edebiyad Ve Sanat Akademisi
 

Üye Girişi

Duyurular
» Lüften Sitemize Uyduruk isimler ve Nıckler ile üye olmayınız. Bu tip üyelikler silineceğinden lütfen bizi uğraştırmayınız.

» Sitemize Üye olarak Belge Yollayabilir, Kaynak ve yazar adını kullanmak kaydıyla Yöneticilerimize başvurarak kopya alabilirisiniz

»  ESA'ya üye olmayan ve ESA ya katkıda bulunmayanların YAZI indirme talepleri karşılanmayacaktır. Emege Saygı Lütfen

» ARAMIZA YENİ KATILAN ÜYELERİMİZ:Edebî yâd ederek, edebiyat ve sanat için sağladığımız kaynaklarımız ve paylaşımlarımızla,ülkemiz kültür ve sanatı adına yola çıkan bu kervana katılmanız bizleri mutlu etmiştir. hedeflediğimiz her menzilde birlikte olabilmeyi temenni ederiz sevgilerimizle...

» ESA'nın Özgün ve Akademik Yazılarını çalan Kaynak ve Yazar adı vermeyen siteler ve şahıslara telif haklarıınca dava açılacaktır. Çaldığınız yazılarımızı silin.

II. Yeni Şiiri Şiir Anlayışları ve Şairleri
Anasayfa - Edebiyat - Cumhuriyet Dönemi Şairleri
Genel Değerlendirme :
Yazan :ESA
4 Ekim 2011 Salı



TOPLULUĞUN KURULUŞU

1950'li yıllarda Edip Cansever, Sezai Karakoç , Cemal Süreya , İlhan Berk, Turgut Uyar, ve Ece Ayhan, gibi şairlerin başını çektiği,  Garipçiler’e, ve 1940 Toplumcu Gercekçi Kuşağı'na tepki olarak doğmuş bir şiir ve edebiyat akımıdır. Garipçilere I. Yeni denmesinden dolayı, bu şairlerin oluşturduğubu şiir tarzına da II.Yeni Şiiri denmiştir.   İsim babası Muzaffer İlhan Erdost'tur.

1940-1950 yıllarında moda olan Garipçiler, , 1950 sonra kendini tekrara ve yozlaşmaya başlar. HİSARCILAR , Atilla İlhan,ve Maviciler, tarafından yöneltilen eleştiriler ve daha çok da İlhan'ın imaja yeniden dönen şiirleri sonucunda Türk şiirinde yeni bir hareket doğar. 1954'te başlayarak
1960 'lı yılların ortalarına kadar devam eden, daha doğrusu on yıllık bir süreci kapsayan bu hareket, Garip şiirinden sonra gelen ikinci önemli yenilik gibi düşünüldüğü için II. YENİ ŞİİRİ olarak adlandırılmış,  sonradan da yaygın bir şekilde kullanılmıştır.

" II. Dünya Savaşının sona ermesinden sonra Türkiye'nin batıya, özellikle de Amerika'ya yaklaşması ve 1950'den sonra gerçek anlamda çok partili hayata geçiş ve Demokrat Parti iktidarını deviren askerî hareket sonucunda kabul edilen
1960  anayasasının getirdiği geniş özgürlük ortamı II. YENİ ŞİİRİnin genişleme ve dünyaya açılmasında önemli rol oynayan siyasî ve toplumsal etkenler arasındadır." (.turkceciler.com/ikinci_yeni_siiri.)
Türk şiirinde değişik imge, çağrışım ve soyutlamalarla yeni bir söyleyiş bulma amacında olan bir akımdı. Ortak ozellikleri; dilin alışılmış kalıplarını yıkmak, sözdizimini zorlamak, değiştirmek ya da bozmak oldu. Şiirde hayal gücüne ve duyguya ağırlik verdiler. Bireyin yalnızlığı, sıkıntıları, çevreye uyumsuzlukları gibi temaları sıklıkla işlediler. Söylemek istediklerini
Soyut  bir dille anlatmaya çabaladılar, yer yer anlamın yittiği görülür şiirlerinde. Amaçları verilmek istenilen duyguyu anlatmaktan ziyade hissettirmek oluyordu. Şiirde yeni bir, şekil, ÖLÇÜ, konu veya diğer bir başkalaık önermeyen bu topluluk bu açılardan I.Yeni'nin takipçisi olmuşlardır. Garip şairlerini KAFİYE , şekil, ÖLÇÜ, vb açılarından takip etmişler, şiirde dil, konu, imge ve duygu anlayışıları bakımından kendilerine özgü bir yol izlemişlerdir.

