanılır. Yönelme, bulunma, ayrılma hâl ekleri getirilirse dolaylı tümleç olur. Hâliyle isim olarak kullanılmış olur. Aynı kelimeler sıfat olarak da kullanılabilir.
Ahmet içeriye girdi. (isim; dolaylı tümleç) İlerisi çok güzel. (isim; özne)
İleri ülkeler daha demokratiktir. (sıfat) Doğru söz, aşağı yol, yukarı kat, geri hatlar... (sıfat)

Arkadaşlar, içeri girer misiniz?
Sesi duyar duymaz aşağı indim.
Dışarı çıkmak için uğraşıyordu.
Arabayı biraz daha ileri park et.


 
4. Miktar Zarfları

Fiillerin, fiilimsilerin, sıfatların ya da başka zarfların anlamlarını ölçü yönünden tamamlayan, artıran, azaltan zarflardır.  "en, daha, pek, çok, az, biraz, kadar, denli, gibi, fazla..." Fiile veya sıfata sorulan "ne kadar?" sorusunun cevabıdır.
Kendilerinden önceki ya da sonraki kelimeyle birlikte söze eşitlik, üstünlük, en üstünlük, aşırılık, karşılaştırma anlamları katar.
Benim kadar çalışırsan başarılı olursun. (eşitlik)
O da babası gibi yürüyor. (eşitlik, benzerlik)
Cennet kadar güzeldi vatanımız. (eşitlik, benzerlik)

Not: "daha" kelimesi zaman ve "başka" anlamı da katabilir. "bir" kelimesiyle birlikte yineleme zarfı olur:
Songül daha telefon etmedi. (zaman zarfı, henüz anlamında) Buralara bir daha gelebilir miyiz? Yineleme zarfı Hepsini aldınız, daha ne istiyorsunuz? ("başka" anlamında)
"çokça, çok, pek çok, çok az, gayet, fazla, fazlaca, epey" kelimeleri aşırılık anlamı katar.



5. Soru Zarfları

Eylemin anlamını soru yoluyla belirten zarflardır, daha doğrusu diğer zarfları ve cümledeki zarf tümlecini bulmaya yarayan soru kelimeleridir.
"ne zaman, ne kadar, nasıl, niçin, ne diye, ne, ne biçim, nice, ne denli"

Akşam eve kaçta gelirsin?
O nasıl konuşuyor öyle?
Siz ne biçim konuşuyorsunuz?
Daha ne kadar bekleyeceğiz?
İçinde soru zarfı bulunan bütün cümleler soru cümlesi değildir:
Eve kaçta geleceğimi şimdiden söyleyemem. Ne iyi insanlar bunlar...




6. Gösterme Zarfı

Bunu her dil bilgisi kitabı ayrı bir zarf olarak almaz. "işte" kelimesiyle yapılır.
İşte şimdi geliyorum.
Bak işte dinliyorum.

B. Zarflarda Pekiştirme

Genellikle pekiştirme sıfatlarıyla ve ikilemelerle yapılır. Pekiştirmeli isimler de vardır ve onlar da zarf olarak kullanılır.
Ağır ağır çıkacaksın bu merdivenlerden.
Yüzü soğuktan mosmor olmuştu.



C. Yapı Bakımından Zarflar



1. Basit Zarflar

Kök hâlinde olan, ek almamış zarflardır: "yarın, gece, geç, dün, pek, az, fazla, sık, iyi, çok, hiç, sabah, akşam, henüz..."


2. Türemiş Zarflar

Yapım ekiyle veya yapım eki gibi kullanılmış bazı çekim ekleriyle yapılmış zarflardır: "sabırlı, aylarca, önce, dostça, sınıfça, yiğitçesine, erken, sabahleyin, kışın, ilkin, ileri, soğuk, içeri, dışarı, aptalca, mosmor, sanıyorum, kaçta, koşarak, okumadan, gelince, şimdilerde..."


3. Birleşik Zarflar

Birden fazla kelimenin bir araya gelip kaynaşarak oluşturdukları zarflardır: "bugün, biraz, böyle, şöyle, birdenbire, niçin, ilk önce, nasıl..."


