edebiyad Ve Sanat Akademisi
 

Üye Girişi

Duyurular
» Değerli Arkadaşlar, Çeşitli nedenlerden dolayı yazı ekleyemediğiniz sitemiz hazır hale gelmiştir. Artık yazı ve şiirlerinizi paylaşabilirsiniz.

» Lüften Sitemize Uyduruk isimler ve Nıckler ile üye olmayınız. Bu tip üyelikler silineceğinden lütfen bizi uğraştırmayınız.

» Sitemize Üye olarak Belge Yollayabilir, Kaynak ve yazar adını kullanmak kaydıyla Yöneticilerimize başvurarak kopya alabilirisiniz

»  ESA'ya üye olmayan ve ESA ya katkıda bulunmayanların YAZI indirme talepleri karşılanmayacaktır. Emege Saygı Lütfen

» ARAMIZA YENİ KATILAN ÜYELERİMİZ:Edebî yâd ederek, edebiyat ve sanat için sağladığımız kaynaklarımız ve paylaşımlarımızla,ülkemiz kültür ve sanatı adına yola çıkan bu kervana katılmanız bizleri mutlu etmiştir. hedeflediğimiz her menzilde birlikte olabilmeyi temenni ederiz sevgilerimizle...

» ESA'nın Özgün ve Akademik Yazılarını çalan Kaynak ve Yazar adı vermeyen siteler ve şahıslara telif haklarıınca dava açılacaktır. Çaldığınız yazılarımızı silin.

Nefi Seçkin Şiirleri Gazel ve Kasideleri
Anasayfa - Edebiyat - Divan Şiiri ve Şairler
Genel Değerlendirme :
Yazan :ESA
17 Haziran 2011 Cuma



NEFİ ( ÖMER )


(1572-1635) ünlü 17 Yüzyıl   Divan Şairi. XVII. yüzyıl ve bütün İslami Dönem  Türk Edebiyatının en büyük kaside şairi olarak tanınan Nefi, bu yüzyılın başında yaşamış, kasidede gerçek bir varlık göstermiş ve gerek kendi zamanında, gerekse sonraki yüzyıllarda  kaside yazan bütün şairlere etki etmiş bir şairdir.

1572 yılında Hasankale'de doğdu. Bundan dolayı devrin kaynakları Nef'i'den Erzenü'r-Rumî diye söze ederler. Babası ülkesinin eşrafından Sipahi Mehmed Bey diye anılan bir kişidir. Gerçek ismi Ömer olan Nef'î, kaynaklarda Nefi, Ömer Bey adıyla anıldığı gibi mührüne kazdırdığı beyitte de Ömer adı görülmektedir.

Daha küçük yaşlardan itibaren güçlü bir eğitim gördü. Öğrenimini Hasankale'de yapmış, sonra Erzurum'a gelerek devam ettirmiştir. Burada Fars edebiyatının ünlü eserlerini okudu, Arapça ve Farsça öğrendi.Erzurum'da öğrenimini sürdürürken genç yaşında şiir yazmaya da başlamıştır. İlk mahlası Zarrî "zararlı"dır. 1585 Erzurum defterdarı olan Gelibolulu Müverrih Ali, şiirlerini görmüş, beğenmiş ve bu genç şaire  Nefi, "nafi, yararlı" mahlasını vermiştir.

Padişah 1.Ahmed zamanında İstanbul'a geldi. Devlet hizmetine girdi ve bir süre farklı memurluklarda çalıştı. Daha sonraları 2.Osman ve 4. Murad dönemlerinde yıldızı parladı ve sarayla yakın bir ilişki kurdu. Hicviyeleri ile ünlü olan  Nefi,  yazdığı hicivlerle dönemin birçok isminin nefretini ve öfkesini üstüne çekti. Yine de uzunca bir süre 4.Murad tarafından korundu, daha sonraları 4.Murad kendisinden hiciv yazmamasını rica etti. Her ne kadar Nef'î padişah 4. Murad'a bu konuda söz verse de, kalemini durduramayıp Vezir Bayram Paşa hakkında bir hicviye kaleme aldı. Bu hicviyesinden ötürü, 1635 yılında, sarayın odunluğunda kementle boğularak öldürüldü. Sonra cesedi İstanbul boğazı'nda denize atılmıştır.


