edebiyad Ve Sanat Akademisi
 

Üye Girişi

Duyurular
» Kullanıcılar, üyeler ve tüm dostlarımızın Breaat Kandilini kutlar dualarının kabulünü Yüce Allah’tan niyaz ederiz.

» Değerli arkadaşlarımızın ve kullanıcıların Miraç Kandilini kutlar dualarının kabulunu dileriz.

» Değerli Kullanıcılar Edebiyat ve Sanat kategorilerimiz üyelere kapalı olduğundan araştırmacılar da incelemelerini paylaşamamaktadır. Bu yüzden dileyen akademisyenlere yazı paylaşabilmeleri için yetki verilecektir. Yetki isteyen araştırmacılarımızın yetki için başvurmalarını rica ediyorum. Şahamettin Kuzucular

» Lüften Sitemize Uyduruk isimler ve Nıckler ile üye olmayınız. Bu tip üyelikler silineceğinden lütfen bizi uğraştırmayınız.

» Sitemize Üye olarak Belge Yollayabilir, Kaynak ve yazar adını kullanmak kaydıyla Yöneticilerimize başvurarak kopya alabilirisiniz

»  ESA'ya üye olmayan ve ESA ya katkıda bulunmayanların YAZI indirme talepleri karşılanmayacaktır. Emege Saygı Lütfen

» ARAMIZA YENİ KATILAN ÜYELERİMİZ:Edebî yâd ederek, edebiyat ve sanat için sağladığımız kaynaklarımız ve paylaşımlarımızla,ülkemiz kültür ve sanatı adına yola çıkan bu kervana katılmanız bizleri mutlu etmiştir. hedeflediğimiz her menzilde birlikte olabilmeyi temenni ederiz sevgilerimizle...

Sadullah Paşa Hayatı Edebi Kişiliği Eserleri
Anasayfa - Edebiyat - Tanzimat Dönem. Edeb
Genel Değerlendirme :
Yazan : Şahamettin Kuzucular
19 Haziran 2011 Pazar















Sadullah Paşa 


Sadullah Paşa Tanzimat devri devlet adamı ve şâir.

1838’de Erzurum’da doğan Sadullah Paşa’nın babası çeşitli illerde valilik yapmış İkinci Mahmut döneminin ünlü vezirlerinden Esat Muhlis Paşadır.

Sadullah Paşa, 1838 yılında Erzurum’da dünyaya gelmiştir.   Tam adı Sadullah Rami’dir.[1]  İyi bir eğitim gören Sadullah Paşa, özel dersler alarak Arapça, Farsça ve Fransızca dillerini öğrenmiş, Fransız ve Doğu edebiyatları üzerine özel öğrenim görmüştür. İstanbul’a geldiklerinde özel öğrenime devam ettirilen Sadullah Paşa öğrenimini İstanbul’da «Darülmaarif» adlı okulda sürdürmüştür.  İyi bir tahsil gören Sadullah Paşa Okulu Darülmaarif’ten ve özel hocalardan Arapça, Farsça, Fıkıh, Akaid, Tabiiyye, Kimyâ ve Fransızca[2] dersleri almış bu tahsili sayesinde devlet kademelerinde hızla yükselmiş Büyükelçiliğe ve vezirliğe kadar yükselmiş bir edebiyatçı olmuştur.

1853’te ilk memuriyetine başlayarak, Babıali Tercüme Odasında memur adayı olarak görevlendirilmiştir.  «Divan-ı Hümayun Tercümanlığı» görevi ile hayata atıldı. Üç sene kadar burada çalıştıktan sonra, Bâbıâli Tercüme Odasına geçmiştir. Kısa zamanda memuriyette derecesi yükseldi ve sırasıyla Mesahib Kalemine (1866), Şûrâ-yı Devlet Maârif Dâiresi Başmuavinliğine (1868) ve ardından da Başkâtib oldu.(1870)Dîvân-ı Hümâyun Tercümanlığına (1871),  getirilmiştir.[3] 

Daha sonra görevlerinde devamlı yükselerek Dîvân-ı Hümâyun Amedliğine ve Defter-i Hâkânî Nezâretine (1874), Temyiz Mahkemesi Reisliğine (1876),[4] Ticâret Nezâretine ve Sultan Murâd’ın tahta geçmesiyle de Mâbeyn Başkâtipliğine (1876) tâyin edilmiştir.[5]