4. Öbekleşmiş Zarflar

Birden fazla kelimenin farklı yollarla (ikileme, edat grubu, zarf-fiil grubu) bir araya gelerek oluşturdukları zarflardır: "hemen hemen, gece gündüz, er geç, ikide bir, aşağı yukarı, hemen şimdi, kırk yılda bir, öğleden sonra, arada sırada, yana doğru, az çok, -den sonra, -e dek, bazı bazı, şöyle böyle, üç aşağı beş yukarı, doğru dürüst, okuma sırasında, geldiği zaman..."





EDATLAR


Kendi başlarına anlamı olmayan, ancak cümlede beraber kullanıldığı kelimeler arasında ilgi kuran kelimelere EDAT denir.
İçerde bulunan birkaç çalı çırpı ile ateş yaktık.
Aslan gibi delikanlı diye seni tanıttı.
Ahmet'e göre sen daha çalışkansın.
Yaşamak için çalışmak l3azım.
Dilimizde kullanılan edatların büyük bölümü tümleç olarak kullanıldığında zarf tümleci gibi görev yaparlar. Unutulmaması gereken şudur: Edat olan kelimeler yalnızca kelimeler arasında ilgi kurarlar.
Başka edat olan kelimeler: dek, değil, üzere, karşı, beri, yana, bile, öte, iken, ötürü...
Bağlaçlar: Cümleler arasında ilgi kuran, birbirine bağlayan kelimelerdir. Tek başlarına anlamsızdırlar. Ancak cümle içinde anlam bulurlar.
ki, ya da, ama, lakin, veya, veyahut, fakat, meğer, zira, madem, ile...
Açlık ve yorgunluktan gözleri kapandı.
Hem gel diyorsun, hem de beni beklemiyorsun...






BAĞLAÇLAR


'Bağlaçlar veya rabıt edatları, sözcükleri, sözcük gruplarını veya cümleleri biçim veya anlam yönüyle birbirine bağlayan edatlardır: ve, veya, ile, ama, de (da) , ancak, belki, çünkü, eğer, hâlbuki, hiç değilse, ise, ki, lâkin, meğer, nasıl ki, öyle, öyle ki, sanki, şu var ki, tâ, üstelik, yahut, yalnız, yani, yoksa, zira gibi. İfadeleri, ilgi ve önem sırasına koyarak düzenlememize yardımcı olurlar.
Bağlaçların kendi başlarına anlamları yoktur. Yer aldıkları cümlenin çeşitli bölümleri arasında anlam ve biçim bakımından bağlantı kurarlar. Cümlelerde sıralama bağlaçlar sayesinde yapılır. Cümleler arasında konu ve anlatım bütünlüğü sağlamak için kullanılırlar



Yapılarına göre bağlaçlar


Yalın bağlaçlar
Yalın bağlaçlar, herhangi bir ek almamış ya da bir sözcükle birleşmemiş basit sözcüklerdir. Kök halindeki ve, ama, ile, eğer, de, hem, yani gibi sözcükler bu tür bağlaçlardır.
Türemiş bağlaçlar


Türemiş bağlaçla
r, isim ya da fiil soylu sözcüklerden türetilmişlerdir: üstelik, örneğin, kısacası, gerçekten, anlaşılan vb. gibi.



Bileşik bağlaçlar

Bileşik bağlaçlar öyleyse, yoksa, nitekim, sanki, oysa, kim bilir gibi sözcüklerdir ve bunlar iki ayrı sözcüğün birleşmesinden oluşur. Bileşik bağlaçları oluşturan sözcüklerin her zaman bağlaç türünden olmaları gerekmez. Örneğin kim bilir bağlacındaki "kim" zamir, "bilir" ise bir çekimli fiildir. Sanki bağlacı ise "san" (san-mak) fiil kökü ile "ki" bağlacının birleşmesinden oluşmuştur.



Öbekleşmiş bağlaçlar

Öbekleşmiş bağlaçlar ayrı ayrı sözcüklerin bir arada kullanılmasıyla ortaya çıkar. Bazen ya da, hem de gibi iki bağlacın yan yana kullanılmasıyla da öbekleşmiş bağlaç oluşabilir. Bazenki bağlacıyla birlikte bir bağlaç öbeği oluştuğu da olur; nerde kaldı ki, değil mi ki böyle oluşmuş bağlaçlardır. Başka bir deyişle, sözün kısası, bir bakıma gibi tamlamalar bağlaç işlevi de görürler. Gel gelelim, ne bileyim, zorla değil ya gibi bazı kısa cümleler de kalıplaşarak bağlaç niteliği kazanabilir. Öbekleşmiş bağlaçlardan yinelemeli bağlaçlar da çok yaygın olarak kullanılır. Bunlara ya ... ya ..., hem ... hem ..., ister ... ister ..., gerek ... gerek(se) ..., ne ... ne ..., ama ... ama ... gibi bağlaçlar örnek gösterilebilir. Örneğin:
"ister gel ister gelme", "ya bugün gel ya yarın", "ne sevdiğin belli ne sevmediğin".
Kullanılışlarına göre bağlaçlar=