NEFÎ


ŞİİRLERİNDEN SEÇMELER

Gazel


Yoklamazsın hîç var mı dilde dâğın yâresin
Böyle mi gözler güzeller âşık-ı bîçâresin

Âh ile derdi bilinmez âşık-ı bîçârenin
Çâk çâk ede meğer âhı dil-i sad-pâresin

Gördüğün öldürmedir kârı o hûnî gözlerin
Koymaz anınçün elinden gamzeler gaddâresin

Zülfüne bend etmesin yâ n'eylesin Mecnûn gibi
Zabta kâdir olmayan âşık-ı dil-âvâresin

Halka-i zülfünden eyler dil temâşâ ruhların
Vermese hurşîde n'ola revzen-i nezzâresin

Derdin izhâr etmek ister dâ'imâ Nef'î sana
Sen de lutf et yokla bir gün dilde dâğın yâresin

Şair Nefi


Gazel

Ağyâre nigâh etmediğin nâz sanırdım
Çok lutf imiş ol âşıka ben az sanırdım

Gamzen dili rüsvâ-yı cihân eyledi
Billâh ben ol âfeti hem-râz sanırdım

Seyr eylemesem âyînede aks-i cemâlin
Hüsn ile seni meh gibi mümtâz sanırdım

Ma'mûr idügin bilmez idim böyle harâbât
Mestâneleri hâne-ber-endâz sanırdım

Sihr etdiğini senden işitdim yine Nef'î
Yoksa sözünü hep senin i'câz sanırdım

--------------------------------------------

 

Gazel

Âşık olduk dâm-ı zülf-i yâre düşdü gönlümüz
Akla uyduk bir garîb âvâre düşdü gönlümüz

Gamdan âzâd olmağa bilmem ne çâre eylesek
Kaldı hayretde acep bîçâre düşdü gönlümüz

Âşık olmakdır yine evlâsı ammâ derd bu
Bir mülâyim âfet-i mekkâra düşdü gönlümüz

Çeşmi bir zahm urdu tîğ-ı gamze-i bürrân ile
Göz yumup açınca yüz bin pâre düşdü gönlümüz

Fâriğ olsak n'ola dilber sevmeden Nef'î gibi
Hüsn-i hulk-ı şâh-ı meh-dîdâra düşdü gönlümüz

Şevkımız yok zevk-i câm-ı lâ'l-i nâb-ı dilbere
Şi'r-i hâkân-ı şeker-güftâra düşdü gönlümüz

Hazret-i Sultân Murâd Hân-ı kerîmü'ş-şân kim
Şevk-i medhiyle garîb efkâra düşdü gönlümüz

Cüst ü cû etdik âlem-i endîşede
Iztırârî vâdî-i inkâra düşdü gönlümüz


Gazel 

Tûtî-i mu'cize-gûyem ne desem lâf değil 
Çarh ile söyleşemem âyînesi sâf değil 

Ehl-i dildir diyemem sînesi sâf olmayana 

Ehl-i dil birbirini bilmemek insâf değil 

Yine endîşe bilir kadr-i dür-i güftârım 
Rûzigâr ise denî dehr ise sarrâf değil 

Girdi miftâh-ı der-i genc-i ma'ânî elime 
Âleme bez-i güher eylesem itlâf değil 

Levh-i mahfûz-ı suhandir dil-i pâk-i Nef'î 
Tab'-ı yârân gibi dükkânçe-i sahhâf değil

Gazel

Âşıka ta'n etmek olmaz mübtelâdır n'eylesin
Âdeme mihr ü mahabbet bir belâdır n'eylesin

Gönlü dilberden kesilmezse acep mi âşıkın
Gamzesiyle tâ ezelden âşinâdır n'eylesin

N'ola ta'yin etse zabt-ı mülk-i hüsnü gamzeye
Zülfü bir âşüfte-i ser-der-hevâdır n'eylesin

Zülfüne kalsa perîşân eylemezdi dilleri
Anı da tahrîk eden bâd-ı sabâdır n'eylesin

N'ola olsa muztarib hâl-i dil-i uşşâkdan
Sînesi âyîne-i âlem-nümâdır n'eylesin

Olmasa Nef'î n'ola dil-beste zülf-i dilbere
Tab'-ı şûhu dâma düşmez bir Hümâdır n'eylesin