II. Yeni Topluluğu, 1954'ten itibaren Yedi Tepe, Pazar Postası, Salkım, Kimsecik ve Köprü gibi dergilerde; 1960'tan sonra da Yeni Dergi ve Papirüs'te şiirlerini yayımlanışlardır. Bu dergilerde, Cemal Süreya, İlhan Berk, Turgut Uyar, Edip Cansever, Sezai Karakoç ,
Ece Ayhan ve Ülkü Tamer 'in benzer doğrultuda şiirleri yayımlanır. 1956'da yayımladığı Perçemli Sokak kitabıyla harekete katılan Oktay Rifat,, kitabına II. Yeni Şiirinin teorik temellerini ortaya koymayı amaçlayan bir ön söz koyar. Diğer şairler de şiirlerini daha sonraki yıllarda kitaplaştırırlar. Böylece 1957'de Edip Cansever'in Yerçekimli Karanfil, 1958'de Cemal Süreya'nın Üvercinka ve İlhan Berk'in Galile Denizi, 1959'da da Turgut Uyar 'ın Dünyanın En Güzel Arabistanı, Sezai Karakoç'un Körfez, Ece Ayhan'ın Kınar Hanım'ın Denizleri ve Ülkü Tamer'in Soğuk Otların Altında adlı kitapları ard arda basılır.



TOPLULUĞUN SANAT ANLAYIŞI

Garip Akımı' nın öncüleri bu doğrultuda ürün verirlerken dilde yeni olanaklar yaratma kaygısına düşmemişlerdi. İkinci Yeni şairleri, Garip'ten önceki şiiri benimsemediler. Öte yandan yarattıkları yeni şiir anlayışının karşıtı olan Garip şiirini önemseyip değerlendirdiler. Getirdikleri yeni şiir anlayışıyla, kendi dönemlerine kadar gelen şiir dilinin alışılmış kalıplarına karşı çıktılar. Sözdizimini bozarak, değiştirerek, dilbilgisi kuralları karşısında şairi özgür bıraktılar.
Özne,Yüklem,Tümleçler ve Nesneleri  istedikleri yerde, istedikleri gibi kullandılar. Türkçenin sözdizimini ve alışılmış CÜMLE kurma kurallarını hiçe sayan bu girişim bu gün bile destekleyen veya karşı çıkanların bulunmasına yol açmaktadır. Kimileri II.Yeni şiirini şiir bile olmamakla, dil mantığını ve kurallarını bozan yozlaşmış bir şiir olarak suçlarken kimileri de : "Gerçekten de II. Yeni Şiiri, Garip Şiiri'nden daha ileri bir yeniliği gerçekleştirerek dilin anlatım imkânlarını olabildiğince genişletmiş, şiir cümlesinde büyük yenilikler yapmış ve sıradan gerçekliğin, görünen gerçekliğin ifadesi olmanın ötesine geçerek şiiri yeniden sanat kutbuna döndürmüştür. Bu şiirin var oluşunda Gerçeküstücülüğün, Freud'un bilinçaltıyla ilgili görüşlerinin ve Marksizmin Garip Şiiri'ne kıyasla daha güçlü etkileri bulunduğunu belirtelim. (ihttp://arifegulsun.blogcu.com/ii-yeni-siiri-1955-sonrasi)"  dilin anlatım  olanaklarını genişletip, şiir cümlesindeyenilik yaptığını, Marksizme daha yakın olduğunu da göz önünde bulundurarak savunmaktadırlar.

"Esasen serbest çağrışıma dayanan ve bir bakıma Tanzimat'la başlayan romantik çizgiyi değişik bir biçimde yeniden canlandıran bu harekette şiir, bir anlam sanatı olmaktan çıkar ve bir görüntü sanatı haline gelerek imajist bir karakter kazanır. Kelime ve kelimenin diğer kelimelerle ilişkisinden doğan karmaşık çağrışımlar alışılmadık görüntüler yaratır. Şairlerin kelimelerle çok oynaması, cümle yapısındaki bozmalar, mantık dışı söyleyişler ve soyutlamalar bazan aşırıya giderek ortaya "anlamsız şiir" denebilecek örnekler çıkar. Bununla beraber II. Yeninin önde gelen şairleri kapalılığı daima önemsemekle birlikte, anlamsız şiire hiçbir zaman prim vermemişler ve bu şiirin aslında değişen toplumsal ve kültürel şartların ortaya çıkardığı karmaşık insanı, onun karmaşık ruh halini ve başta kadın ve cinsellik olmak üzere çeşitli sorunlarını anlatabilmek için böyle bir anlatıma yöneldiğini haklı olarak belirtmişlerdir."(  http://arifegulsun.blogcu.com/ii-yeni-siiri-1955-sonrasi)