Sıralama bağlaçları

İki sözcüğün arasına girerek arka arkaya gelen unsurları bağlamaya yarayan dahi, ile, ilâ, ve edatlarıdır: Karagöz ile Hacivat, Suç ve Ceza vb.



Denkleştirme bağlaçları

İki sözcük, sözcük grubu veya cümlenin arasına girerek birbirinin yerini tutabilecek iki unsuru birbiriyle denkleştirme, karşılaştırma ilgisiyle bağlayan veya, veyahut, ya, yahut edatlarıdır: kavun veya karpuz, masa veya sıra, seni böyle gören ya deli diyecek ya gülüp geçecek vb.


Karşılaştırma bağlaçları

Karşılaştırılan grupları veya unsurları, mukayese ilgisiyle bağlayan ama....ama, da(de)....da(de), gerek....gerek, ha....ha, hem....hem, ister....ister, ne....ne, ya....ya gibi bağlaçlardır.
Ama haklı ama haksız herkese itiraz eder. Eyere de yakışır semere de. Gerek fakir gerek zengin olsun. Ha Kel Hasan ha Hasan kel. Hem suçlu hem güçlü. İster öldür ister güldür. Ne şair yaş döker ne âşık ağlar. *(F.Nafiz) Ya o zaman yalan söyledi ya şimdi.
Bu edatlar, karşılaştırılan unsurlardan biri, hepsi veya hiçbiri ifadesiyle üç türlü işlevi yerine getirirler:
Ya akıl ver ya para. Ya paranı ya canını. (birini)
Hem kel hem fodul. (hepsi)
Ne kızı veriyor ne dünürü küstürüyor. (hiçbiri)



Başa gelen bağlaçlar

Cümleler arasında türlü anlam ilgileri kurarak onları birbirine bağlayan edatlardır: âdeta, ama, ancak, bari, belki, binaenaleyh, çünkü, eğer, fakat, gerçi, güya, hakeza, hâlbuki, hatta, hazır, hele, illâ, illâ ki, kaldı ki, keşke, keza, lâkin, madem, mademki, mamafih, meğerki, nasıl ki, nitekim, oysa ki, öyle ki, sanki, şayet, şöyle ki, tâ ki, üstelik, yalnız, yani, yeter ki, yoksa, zaten, zati gibi.
Örnekler: O zamanlar çok okuyordum. Daha sekiz yaşındayken roman okumaya başlamıştım. / Turgut’un kaza yaptığını biliyorum. Fakat bunu sana kim söyledi? / Düğününe beni davet etmedi. Hâlbuki ben hediyesini bile almıştım. / Bugünlerde dürüst davranmıyor. Mamafih bu sözler aramızda kal sın. / Üç gündür yataktan çıkamıyor. Zaten son zamanlarda hiç ayağa kalkamı yordu.




ÜNLEMLER


Sevinme, kızma, korku, acıma, şaşma gibi ansızın beliren duyguları, bazı sesleri belirtmeye yarayan kelimelerdir.
Ünlemler, ünlem cümleciklerinde kullanılır ve bu çeşit cümlelerin sonuna ünlem işareti konur.
Mükemmel! Harika! Şahane!
Yaşa, varol!
Eyvah, yanıyoruz!
Vur kardeşim vur, hayın düşman yurdumuzu almaya!