Nefi

-------------------------------------------------------------

Gazel

Bâde gam verir bize biz âşık-ı dîvâneyiz
Gelmeden bu bezme câm-ı aşk ile mestâneyiz

Çekmeziz renc-i humârı ömrümüzde gerçi biz
Gam değil mahmûr olursak sâkî-i meyhâneyiz

Âşık-ı yek-reng ü rindân-güşâde-meşrebiz
Bezm-i hâs-ı vahdete hem bâde hem peymâneyiz

Hem gülüz hem bülbülüz germiyyet-i aşk ile biz
Dâğ-ı derde şu'le vü şem'-i gama pervâneyiz

Rind-i aşkız hâsılı Nef'î-i bî-pervâ gibi
Âşinâya âşinâ bîgâneye bîgâneyiz

Nefi

------------------------------------------------------------

 

Gazel

Hem kadeh hem bâde hem bir şûh sâkîdir gönül
Ehl-i aşkın hâsılı sâhib-mezâkıdır gönül

Bir nefes dîdâr içün bin cân fedâ etsem n'ola
Nice demlerdir esîr-i iştiyâkıdır gönül

Dildedir mihrin ko hâk olsun yolunda cân u ten
Ben ölürsem âlem-i ma'nâda bâkîdir gönül

Zerredir ammâ ki tâb-ı âfitâb-ı aşk ile
Rûzigârın şemse-i tâk u revâkıdır gönül

Etse Nef'î n'ola ger gönlüyle dâ'im bezm-i hâs
Hem kadeh hem bâde hem bir şûh sâkîdir gönül

-------------------------------------------------

GAZEL

Ne tende cân ile sensiz ümîd-i sıhhat olur.
Ne cân bedende gam-i firkatinde râhat olur.

Ne çâre var ki firâkınla eğlenem bir dem.
Ne tâli’im meded eyler visâle fırsat olur.

Ne şeb ki kûyuna yüz sürmesem ol şeb ölürüm.
Ne gün ki kâmetini görmesem kıyâmet olur.

Dil ise gitti kesilmez hevâ-yı aşkından
nasihat eylediğimce beter melâmet olur.

Belâ budur ki alıştı belâlarınla gönül.
Gamın da gelse dile bâis-i meserret olur.

Nedir bu tâli’ ile derd-i nef’i-i zârın.
Ne şûhu sevse mülâyim dedikçe âfet olur.
-------------------------------------------------------------------------
GAZEL

 

Nezaketde metanetde kelâmım benzemez aslâ.
Ne urfî'ye ne hâkânî'ye bu bir tarz-ı âherdir.

Derdim nice bir sînede pinhân iderim ben.
Bir âh ile bu âlemi vîrân iderim ben.

Âh ile komam dilleri zülfünde huzura
Cem'iyyet-i ağyarı perişan iderim ben

Cem'iyyet-i ağyarı ger itmezse perişan
Çerh-i feleği aksine gerdan iderim ben

Yâr olmayıcak zehr-i sitemdir bana bade
Bilmem nice def'-i gam-ı hicran iderim ben

Gûyâ ki olur dîdelerim ma'den-i yâkut
Her gâh ki yâd-ı leb-i cânân iderim ben

Bu hâl ile avarelik el virse bana ger
Baştan başa dünyâyı gûl-istân iderim ben

Nef'i gibi yârana dimem dahi nazire
Yâ bu gazeli zîver-î dîvân iderim ben

----------------------------------------------------------

Gazel

Arif ol ehl-i dil ol rind-i kalender-meşreb ol
Ne müselmân-ı kavî ne mülhid-i bî-mezheb ol

Asla mağrur olma eflâtûn-i vakt olsan eğer
Bir edîb-i kâmili gördükde tıfl-ı mekteb ol

Af-tâb-ı âlem-ârâ gibi sür hâke yüzün
Kevkebe basdır cihanı hem yine bî-kevkeb ol

Lâ-mekân ol hem mahallinde yerin bekle yine
Gâh mihr-i âlem-ârâ gâh mâh-ı nahşeb ol.