Sultan İkinci Abdülhamid Han zamanında, Bulgaristan Meselesini yerinde incelemek üzere Filibe'ye gönderilen komisyona başkanlık yapmakla görevlendirilmiştir.  Osmanlı Devleti, Rusya, Almanya, İngiltere, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu ve Fransa'nın katılımı ile gerçekleşen Kongre sonunda 1887-1878 Osmanlı-Rus Savaşı (93 Harbi) sonrası imzalanan Ayastefanos Adlaşması’nın yerine geçmek üzere bir antlaşma yapılmıştır. [6]Bu vazifesini tamamladıktan sonra Berlin'e elçi olarak gönderildi. Berlin'deyken Ayastefanos Antlaşması ve Berlin Kongresi'nin müzakerelerine katılmıştır.  [7]

Berlin’deki başarılı çalışmalarından dolayı vezirlik rütbesi verildi (1881).  1877 yılında Belin’e büyük elçi olarak tayin edildi.1883’te ise Viyana Büyükelçiliği görevine getirilmiş ve bu görevde 9 yıl kalmıştır.   1891’de Viyana’da büyük elçi iken Alman Hizmetçisi ile yaşadığı aşkın ortaya çıkacağı endişesi[8] yüzünden Sefarethanenin hamam odasında hava gazı borusunu ağzına almak[9] suretiyle intihar etmiştir.   Cenazesi Berlin’e gömülmüştür. [10]1943'te Doğu Berlin ve Batı Berlin diye ikiye bölününce, Paşa’nın cenazesi Doğu Berlin topraklarında kalmış, Doğu ve Batı Almanya birleştikten sonra Paşa’nın cenazesi İstanbul’a getirilerek Sultan Mahmud Hanın türbesinin bahçesine gömülmüştür.[11]

Sadullah Paşa, devlet adamlığı yanında edebiyatla da uğraşmıştır. Fakat yazdıklarının pek çoğu ele geçmemiştir. Yazdıklarının içinde en önemlisi On dokuzuncu Asır manzumesidir. Bu manzumede batının ilerlediği müspet ilimlere, Türklerin de ayak uydurması gerektiğini savunmaktadır. Sadullah Paşanın batı dillerinden yaptığı tercümelerin en meşhuru Göl adlı eseridir. Berlin Mektupları, Charlottenbourg Sarayı, Paris Ekspozisyonu, Cevdet Paşaya Mektup, bilinen eserleridir. Berlin Mektupları, Tanzimat devri seyahat edebiyatının ilk örnekleridir.

Prod Dr. Ali Akyıldız, Sadullah Paşa hakkında detaylı bir çalışma yapmış, “ Sürgün Sefir Sadullah Paşa - Hayatı, İntiharı, Yazıları” adındaki kitabında Sadullah Paşa hakkında bulabildiği tüm evrakları, arşiv belgelerini, yazıları, mektuplaşmaları tarayarak değerli biyografi çalışması yapmıştır. ( İş Bankası Kültür Yayınları / İnceleme - Araştırma Dizisi İstanbul, 2011 )  [12]




Eserleri ve Edebi Yönleri

Sadullah Paşa, Tanzimat dönemini hazırlayan yenilik fikirlerine açık Batının müspet bilimlerine inanmış batılılaşma yanlısı bir devlet adamıdır. Tanzimat Edebiyatının oluşmasına zemin hazırlayan ilk aydınlarımızdan birisidir. Tanzimat edebiyatının ortaya çıkmasına zemin hazırlayan ilk çevirmenlerden ve düşünürlerden biri olarak dikkat çeker.

Sadullah Paşanın cilt teşkil edecek büyük bir eseri, ya da tüm yazılarını bir araya toplayan bir kitabı yoktur. Ancak, onun biyografisini anlatan - başkası tarafından hazırlanmış- “Sadullah Paşa -yahut- Mezardan Nidâ” adlı bir ser bulunmaktadır. Kitap, Mehmet Galip Bey tarafından düzenlenmiş, İkinci Meşrutiyetten sonra basılmıştır. ( 1909)  [13]

Sadullah Paşa, devlet adamlığı yanında edebiyatla da uğraşmış, Fakat yazdıklarının pek çoğu ele geçmemiştir. Yazdıklarının içinde en önemlisi On dokuzuncu Asır manzumesidir. Bu manzumede batının ilerlediği müspet ilimlere, Türklerin de ayak uydurması gerektiğini savunmaktadır.