FİİLER


Bir oluşu, bir durumu veya bir kılışı kip ve kişiye bağlayarak anlatan sözcüklere denir.
Pratik olarak ismi fiilden ayırmak için –me, -ma olumsuzluk ekini ya da –mak ,-mek mastar ekini kullanırız. Eğer bir kelimenin sonuna –ma ,-me olumsuzluk ekini ya da –mak ,-mek mastar ekini getirebiliyorsak o kelime fiil demektir. Getiremiyorsak o kelime isim soylu bir kelimedir.
Örnek: Geldi——— gelmedi, gelmek
Örnek: Oturmuş—— oturmamış, oturmak

Görüldüğü gibi yukarıdaki kelimelere –ma,-me ve –mak,-mek getirebilmekteyiz. Öyleyse bu kelimeler fiildir.
Örnek: Kitap——— kitapma , kitapmak
Yukarıdaki ‘kitap’ sözcüğüne ise bu ekleri getiremiyoruz.Öyleyse bu kelime isimdir.





KİP EKLERİ

*Fiillere zaman ya da dilek anlamı katan eklerdir.



A)HABER (BİLDİRME) KİPLERİ:

*Fiilin zamanını bildiren kip ekleridir.



1- Görülen Geçmiş Zaman
: (
-di, -dı, -du, -dü, -tı, -ti, -tu, -tü)
*Bu ek, geçmişte yapılan bir işin, kişi tarafından görüldüğünü, bilindiğini ifade eder.
Kaç-tı-m , kaç-tı-n , kaç-tı
Kaç-tı-k , Kaç-tı-nız , Kaç-tı-lar



2- Öğrenilen (Duyulan) Geçmiş Zaman
: (-mış, -miş, -muş, -müş)
*Bu ek, geçmişte yapılan bir işin, başkasından duyulduğunu ifade eder.
Yaz-mış-ım , yaz-mış-sın , Yaz-mış
Yaz-mış-ız , yaz-mış-sınız , yaz-mış-lar



3- Şimdiki Zaman
:
(-yor, -mekte, -makta)
*Bu ekler fiilin şu anda yapıldığını ifade eder.
Geziyor, boyuyor, gelmekte, yağmakta



4- Gelecek Zaman
: (-ecek, -acak)
*Bu ek fiilin gelecekte yapılacağını ifade eder.
Yatacak, Çıkacak, Sevecek



5- Geniş Zaman
: (-r, -er, -ır)
*Bu ek fiilin her zaman yapıldığını yada yapılacağını ifade eder.
Kırar, Erir, Gözler, Görür

Not: Geniş zamanın olumsuzu “-mez, -maz” ekleriyle yapılabilir. Burada diğerlerinden farklı olarak geniş zaman ekinin düştüğü görülür.
Gördü / Gömedi
Görür / Görmez




B) DİLEK (İSTEME) KİPLERİ:

*Fiilin zamanını bildirmeyen kip ekleridir. İsteme, şart, gereklilik veya emir anlamları içerirler.



1- İstek Kipi
:
(-e, -a)
*İsteme anlamı katar.
Çıkayım, Yiyesin, Kıralım
Not: En sık kullanımı “-eyim, -ayım, -elim, -alım” dır.


2- Şart (Koşul) Kipi
:
(-se, -sa)
*Şart anlamı katar.
Koşsak, Sevsen, Yaşasam


3- Gereklilik Kipi
:
(-meli, -malı)
*Gerekme ve ihtimal anlamı katar.
Düşünmeliyiz, Yürümelisiniz, Olmalı


4- Emir Kipi
:
(Sabit eki yok)
*Emretme anlamı katar.
*Emir kipinde fiil, şahıslara göre ek alır.
* 1. Tekil ve 1. Çoğul kişilerin emir çekimi yoktur.

1. T: -............................1. Ç: -
2. T: Gel..........................2. Ç: Gel-in
3. T: Gel-sin.....................3. Ç: Gel-sinler






BASİT ZAMANLI FİİLLER: (Basit Çekimli Fiiller)

*Tek bir kip eki alan fiillerdir.
Fiil + Kip Eki + Şahıs Eki

Sür+dü+m Görülen Geçmiş Zaman
Bak+mış+sın Öğrenilen Geçmiş Zaman



BİLEŞİK ZAMANLI FİİLLER: (Bileşik Çekimli Fiiller)

*Birden fazla kip eki alan fiillerdir.
Fiil + 1. Kip Eki + 2. Kip Eki (-di, -miş, -se) + Şahıs Eki

Not: 2. Kip eki aslında ek-fiildir. Ve bu ekler sabittir.
Git+miş+ti+n
Gid+ecek+miş+iz
Git+miş+se+niz


Bileşik zamanlı Fiiller Üçe Ayrılır:



1- Hikaye Bileşik Zaman
: (-
di)
Fiil+Kip eki+(-di)+Şahıs eki
Baksaydık, Okumalıydın, Oturacaktım

2- Rivayet Bileşik Zaman: (-miş)
Fiil+Kip eki+(-miş)+Şahıs eki
Arıyormuş, Çıkaymışsın, Silecekmişiz

3- Şart Bileşik Zaman: (-se)
Fiil+Kip Eki+(-se)+Şahıs Eki
Gelmişseniz, Yatmalıysan, Boyadıysak

Not: Emir kipinin bileşik zamanı yoktur.