Âşık ol amma alâikden beri it gönlünü.
Ne ham-ı gîsûya meftun ne esîr-i gabgab ol

Hızr'a minnet çekme var sonra dil-i
Nef î gibi lûle-i âb-ı hayât-ı feyz ile leb-ber-lebol

fâilâtün fâilâtün fâilâtün fâilün

-----------------------------------------------------------------

Siham-ı Kaza'dan

Gürci hınzırı a samsun-ı muazzam a köpek
Kande sen kande nigehbani-i alem a köpek

Vay ol devlete kim ola mürebbisi anun
Bir senin gibideni cehl-i mücessem a köpek

Ne gune kaldi meded devlet-i Al-i Osman
Hey yazuk hey ne musibet bu ne matem a köpek

Ne ihanetdür o sadra bu zamanda ki anun
Olmaya sahibi bir Asaf-ı kerem a köpek


Hidmet-i devlete sair vüzeradan göreler
Bir fürumaye koca ayuyı akdem a köpek

Bu mahlallerde ki Bagdadı ala şah-ı Acem
Arz-ı rumu ede teshir Abaza hem a köpek

Sattınız iki soysuz bir olup hanlığı
Kimseyietmedünüz bu işe mahrem a köpek

Paymal eylediniz saltanatın ırzını hem
Yok yereoldı telef ol kadar adem a köpek

Hiç hanlık satılır mı hey edebsiz hain
Tutalım olmamış ol fitne muazzam a köpek

Sen kadar düşmen-i devlet mi olur a hınzır
Ne turur saltanatun sahibi bilsem a köpek

Ehl-i dil düşmeni din yoksulu bir melunsun
Öldürürlerse eğer can-be-cehennem a köpek

Böyle kalur mu soysuzlar elinde devlet
noldu ya gayret-i şahenşeh-i azam a köpek

Hak götürdü arabı gitti hele dünyadan
Kim götürse akabince seni bilmem a köpek

File nacar meger yükledeler tabutunu
Çekemez cife-i murdarunu adem a köpek

Filler de çekemezse ne acep laşeni kim
Var mı bir sencileyin div-i mülahhem a köpek

Sen soysuz eşek ol Kirliorospu yaraşur
Bindürüp sırtına teşhir edersem a köpek

Nefi

-------------------------------------------------

Tûtî-i mu'cize-gûyem ne desem lâf değil

G

----------------------------------------------------------------------

Yazanlar peykerim destimde bir peymâne yazmışlar

Gazel

Yazanlar peykerim destimde bir peymâne yazmışlar
Görüp mest-i mey-i aşk olduğum mestâne yazmışlar

Bana teklîf-i zühd etmezdi idrâk olsa zâhidde
Yazıklar kim anı âkil beni dîvâne yazmışlar

Değildir gözlerinde sâye-i müjgânı uşşâkın
Hatın resmin beyâz-ı dîde-i giryâne yazmışlar

Benim âşık ki rüsvâlıkla tutdu şöhretim şehri
Yazanlar kıssa-i Mecnûnu hep yâbâne yazmışlar

Nice zâhirdir ey Nef'î sözünden dildeki sûzun
Yazınca nüsha-i şi'rin kalemler yâne yazmışlar

--------------------------------------------------------------------

Yoklamazsın hîç var mı dilde dâğın yâresin

Gazel

Yoklamazsın hîç var mı dilde dâğın yâresin
Böyle mi gözler güzeller âşık-ı bîçâresin

Âh ile derdi bilinmez âşık-ı bîçârenin
Çâk çâk ede meğer âhı dil-i sad-pâresin

Gördüğün öldürmedir kârı o hûnî gözlerin
Koymaz anınçün elinden gamzeler gaddâresin

Zülfüne bend etmesin yâ n'eylesin Mecnûn gibi
Zabta kâdir olmayan âşık-ı dil-âvâresin

Halka-i zülfünden eyler dil temâşâ ruhların
Vermese hurşîde n'ola revzen-i nezzâresin

Derdin izhâr etmek ister dâ'imâ Nef'î sana
Sen de lutf et yokla bir gün dilde dâğın yâresin

Nefi

Ağyâre nigâh etmediğin nâz sanırdım 
Çok lutf imiş ol âşıka ben az sanırdım


Gamzen dili rüsvâ-yı cihân eyledi 
Billâh ben ol âfeti hem-râz sanırdım 


Seyr eylemesem âyînede aks-i cemâlin 
Hüsn ile seni meh gibi mümtâz sanırdım 


Ma'mûr idügin bilmez idim böyle harâbât 
Mestâneleri hâne-ber-endâz sanırdım 


Sihr etdiğini senden işitdim yine Nef'î 
Yoksa sözünü hep senin i'câz sanırdım

---------------------------------------------

Gazel

Yâre derdim diyemem bezm-i şarâb olmayıcak.
Cürmüm ikrar edemem mest-i harâb olmayıcak.       