Tanzimat döneminde, batı edebiyatından Türkçeye ilk şiir çevirisi yapanlardan biri de Sadullah Paşa’dır «Ondokuzuncu Asır» manzumesi çağdaş uygarlığı tanıtmak istemesi bakımından, çok değerli bir belgedir. "Lamartine" den çevirdiği, «Göl» manzumesi de yeni şiir zevkinin belirli bir örneğini teşkil eder. Sadullah Paşanın anılarıyla gezi notları niteliğindeki kimi yazıları yeni edebi nesrin, üzerinde durulmaya değer örnekleridir.

Sadullah Paşanın yaptığı tercümelerin en güzellerinden birisi “Göl “ adlı şiir çevirisidir. Berlin Mektupları, Charlottenbourg Sarayı, Paris Ekspozisyonu, Cevdet Paşaya Mektup, bilinen diğer eserleridir. [14]Berlin Mektupları, Tanzimat devri seyahat türünde yazılmış ilk örneklerden biridir. Paşa Tanzimat döneminin ilk pozitivist düşünceli yazarlarından biridir. Eserlerinde fenni bilimlerinin önemini vurgulamış, müspet ilimleri yücelten bir duruş sergilemiştir. Fazla eser vermemiş olan Sadullah Paşa,  birkaç makale çevirisi de yapmış,  en çok Lamartine'den” Göl” şiiri çevirisi ve “On dokuzuncu Asır “adlı şiiriyle tanınmıştır.

"Ondokuzuncu Asır" adlı manzumesinde Sadullah Paşa, skolâstik dönemin yanlış, eksik ve olumsuzluklarına karşılık yeniçağda insanın, aklı ve iradesiyle gerçekleştirdiği hızlı ve baş döndürücü gelişmelerini Türk kamuoyunun dikkatine sunmak istemiştir. Türk halkına batılıların geldiği bilimsel aşamaları aktararak gerçekleşmesi imkânsız sanılan pek çok şeyi gerçekleştiren sırrın batılların müspet ilimlerde sağladığı aşamalar olduğunu vurgulamıştır.






KAYNAKÇA 


  • [1] Dr Aslan Tekin Edebiyatımızda İsimler, Elips Yayınları, Ank. 2005-shf 459
  • [2] Prof. Dr. Şerif Aktaş, ( 1880- 1920) Türk Şiiri Ve Antolojisi, Akçağ, 1996, Ankara, s.44
  • [3] Prof. Dr. Şerif Aktaş, ( 1880- 1920) Türk Şiiri Ve Antolojisi, Akçağ, 1996, Ankara, s.44
  • [4] Akyüz, Kenan (1953)  Batı Tesinde Türk Şiiri Antolojisi, İstanbul İnkılâp Kitabevi,  shf. 27-75
  • [5] http://tr.wikipedia.org/wiki/Sadullah_Paşa
  • [6]  Akyüz, Kenan (1953)  Batı Tesinde Türk Şiiri Antolojisi, İstanbul İnkılâp Kitabevi,  shf. 27-75
  • [7] Uzunçarşılı, İsmail Hakkı (1950), "Viyana Büyükelçisi Vezir Sadullah Paşa'nın İntiharına Dair", Belleten 1950 say.410-479 TDK.
  • [8] Uzunçarşılı, İsmail Hakkı (1950), "Viyana Büyükelçisi Vezir Sadullah Paşa'nın İntiharına Dair", Belleten 1950 say.410-479 TDK.
  • [9] Prof. Dr. Şerif Aktaş, ( 1880- 1920) Türk Şiiri Ve Antolojisi, Akçağ, 1996, Ankara, s.44
  • [10] Dr Aslan Tekin Edebiyatımızda İsimler, Elips Yayınları, Ank. 2005-shf 459
  • [11] Dr Aslan Tekin Edebiyatımızda İsimler, Elips Yayınları, Ank. 2005-shf 459
  • [12] http://www.idefix.com/kitap/surgun-sefir-sadullah-pasa-hayati-intihari-
  • [13] Dr Aslan Tekin Edebiyatımızda İsimler, Elips Yayınları, Ank. 2005-shf 459
  • [14] Anonim, http://nettebuldum.blogspot.com/2, son erişim- 23-10-2013