Katmerli bileşik zaman:

Gel+iyor+du+y+sa+m
Yap+acak+mış+sa




FİİLERDE ANLAM-ZAMAN KAYMASI:

*Kip eklerinin görevi dışında, başka bir kip ekinin yerine kullanılmasıyla oluşur.
*Bileşik zamanlı fiillerde anlam-zaman kayması olmaz.
*Dua ve dileklerde genelde görülür.

Yarın maça gidiyor muyuz? (aslında “gidecek miyiz?” olmalı… )
Bu yıl ÖSS haziran ayında yapılıyor. ( “yapılacak.” )

Fiiller, anlattıkları hareketin niteliğine göre değişik özellikler gösterir. Bunları üç grupta inceleyebiliriz:



a)Kılış fiilleri b)Durum fiilleri c)Oluş fiilleri.

Bunları birbirinden ayırt etmek için pratik olarak şu bilgiyi kullanabiliriz.: Eğer bir fiil geçişli ise (yani ‘neyi’, ‘kimi’ sorularını sorabiliyorsak) kılış fiilidir.

Örnek: Kırmak, atmak, dikmek, içmek, ezmek, delmek, yolmak, dizmek…
Görüldüğü gibi yukarıdaki fiillere ‘neyi kırmak?, neyi atmak…’sorularını yöneltebiliyoruz. Öyleyse bu fiiller geçişlidir ve geçişli olduğu için de kılış fiilidir. Fiil, öznenin kendi iradesi dışında geçirdiği değişimi anlatıyorsa ve bir hareket bildirmiyorsa o fiil oluş fiilidir.
Örnek: Sararmak, Yaşlanmak, Uzamak, Paslanmak, büyümek, solmak, acıkmak…
Görüldüğü gibi yukarıdaki fiiller geçişli olmadığı için kılış fiili olamaz. Bir hareket olmadığı için ve eylem öznenin kendi isteği dışında gerçekleştiği için bu fiiller oluş fiilidir. Fiil, öznenin kendi iradesinde yani kendi isteği ile gerçekleşiyorsa ve fiil bir hareket ifade ediyorsa o fiil durum fiilidir.
Örnek: Yürümek, oturmak, gitmek, çıkmak, ağlamak…
Görüldüğü gibi yukarıdaki fiiller, bir hareket bildirmektedir ve bu hareket kişinin kendi isteğiyle gerçekleşmektedir bu yüzden yukarıdaki fiiller durum fiilleridir.
Not: Durum fiilleri de oluş fiilleri de geçişsiz fiillerdir.
Görüldüğü gibi yukarıdaki fiiller, bir hareket bildirmektedir ve bu hareket kişinin kendi isteğiyle gerçekleşmektedir bu yüzden yukarıdaki fiiller durum fiilleridir.
Not: Durum fiilleri de oluş fiilleri de geçişsiz fiillerdir.




YAPILARI BAKIMINDAN FİLLER

1 – BASİT FİLLER
Yapım eki almamış, bir tek kelimeden oluşan, yani kök hâlindeki fillerdir.
Çoğunlukla tek hecelidir. Çok heceliler de vardır.
Fiil kökünden sonra bir tire işareti getirilerek ifade edilir.
Gel-, yaz-, oku-, sev-, kıvır-, çevir-, kavuş-...

Not: Tire işareti kullanılmaz da nokta veya ünlem kullanılırsa emir çekimi olur. Bu, bütün fiiller için geçerlidir:Gel!     Oku. Yaz!...
Dilimizde hem isim hem de fiil kökü olarak kullanılan kelimeler vardır ki bunlara sesteş kökler denir:Ağrı, ağrı-; boya, boya-, tat, tat-, eski, eski-...