Âfitâb ol ruh-ı pür-tâba nazîr olsun mu?
Bu yakar âlemi bir lahza nikâb olmayıcak.

Cezbe-i hüsnü gönül hattına ta'lîk eyler.
Nice hall etmek olur anı kitâb olmayıcak.

Tutalım rûz-ı şümâr olsa kim eyler da'vâ.
Ettiğin zulme senin hadd ü hesâb olmayıcak.

Sen bu rüsvâlığı ey nef'î komazsın elden.
Yârdan yine sana hışm u itâb olmayıcak

-----------------------------------------------------

Ey dil hele âlemde bir âdem yoğ imiş

Kıt'a

Ey dil hele âlemde bir âdem yoğ imiş
Vâr ise de ehl-i dile mahrem yoğ imiş
Gam çekme hakîkatde eğer ârif isen
Farz eyle ki el'ân yine âlem yoğ imiş

Nefi

KITA ŞEKLİNDE HİCİVLERİ

Tahir efendi bana kelp demiş
İltifatı bu sözde zahirdir,
Maliki mezhebim benim zira,
İtikadımca kelp tahirdir.

***
Bana kafir demiş müfti efendi
Tutalım ki ben diyem ona müslüman
Varıldıkta yarın ruz-i cezaya
İkimizde çıkarız anda yalan

*****
Ey dil hele âlemde bir âdem yoğ imiş
Var ise de ehl-i dile mahrem yoğ imiş
Gam çekme hakikatte eğer ârif isen
Farz eyle ki el'an yine âlem yoğ imiş

****

Kâfoğlu nasîhatdür işit bu sözi benden
Bil rütbe-i 'irfânunı yârâna ulaşma
Zehri katı mühlikdür anun bir dahi zinhâr
Ef'îye ulaş... nef'î'ye ulaşma!

 


Kasîde

Gamzen ne dem ki tiğ çekip hûn-feşân olur
Uşşâk-ı dil-figâra ecel mihribân olur

Çeşmin o Kahraman-ı gazab-nâkdir senin
Kim hışmı zâil olsa dahi bî-emân olur

Kim gördü böyle Hindû-yı mest-i kemin-küşâ
Kim bir hadengi âfet-i can-ı cihan olur

Müjgânlarınla seyreden ol ebruvanı der
Birden bu denlü tir nice der-kemân olur

Gamzen suâle başlasa uşşâka her müjen
Gûya lisân-ı hâl ile bir tercemân olur 

Gamzen görür itâb ile öldürdüğün bizi
Durmaz girişme dahi ana hem-zebân olur

Bu nâz u nigâh-ı tegâfül ki sende var
Hızr olsa âşıkın sebeb-i terk-i cân olur

Sen böyle nâz u şîve satınca gedâlara
Narh-ı metâ-ı derd ü belâ râygân olur

Yeksân ise yanında seven sevmeyen seni
Hûbâna bu muâmeleden çok ziyân olur

Râzî değilse ger buna nâmûs-ı dilberî
Uşşâka derse böyle ihânet yamân olur

Her nâ-mahâlle ruhsat-ı nezzâre ya neden
Bir gün demez misin ki mahallinde kan olur

Dil bu hevâ ile kafes-i teng-i sînede
Mânend-i mürg-i bâl-şikeste tapân olur

Kim gülşen-i ruhunda vere nağmeye karâr
Tâ ol zamân ki bâğ-ı cihân pür-hazân olur