ON DOKUZUNCU ASIR

Erişti evc-i kemalata nur-i idrakat
Yetişti rütbe-yi imkana kısm-ı mümteniat

Besait oldu mürekkeb, mürekkeb oldu basît
Bedahat oldu tecârible hayli mechûlat


Yıklıdı belki esasından eski ma''lumat
Mebahis-i felek ü arz ü hikmet-ü kimya

Değil vesavis-i ezhan ü vehm ül temsilat

Mesail-i nazariye tecarib oldu sened

Erişti hadd-i yakine fusul-i zanniyet

Ukuul-i zahire said feza-yi ecrama

Kuva-yi cazibe kaanun-i paye-yi mir kaat

Nüfus-i Rakire nazil kırare-yi arza

Delil-i mebhas-ı tekvin defain-i tabakaat

Heva vü berk u ziya vü buhar ü miknatis

Yed-i tasarruf-i insanda unsur-i harekat

Ziya hayalen iken şimdi bi''l-fiil sai

Zılal zail iken şimdi ziver-i mir''at

Seda hisab-i mesafatta muhbir-i sadık

Buhar zulmeti tenvirde ebda''-i ayat

Cihat-ı erbaaya berk nakil-i ahbar

Buhar bahr ü ber üstünde Hızr-ı nakliyyat

Tefahür eylemesin mi bu asr a''sara

Kısalttı bud ü mekan ü zamanı muhtereat

Ne kaldı çeşme-yi Hayvan ne Daru-yi Sührab

Ne kaldı nüsha-yi efsun ne hükm-i tilsimat

Ne kaldı sad-ı tevali ne kaldı nahs-ı kıran

Ne kaldı reml ü kehanet ne kaldı cifriyyat

Ne var hümada saadet ne var şeamet-i bûm

Mukayyed asl-ı iradata cümle meculat

Ne atlas alemi hamil ne zühre fail-i küIl
Değil ukuul-i Felatun usul-i tekvinat

Ne kaldı zann-ı tenasüh ne kaldı nar-ı mecus

Değil ukuule ekaanim kıble-yi hikat

Esas-ı hikmet-i asr oldu vahdet-i Barı

Taammün eyledi asl-ül-usul-i mutekadat

Bulur gider cihet-i vahdetin umum milel

Vücud-i vahdeti müsbit olunca makuulat

Hudud-i hakk u vezaif muayyen ü sabit

Ne kaldı cebr ü tagallüb ne kaldı keyfiyyat

Hukuuk-i şahs ü tasarruf masun taarruzdan

Verildi alem-i umrana başka tensikaat

Ne Amr Zeydin esiri ne Zeyd Amra veli

Müessis uss-i müsavata nass-ı mevzuat

Münevver eyledi ezhanı intişar-ı ulum

Mükemmel eyledi noksan-ı feyzi matbuat

Megarib oldu dirigaa metali-i irfan

Ne kaldı şöhret-i Rum ü Arab ne Mısr ü Herat

Zeman zeman-ı terakki cihan cihan-ı ulum

Olur mu cehl ile kaabil bekaa-yi cem''iyyat

KITA


Ressame-i semen bedenin bak şu vazına
Hayretle kendi hüsnüni tasvire başlamış

Taklidi gayri kabili iken nur-ı kudretin

Kız, nüsha-i vücudüni tanzire başlamış

Maruz-ı Hakiranemdir:


Nazarımda gül-i rana görünür hâr-ı vatan

Var kıyas et ne imiş verdi çemenzârı vatan


GÖL (ÇEVİRİ)

Tâ key bu şitab her kenare Hiçmedhine yok mudur nihaye
Yelday-ı ezelde serserisin Aram ü rücudan birisin