2- Türemiş Fiiller


İsim veya fiil kökleriyle yansımalardan, yapım ekleriyle türetilmiş fiillerdir.
Bunlara fiil gövdesi (tabanı) denir.
Ben-imse-, açık-la, mor-ar, av-la-, ince-l-, çat-la-, pat-la-, gür-le-, şırıl-da-, hav-la-, me-le-, fısıl-da-, kov-ala-, baş-la-t, uç-ur-, yat-ı-ş-, ak-ı-t-, düş-ü-r-, sev-in-...
Türemiş fiilller ikiye ayrılır:


a)İsim soyu kelimelerden türetilen
fiiller
b)Fiil kök ve gövdelerinden türetilen fiiller
a)İsim Soyu Köklerden Fiil Türeten Eklerin Başlıcaları Şunlardır: e-i-a(l):az-al-mak, düz-el-mek, kör-el-mek, doğru-l-mak, sivri-l-mek, eğri-l-mek, dar-al-mak...
Not:Bu ek, "k" ile biten kelimelere gelince "k" düşer:küçü(k)-l-mek,alça(k)-l-mak,yükse(k)-l-mek...
-la/-le:ot-la-mak,yem-le-mek,baş-la-mak,yavru-la-mak,tek-rar-la-mak,bayat-la-mak,tuz-la-mak,zayıf-la-mak,bağış-la-mak...



B)Fiilden Fiil Türeten Eklerin Başlıcalar
ı:
-(a)la/-(e)le:eş-ele-mek,kov-ala-mak....

-(i):sür-ü-mek,kaz-ı-mak
-(i)l:dik-il-mek,yak-ıl-mak,üz-ül-mak...
-(i)n:sil-in-mek,kaç-ın-mak,gör-ün-mek...

-(i)ş:gir-iş-mek,kız-ış-mak,böl-üş-mek...
-(i)t:eri-t-mek,oyna-t-mak,yürü-t-mek...
-d(i)r:çiz-dir-mek,yaz-dır-mak,ör-dür-mek,aç-tır-mak,kes-tir-mek...


 
3- Birleşik Fiiller

Birden fazla kelimeden oluşan fiillerdir. Birleşik fiili oluşturan kelimeler biri veya her ikisi fiil olabilir. Ama en az biri fiil olmalıdır.

Yapılışına göre birleşik fiiller ikiye ayrılır:



A. KURALLI BİRLEŞİK FİİLLER

Yapılış şekilleri şunlardır: Fiil + yardımcı fiil Herhangi bir fiille "yazmak, vermek, bilmek, durmak, gelmek" yardımcı fiillerinden oluşur.


Yeterlik Fiili:
Fiil + "-E" + bil- şeklinde yapılır.

Bu imkân ve şerait, çok namüsait bir mahiyette tezahür edebilir.   Etmesi olası.  Yeterlik     Olasılık
Yanınıza gelebilir miyim? İzin verir misiniz?  
Gücü yetmezlik anlamı katıyorsa:
Başar-a-bil-i-r >        başar-a-ma-z
Aç-a-bil-i-r-im            >        aç-a-ma-m




2)Tezlik Fiili:
Fi
il + "-İ" + ver-     ve     Fiil + "-İ" + gel- şeklinde yapılır.
Anlam:
Bana bir çay alıver.                                      Tezlik, çabukluk
Birden karşısına çıkıverdi.                            Apansızın



3)Sürerlik Fiili
: Fiil + "-E" + kal-
Fiil + "-E" + gel-
Fiil + "-E" + dur-    şeklinde yapılır.
Anlam:
Çocuk oturduğu yerde uyuyakalmış            
Bakakalırım giden her geminin ardından  


4)Yaklaşma Fiili: Fiil + "-E" + yaz-
Anlam:
Merdivenden inerken düşeyazdı.       Az kalsın düşüyordu / Az daha düşüyordu / Az kaldı ki düşüyordu / Düşmesine az kaldı.
"Çeşmimden akan hun ile sagar dolayazdı)



B. Anlamca Kaynaşmış
(Deyimleşmiş)Birleşik Fiiller
Birleşik fiili oluşturan kelimelerden birinin veya tümünün anlam kaybetmesi ve kelimelerin anlamca kaynaşarak tamamen yeni ve farklı bir anlam kazanmaları sonucu oluşan birleşik fiillerdir. 
kendini kaybetmek, hoşuna gitmek, para yemek, şehit düşmek, değer biçmek, deniz tutmak, hasta düşmek, kural koymak, öğüt vermek...
gözünü korkutmak, bileğine güvenmek, ayağına gelmek...
, abayı yakmak, feleğin çemberinden geçme