Fikreyleyince dâm-ı girih-gîr-i zülfünü
Bir hâlet elverir ki kafes gülsitân olur

Zülfün mü ya gezende siyeh mâr-ı hambeham
Kim pâsbân-ı genc-i nihân-ı miyân olur

Yahut hümâ şikâr edici şâhbâzdır
Dâim hevâ-yı sayd ile bî-âşiyân olur

Gâhi halka durur pîç ü tâb ile
Tuğr-yi hükm-i pâdişah-i hüsn ü ân olur

Gâhî ki deste deste yatur yerde gûyiyâ
Çârûb-ı âsîstân-ı memâlik-sitân olur

Ol safder-i yegâne ki tâb-ı mehâbeti
Cevşen-güdâz-ı Tehmeten ü Kahramân olur

Diller döyer mi görmeğe cenk içre nîzesin
Ol dem ki hûn-ı düşmen ucundan revân olur

Saflar düzüp hücûm edicek hayl-i düşmene
Dehşetle âsumân u zemîn pür-figân olur

Oklar sihâm-ı kavs-i kazâdan nişân verir
Peykân-ı tîr ise ecel-i nâgehân olur

Evc-i hevâda sıyt-ı çekâçâk-ı tîğdan
Âvâz-ı ra'd u sâika reh güm-künân olur

Sensin o saf-şiken ki yazılsa menâkıbın
Her muhtasar rivayeti bir dâsitân olur

Hakka benem ol nâdire-perver ki her sözüm
Bir tuhfe gibi elden ele armağân olur


KASİDE ( Felek Kasidesinden bazı bölümler)

Habbezâ cây-i neşât-efzâ ki Rıdvân görse ger
Hayretinden derdi bu cennet midir dünyâ mıdır

Dâimâ böyle müferrih mi bu cây-i dil-küşâ
Her zaman âb u havâsı böyle rûh-efzâ mıdır

Yoksa şimdi eyleyen âb u havâsın terbiyet
Âfitâb-ı devlet-i şâh-ı cihân-ârâ mıdır

Ya'ni Sultan Ahmed-i âdil ki ferş-i dergehi
Arş[ı]'dan a'lâ değilse çarh[ı]dan ednâ mıdır

Şâh-ı dîn-perver ki teşrîf-i kudûmiyle zemîn
Arşa nâz eylerse istiğnâsı istiğnâ mıdır

Mâh-i mülk-ârâ-yi devlet kim fürûğundan felek

Mihrini fark eylemez pinhân mıdır peydâ mıdır

Bunca demdir da'vi-yi sâhib-kırânî eylerin
Bir mübâriz yok mu meydân-ı sühan tenhâ mıdır

Dürr-i nazmım çarha mengûş olsa bilmez rûz[ı]gâr

Şi'r-i Nef'î midir ol yâ kevkeb-i Şi'râ' mıdır

Söz tükendi nice bir da'vâ-yi şi'r ü şâ'irî

Lâf u da'vâ bir taraf şimdi du'â hengâmıdır

(1-2. beyitler Edirne şehrinin tasvirine ait olduğu için nesib, 3. beyit ilk mısraında Edirne'nin havasından suyundan; ikinci mısraında padişahtan bahsetmesi sebebiyle girizgah, 4,5,6.. beyitler I. Ahmed'i övdüğü için medhiye, 7.8. beyitler de şair kendinden bahsettiği için fahriye,9. beyit ise dua bölümlerine aittir.


Bercesteler

Gönül ne gök ne elâ ne lâciverd arıyor
Ah bu gönül bu gönül kendine derd arıyor
* * *
Ne tende cân ile sensiz ümmîd-i sıhhat olur
Ne cân bedende gam-ı firkatinle rahat olur
* * *
Ne şeb ki kûyine yüz sürmesem ölürüm
Ne gün ki kaametini görmesem kıyâmet olur
* * *
Mecnun ne bilir kaaide-i nâz u niyâzı
Aşık mı sanır kendin o meczûb-ı muhabbet

 

İLGİLİ SAYFALAR

Edebiyat Dil bilim, Kültür, Folklor, Geleneksel ve Güzel Sanatlarla ilgili, Tez, yazı, İnceleme, ve Araştırmalarınız bize başvurarak bu sitede Paylaşabilirsiniz.

 BAŞVURU İÇİN : ESA, İLETİŞİM  veya s_kuzucular@hotmail.com



 
       Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.
Bu Edebiyat Türüne Yapılan Yorumlar
Bu edebiyat türüne henüz yorum yapılamış...
Yazıya Edebiyat Türüne Yorum Yaz
Yorum yazmak için üye girişi yapınız...