Duyurular
» Lüften Sitemize Uyduruk isimler ve Nıckler ile üye olmayınız. Bu tip üyelikler silineceğinden lütfen bizi uğraştırmayınız.

» Alt yapı ve eklentiler yüzünden profilde görülmeyen yazılar ve şiirler yeniden gözükür hale gelecektir. üyelerimizden özür dileriz.

» Sitemize Üye olarak Belge Yollayabilir, Kaynak ve yazar adını kullanmak kaydıyla Yöneticilerimize başvurarak kopya alabilirisiniz

» Artık Normal Üyelerimiz de yazı ekleyebilir. Kaynak yazılarımıza kopya yasağı konmuştur. Bazı başlıklarımız üye olmayanlara kısıtlanmıştır.

»  ESA'ya üye olmayan ve ESA ya katkıda bulunmayanların YAZI indirme talepleri karşılanmayacaktır. Emege Saygı Lütfen

» ARAMIZA YENİ KATILAN ÜYELERİMİZ:Edebî yâd ederek, edebiyat ve sanat için sağladığımız kaynaklarımız ve paylaşımlarımızla,ülkemiz kültür ve sanatı adına yola çıkan bu kervana katılmanız bizleri mutlu etmiştir. hedeflediğimiz her menzilde birlikte olabilmeyi temenni ederiz sevgilerimizle...

» ESA'nın Özgün ve Akademik Yazılarını çalan Kaynak ve Yazar adı vermeyen siteler ve şahıslara telif haklarıınca dava açılacaktır. Çaldığınız yazılarımızı silin.

FaceBook
Gülşehri Hayatı Edebi Kişiliği Eserleri ve Örnekler ( 14. yy )
Anasayfa - Edebiyat - Divan Şiiri ve Şairler
Yazan :ESA
18 Haziran 2011 Cumartesi



HAYATI

Gülşehrî'nin doğum ve ölüm tarihlerini tam olarak bilemiyor, fakat yaşadığı dönemi, hem kendi eserlerinden, hem de ondan söz eden diğer şairlerin eserlerinden anlıyoruz. XIII. yüzyılın sonlarında, Kırşehir'de Mevlevî tarikatini tanıtmak için bir tekke kurmuştu. Kırşehir bir gül şehri olduğu için "Gülşehrî" mahlasını almıştır. Asıl adının da Ahmed mi yoksa Süleyman mı olduğu bugün bile tartışma konusudur.

14. yüzyıl Türk şairi. Döneminin en önemli şairlerinden olan Gülşehrî’nin hakkında bugün pek fazla bir şey bilinemese de Kırşehirli olduğu ve mutasavvıf olduğu bilinmektedir. Naklî ilimlerde bilgili olmasının yanı sıra matematik ve felsefe gibi aklî ilimlerle de ilgilendiği ve bu konularda da bilgi sahibi olduğu düşünülmektedir.

Bir mutasavvıf olan Gülşehrî’nin eserleri bunun izlerini taşır. Ayrıca şair Ferîdüddîn-i Attâr, Mevlâna Celaleddin Rumî ve Senâî gibi mutasavvıf yazarlardan etkilenmiştir. Nitekim ünlü eserlerinden biri Attâr’ın ünlü mesnevisi Mantık et-Tayr`ı temel alan aynı adlı mesnevidir.

Çoğunlukla bu eserinin Attâr’ın eserinin tercümesi olduğu sanılsa da aslında, Gülşehrî’nin de bizzat belirttiği gibi, eser aynı adı ve temel hikâyeyi barındırmakla birlikte bir tercüme değildir ve orijinal Mantık et-Tayr’ın içeriği eserde yoğun biçimde değiştirilmiş ve farklı kaynaklardan yeni içerikler eklenmiştir; örneğin Rumî’nin Mesnevi’si ve ünlü Hint klasiği Kelile ve Dimne gibi. Bunun dışında Feleknâme isimli ünlü bir eseri daha vardır. Feleknâme`yi İlhanlı hükümdarlarından Gazan Han’a sunmuştur.

1250 yılında doğduğu tahmin edilmektedir. O devirde Kırşehir’e Gülşehri denildiği için, Gülşehri olarak anılmıştır. Gençliğinde edebiyat ve tasavvuf öğrenmiştir. Gülşehrî'nin Kırşehir'de Ahi Evran'dan sonra kurulan Ahilik örgütünün başında bulunduğunu, bu örgütün yayıcılarından olduğunu ve ustası Ahi Evran'in etkisinde kaldığını şiirlerinden öğreniyoruz.