FİİLİMSİLER


Fiilimsiler üçe ayrılır: İsim-fiiller, Sıfat-fiiller (ortaçlar)ve Zarf-fiiller (ulaç,bağ-fiil)


1. İsim-fiiller Fiillerin adıdır
.
Fiillere (basit, türemiş, birleşik) getirilen "-Me, -mek, -İş" ekleriyle yapılır. Türetilen bu kelimelere mastar; türetmede kullanılan eklere mastar eki denir. 
Bakmak, okumak, yazmak, konuşmak, derlemek, eleştirmek, araştırmak...;
Bakma, yüzme, seslenme, tamamlama, yarım bırakma, kovalama...;
Bakış, geliş, gidiş, serzeniş, sesleniş, tükeniş, kurtuluş, çıkış...
*İsimlerin tüm özelliklerini gösterir, cümlede isim gibi kullanılır. 
Kitap okumayı çok seviyorum.                     Nesne
Okumak en faydalı eylemdir.                        Özne
Sinirli olduğu gelişinden anlaşılıyor.             Dolaylı tüml.
*Olumsuzları mastar ekinden önce olumsuzluk eki getirilerek yapılır.
Okumamak, yazmama, seslenmeyiş...
*Bu kelimeler tek başlarına (eksiz) kullanıldıklarında mastar eki vurguludur.
Okumak, yazma, danışma, sesleniş...
*Eğer "-me" ile yapılan isim-fiillerde bu ek vurgusuz, bundan önceki  hece vurgulu okunursa yanlış anlaşılma olur: Olumsuz emir çekimi zannedilir.
Danışma         fiilimsi                         danışma          olumsuz emir
Kaynaşma      fiilimsi                         kaynaşma       olumsuz emir
Dikkat: "-mE" eki olumsuzluk ekiyle karıştırılmasın.
*Kimi isim-fiiller kalıcı nesne, yer, iş veya kavram adı olabilirler. Bu durumda artık isim-fiil olarak kullanılmazlar. Bunlar olumsuzluk eki de alamazlar.
Dondurma, danışma, kavurma, kızartma...;
Çakmak, yemek, ekmek...;
Alış veriş, gösteriş, direniş...
*"-me" ekiyle türeyen mastarlardan bazıları sıfat olarak kullanılabilir.
Süzme bal, asma köprü, yapma çiçek...



2. Sıfat-fiiller (Ortaçlar)

Fiil kök veya gövdelerinden yapım ekleriyle yapılmış sıfatlardır.
Tanı->tanıdık           (adam)                        kırıl->kırılası (eller)...
"-en, -esİ, -mez, -r, -dik, -ecek, -miş" ekleriyle türetilirler
*Sıfat görevinde kullanılırlar. Niteleme sıfatı sayılırlar.
gelen araba, öpülesi el, dönülmez yol, koşar adım, tanıdık yüz, gelecek zaman, olmuş iş...
*Daha sonra isimleşebilirler. İsimleştikleri zaman cümlede isim gibi kullanılırlar.
Gelenler kimdi?                                 özne
Tanıdıklarımıza rastlayamadık.        Dolaylı tüml.
Aldıkları eke göre çeşitlere ayrılırlar:


*Geçmiş zaman ortaçları
:"-dik ve -miş" ekleriyle yapılır.
Nesne ve kavramların geçmişte ortaya çıkan niteliklerini bildirirler.
Koca şehirde bir tek tanıdık yok.
Aramadık yer bırakmadık.
Bugüne kadar görülmemiş bir haksızlık var ortada.
Pişmiş aşa su katmak.


*Gelecek zaman ortaçları:"
-esi ve -ecek " ekleriyle yapılır.
Nesne ve kavramların gelecekte ortaya çıkacak olan niteliklerini bildirirler.
Kırılası eller hep zalimin yanında.