Bir dem olamaz mı ömr-i nasaz Ummanı dehirde lenger endaz

Ey göl! Nazar et ki bir yıl akdem Yarimdi bana bu yerde hemdem

Bu taş ki bus eder miyahın Aramgehi iken o mahın

Şimdi bana bir neşimen-i hayf Mehcure medar şiveni harf

Böyle yine inleyüb dururdun Yalçın kayalara baş ururdun

Yüzler sürer idi keffi müştak Ol paye ki kıblegahı uşşak

Yâldında mı bir gece o afet Ol hüsn-i melek, peri kıyafet

Çıkmışdı benimle mahitabe Bir sandal içinde seyr-i abe

Olmuşdum anınla duş berduş Aşk alemi içre mest ü medhuş

Tenhaca safayı ab ederdik Zevk-ı demi mahitab ederdik

Ses gelmez iken sema vü madan Hali iken her taraf sadadan

Sandalcıların kürek sadâsı Bu halvetin idi hoş nevası

Ahenkle çekerler idi birden Bu şevk ile mevcezen idin sen

Nagah çıkub hazin bir ses Emsalin işitmemişdi hiç kes

Aksi ile oldulardı hiyre Etraf-ü savahili buhayre

Yani ki o gülfemi hoş avaz Feryade şu yolda etdi ağaz :

Ey çerh, tevakkuf et zeman ver Ey saati sad aman eman ver

Bir kim alayım şu bahtı nevden Bu leyli neşan tiz revden

Bahtsız bu cihanda var hayli Mevt anlara tatlı bir temenni

Bu zümreye devlin eyle tahsis İhlak ile derdden eyle tahlis

Mesudları eyle gel feramuş Bu demdeki ayşdır anlara nuş

Beyhude taleb eman zemandan Kabil mi vefa o bi emandan

Süratle kaçar zeman benden Aheste rev ol ben ana derken

Fecretdi zalâmı leyli tarac Meşal keşi mihri safha-i âc

Fevt olmaya fürsat edelim zevk Bu bezm-i visale verelim şevk

Yok âdeme bu cihanda mersa Yok dehre kenar hiç hayfa

Durmaz geçeriz çü zılli zail Dehr ise misal-i nehr-i sail

Ey dehri hasud bu haleti sekr Müstesidi desti aşkı pür mekr

Bizden olacak mı durü mehcur Ol sürat ile ki ruz-i gam dûr

Aya bir eser kalur mı andan Nabud olacak mı bu cihandan

Ol dehir ki mucib hem de salib Hayf olmayacak mı redde talib

Ey ey ezel ü ademkehi hak Ey maziy-ü hufrei hevilnak

Eyyamı ki beledüb gidersin Söyle bize neyleyüb nidersin

Gasbeylediğin demi meserret Ermez mi bu semte artık avdet

Ey göl ki sefay-ı kalb ü cansın Korkunc kayalar ki bî zebansın

Ey bağrı delik mahuf garlar Zindana şebih pişezarlar

Asude nişin rüzgarsiz Mecray-ı feyuz-ı nevbaharsız

Bari siz edin bu leyley-i yâd Kim kahrı dehirden ali azad

Ey manzarası güzel buhayre Aşk ehline bibedel mesire

Her hali sükûn şiddetinde Etrafı besimi suretinde

Eşcarı hazin edalarında Avihte ser kayalarında

Lerzan esüb geçen sabada Etrafdan akseden sadada

Simin cebin olan kamerde Kim aksi yüzünde nur perde

Dûr etme bu meclisi hayalden Lillah sıyanet et zevalden

Erdikce riyah burda seyran Etrafdaki neysitani nalân

Eltafı revayihi nesimin Eknaf-ü havalii besimin

Hasıl burada ne ise menus Semü basar u meşame mahsus

Nakleyleyeler ki burda bir gün Hem bezm-i safadı iki düşkün

İlgili Sayfalar

Edebiyat, Dil bilim, Kültür, Folklor, Geleneksel ve Güzel Sanatlarla ilgili, Tez, yazı, İnceleme, ve Araştırmalarınız bize başvurarak bu sitede Paylaşabilirsiniz.
 
  BAŞVURU İÇİN : ESA, İLETİŞİM  veya s_kuzucular@hotmail.com



 
       Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.
Bu Edebiyat Türüne Yapılan Yorumlar
Bu edebiyat türüne henüz yorum yapılamış...
Yazıya Edebiyat Türüne Yorum Yaz
Yorum yazmak için üye girişi yapınız...