Bir şiirinde :

Elli yıl ben ansız durmadım

Yazı yaban durgun görmedim.. diyerek tam elli yıl, Ahi Evran'la birlikte kaldığını, onsuz yapamadığını söyleyen Gülşehrî, birçok şiirinde onu över. Farsça ve Arapça öğrenmiş, ancak O, Türkçe yazmıştır.

Ahi Evran’ın ölümünden sonra Ahilik Postuna oturmuştur. 1335 yılında ölen Ahmedi Gülşehri çok ince ruhlu bir şair idi.


ESERLERİ

Gülşehri’nin Şeyhi olan Ahi Evren’in menkibeleri hakkında yazdığı bir mesnevisi ve bazı şiirleri var ise de asıl değerli eseri büyük veli Feridüddin-i Attar’dan çevirdiği Mantıku’t-Tayr’ı, diğer adı ile Gülşenname adlı mesnevisidir.

Gülşehri, bu eserini en çok Mevlana’dan ve başka kaynaklardan aldığı kıssalarla, görüp işittiklerini de katarak, birçok sohbetlerle zenginleştirip yeniden yazmış gibidir.


EDEBİ YÖNÜ

Yunus Emre gibi, Anadolu tekke edebiyatının önde gelen isimlerindendir. İslam ilmini ve İran edebiyatını bilen bir sofidir. Özenilmiş bir üslupla yazan ve öğretici olmaktan çok lirik nitelikler gösteren bu şair, sanat değeri bakımından çağının önde gelenlerindendir. Tasavvufi konuları usta bir ifadeyle yazmıştır. Dili sade ve güzel, vezni kullanışı iyidir.

Gülşehri, bir sofi şair olmakla beraber, eserlerinde sanatının yüksek heyecanını duymuş görünür. Bir meslek propagandası yapmaktan ziyade, bir sanat eseri yazmak ve geleceğe bir sanat eseri bırakmak ve Türkçeyi işleyip geliştirmek düşüncesiyle çalışmıştır.

Gülşehri, Feridüddin-i Attar’dan başka, başta Mevlana Celaleddin-i Rumi olmak üzere, Hakim Senai, Sadi-i Şirazi, Genceli Nizami ve Sultan Veled’in tesiri altında kalmıştır. Hayatı hakkında, devrine ait kaynaklarda yeterli bilgi yoktur. Mantıku’t-Tayr adlı eserinden başka Farsça Felekname ile Aruz risalesi vardır. Ayrıca kendisinin bahsettiği Kuduri Tercümesi henüz ele geçmemiştir.

Gülşehrî Mantıku’t-tayr adlı eserini 1317’de bitirir. Eser İranlı tanınmış mutasavvıf şair Feridüddin Attâr’ın Mantıku’t-tayr adlı eserinden yapılmış bir çeviridir. Ancak Attâr’ın eserinin tam bir çevirisi değildir. Attâr’ın eserine bazı yerlere Mevlâna’nın Mesnevî’sinden, Kelile ve Dimne’den, Kabus-name’den alınmış olan metne uygun hikâyeler konularak yapılmış bir çeviridir. Böylece Gülşehrî’nin Mantıku’t-tayr’ı telif bir eser hâlini almıştır. Gülşehrî Mantıku’t-tayr’ın içinde Kudûrî (972-1037) den fıkıhla ilgili manzum bir çeviri yaptığını yazmışsa da eser elde yoktur. Gülşehrî bir gazelinde kasideler, gazeller yazdığını söyler. Ancak elimizde yalnız yedi gazeli vardır. (A. Sırrı Levend, Mantıku’t-tayr, TDK yayını, tıpkı basım, s. 30-31) Gülşehrî’nin tasavvuf konusunda Farsça olarak yazıdğı Felek-nâme (Sadettin Kocatürk, Ankara 1982) ile Kerâmât-ı Ahi Evren (Franz Taeschner, Wiesbaden 1955) yayımlanmıştır. Bu son eserin Gülşehrî’nin olduğu şüphelidir. Gülşehrî’nin bir şair olduğu Mantıku’t-tayr’ı ile gazellerinden anlaşılmaktadır. Gülşehrî’nin dili sade, üslubu akıcıdır. Şiirlerinde şairliği ile övünmüş olduğundan çağdaşı şair Ahmedî tarafından eleştirilmiştir.