Çözülemeyecek bir sorun yoktur.
*Geniş zaman ortaçları: "-En, -mez, -or" ekleriyle türetilirler
Dönülmez akşamın ufkundayız, vakit çok geç
Koşar adım eve gitti.
Hep bilinen şeylerden bahsetti durdu.
İşe erken başlayan erken verim alır.
Kaçan mahkûmları yakalamışlar.                 (kaçmış olan)
Belirtme Ortaçları:"-dik ve -ecek" eklerinden sonra iyelik eki getirilerek yapılır.
Okuduğum son kitap
Okuyacağım ilk kitap

Dikkat: Bu eklerden "-mez, -or, -dik, -ecek, -miş" ekleri fiil çekim eki olarak da kullanılmaktadır. Zaten fiil çekim eki olan bu ekler zamana bağlı olarak sonradan sıfat yapmışlardır.  Sıfat yaptıkları durumda artık çekim eki değildirler.
Bu konu uzun süre tartışılacak                      (çekimli fiil)
Uzun süre tartışılacak bir konu bulduk.       (ortaç)


3. Zarf-fiiller (Ulaçlar)

-Fiillerden türetilen ve zarf tümleci olarak kullanılan kelime veya kelimelerdir.
-Ulaçlar yapım ekleriyle türetilir.
-İsim görevinde kullanılmazlar.
Çeşitleri şunlardır.


a.Bağlama Ulacı
"-İp" ekiyle türetilir.
Bu ek genellikle "ve" bağlacının yerini tutar.
"-İp" ekinin getirildiği fiille onun bağlanmış olduğu fiilin öznesi ve zamanı aynıdır.
Telefon edip hâlini hatırını sordum.< Telefon ettim ve hâlini hatırını sordum
Bu ulacın tekrarlanması fiilin sıkça yapıldığını gösterir:
Gidip gidip komşuları rahatsız ediyor.
Bakıp bakıp gülüyor.


b. Durum Ulaçları
:"-erek, -e..., -e, -meden, -meksizin, -cesine" ekleriyle yapılır.Fiilin nasıllığını bildirir.
Sınıfa gülerek girdi.
Olayı adeta yeniden yaşıyormuşçasına anlattı.
Gece karanlık sokaklarda düşe kalka ilerlediler.
Dinlene dinlene gittiler..


c. Zaman Ulaçları:
"-İnce, -dİkçe, -dİğİnde, -ken, -meden, -or, -mez" ekleriyle yapılır. Bu ulaçlar
fiilin zamanını bildirir.
Gülünce gözlerinin içi gülüyor.
Canım sıkıldıkça şiir okurum.
Kar yağınca herkes sokaklara döküldü.
İlk okuduğumda iyi anlayamamıştım.


d. Başlama Ulaçları:
"-Elİ" ekiyle türetilir ve sonraki fiilin başlangıcını bildirir.
Buraya geleli çocuğa bir hâller oldu.
Seni tanıyalı hayatım değişti.


e. Nedenlik Ulaçları
:"-
dİğİ, -eceğ" ekleriyle türetilir ve "-den dolayı, için, -den ötürü" edatlarıyla birlikte kullanılır.
Çok yalnızlık çektiğinden (dolayı) buralarda kalmak istemiyor.
Sizden ayrılacağı için üzülüyor.

f. Bitirme Ulaçları
:"-
ene, -İnceye, -esİye" ekleriyle türetilir ve "değin, dek ve kadar" edatlarıyla birlikte kullanılır. Sonraki fiilin bitimini gösterir. 
Sen gelene kadar biz burada bekleyeceğiz.
Yollar açılıncaya kadar bekledik.
Öldüresiye dövdüler.



kaynaklar :

  • http://www.turkceciler.com/fiiller/fiilimsiler.html
  • http://www.turkceciler.com/fiiller/yapisina_gore_fiiller.html
  • http://tr.wikipedia.org/wiki/Ba%C4%9Fla%C3%A7


 İlgili Sayfalar

Edebiyat Dil bilim, Kültür, Folklor, Geleneksel ve Güzel Sanatlarla ilgili, Tez, yazı, İnceleme, ve Araştırmalarınız bize başvurarak bu sitede Paylaşabilirsiniz.

 BAŞVURU İÇİN : ESA, İLETİŞİM  veya s_kuzucular@hotmail.com 
          




 
       Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.
Bu Edebiyat Türüne Yapılan Yorumlar
Bu edebiyat türüne henüz yorum yapılamış...
Yazıya Edebiyat Türüne Yorum Yaz
Yorum yazmak için üye girişi yapınız...