( Prof. Dr. Hasibe Mazıoğlu: .bilgicik.com/yazi/prof-dr-hasibe-mazioglu-hayati)

Şu şiirleri onun şairlik gücünün derecesi hakkında bizlere bilgi vermeye yetecektir.

Her ülü kendime yar eylerem,
Her gece vasfını tekrar eylerem,

Her seher kim gül çemende açıla,
Kamudan ilkin bana karşı güle.

Her gülü kim kendime yar eylerim
Her gice vasfını tekrar eylerim.

Her seher kim gül çemende açıla
Kamudan ilkin bana karşı güle.

Nevbahar oldu kim bülbül söyleye
Aşkını maşukuna şerh eyleye

Kamu sözü gel ki terkeyleyelim
Bülbül gibi gül sözü söyliyelim...

Duru Türkçesiyle çevresinde toplanan ahilerle görüşüp bilişirken asla şeyhlik, sultanlık davasında bulunmamış, onlardan biri olarak onları konuşturmuştur.

Ne derviş isteriz, sahip, ne sultan,
Ne dert işimize gelir, ne derman.

XIV. yüzyılın Anadolu'da yetişen bu Türkçeci ozanını, Yunus kadar arı-duru, Yunus kadar güçlü sayamasak bile, ilk Türkçeciler arasında, ona önemli bir yer ayırmak zorundayız. Gülşehrî, Anadolu'yu aydınlatan aydın kişilerin başında, bilinçli ve idealist bir Türkçeci olarak her zaman dile gelecektir.




ESERLERİNDEN ÖRNEKLER



Mantıku't Tayr'dan beyitler

Böyle giç irmeye ahşama seher
Bu gice rûzı kıyametdür meğer.

Bu gicenün yok mudur yâ Rab güni
Böyle uzun görmedim her giz düni.

Çok riyazetde geçirdüm giceler
Görmedi bu gice gibi kocalar.

Uşbu od kim gönlüme düştü benüm
Mûm gibi yandı kamu canûm tenüm...



Kerâmâtı Ahf Evren'den

Ahî Evren kim Hak'ka irmiş idi
Tanrı'nun d idârini görmiş idi.

Doksan üç yıl dünyede oldı temam
Ne helâl öginde geçdi ne haram.

Gönlünü avret odına yakmadı
Kimsenün ağzın yüzine bakmadı

Terbiyelerim teninde can idi
Ahîlere, beylere ol sultan idi.

Mustafa'nın ol alemdarı idi
Murtaza'nın sevgili yârı idi.




Bahâr oldı vü bûstânlarda bülbül

(gazel)

Bahâr oldı vü bûstânlarda bülbül
Kılur gül
‘aşkına feryâd u gulgul

Bu
‘ömr ile çemende hîç inanma
Ki bir haftadan artuk dirile gül

Gülün
‘ömri azına gözüm ağla
Yazun tîz geçdigine ağız aç gül

Kime bir
‘afiyet geldi cihânda
Kim ana irmedi yüz bin tezelzül

Bu dünye
‘izzetine garre olan
Delim tarta temennâ vü tezelzül

Cihânun ârzûsı cânun almak
Senün fikründe esbâb-ı tecemmül

Çegâne ölüm anup eyde ten ten
Karâbe
‘ömre gülüb kıla kâl kul

Ola Gülşehrî gâfil kendüden kim
Anun zikrinde kılmagıl tegâfül

Bize kim gerekise cevr kılsın
Bizüm teslîm geldi vü tecemmül

       vezni: mefâ
’îlün mefâ’îlün fa’ûlün


Kaynak:

Rehber Ansiklopedisi
http://www.gozlemci.net/2167-gulsehri.html
Prof. Dr. Hasibe Mazıoğlu: .bilgicik.com/yazi/prof-dr-hasibe-mazioglu-hayati




İLGİLİ SAYFALAR

Edebiyat Dil bilim, Kültür, Folklor, Geleneksel ve Güzel Sanatlarla ilgili, Tez, yazı, İnceleme, ve Araştırmalarınız bize başvurarak bu sitede Paylaşabilirsiniz.

 BAŞVURU İÇİN : ESA, İLETİŞİM  veya s_kuzucular@hotmail.com



 
       Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.
Bu Edebiyat Türüne Yapılan Yorumlar
Bu edebiyat türüne henüz yorum yapılamış...
Yazıya Edebiyat Türüne Yaz
Yorum yazmak için üye girişi yapınız...