Şiirde imgeye, hayal gücüne sonsuz yer vermek; edebiyatta
Anlam  ve sözle ilgili sanatların şiire yeni biçimlerle girmesini sağlamak; alışılmış dil kalıplarının dışına çıkmak, gündelik dili önemsememek; şiirin anlaşılır olması kaygısını taşımamak; şiirde belirli bir öykü ya da tip anlatmamak.


İkinci Yeni şairleri sözcüklere çok önem verdiler. Sözcüklere yeni anlamlar yüklediler,
Yan, Anlamlarını öne çıkardılar, kimi zaman yeni sözcükler türettiler. Sözcüklerin Ses benzerliklerinden yararlanarak yeni çağrışımlar sağladılar. Dilin kurallarını bozarak çarpıcı, şaşırtıcı bir söyleyiş buldular. Anlamı ve belirgin bir konuyu önemsemediler, bunları düzyazıya bıraktılar. Şaşırtıcı imgelerini söze dökerek çok zengin bir şiir dili oluşturdular. Ama bu özellikleriyle, eski şiir biçimlerine alışmış okurun İkinci Yeni şiirini anlaması oldukça zordu, ikinci Yeni şairlerinin şiiri geniş okur kitlesine ulaştırmak gibi bir amaç­ları da yoktu. Onlar daha çok şiire yakın ilgi gösteren okura seslenmek istiyorlardı.

İkinci Yeni şairleri şiirlerinde çoğunlukla bireyin toplum içindeki yalnızlığını, iç sıkıntı­sını, çevreyle uyumsuzluğunu, çocukluğa du­yulan özlemi ve cinselliği işlediler. Ama bu şairler kendilerini bir akımın üyesi olarak görmüyorlardı. Ne ortak çıkardıkları dergile­ri, ne de imzaladıkları bir bildirgeleri vardı. Her biri kendi şiir dünyasını kurmaya çalışı­yordu. Bu tutumlarını hiç bırakmadan şiiri sürdürdüler. Çabaları Türk şiirine yeni ola naklar kazandırdı. Türk şiirini, şiir dilini ve alanını zenginleştirdi.



TOPLULUĞA YÖNELTİLEN ELEŞTİRİLER:

KAYNAK VE ALINTILAR : Modern Türk Şiirinin Gelişimi ve İkinci Yeni, Hulusi Geçgel
İkinci Yeni’nin ortaya çıkışıyla ilgili değerlendirmelerinde, çoğu zaman benimsedikleri sanat anlayışı veya dünya görüşü ekseninde hareket ederek, bu şirin ortaya çıkışını dış dünyadan soyutlayarak ya tamamen edebiyat içi gelişmelere, ya da tamamen edebiyatın dışında sosyal ve siyasal etkenlere bağladıkları, bunlardan birini diğerine daha üstün tutmaya, hatta tek belirleyici olarak göstermeye çalıştıkları görülmektedir. irinci Yeni’yi nasıl “İkinci Dünya Savaşı’nın azgınlaştırdığı CHP diktası” toplumcu-gerçekçi sanat anlayışının önünü kesmek için öne çıkardıysa, İkinci Yeni’yi de “çeşitli nedenlerle” bir dikta dönemine giren DP’nin 1950’li yıllardaki politikalarının beslediği görüşündedirler. Bezirci (1996: 55)’ye göre; sağ ve sol her türlü muhalefeti susturan, gazeteleri ve partileri kapatan, sanatçılara kovuşturmalar açan, toplumcu şairleri tutuklayan iktidar özgür yaratış ve davranışa giden yolları iyice daraltmıştır. Bundan ötürü –Garip döneminde olduğu gibi- egemen çevreyle uyuşamayan, ama harekete geçemediği için onu değiştirme umudunu da taşıyamayan yahut taşıyıp da zamanla korkudan yitiren, yılıp sinen kimi şair ve yazarların, en çok da ara tabakadan gelme/ küçük burjuva aydınların toplumla bağları gittikçe gevşer. Böyle bir toplumsal yapıda sanatçının toplumla yabancılaşacağını ve kendisini yalnız hissedeceğini savunan Bezirci, bunun sonucu olarak da “bireycilik, soyutçuluk, gerçekdışıcılık, usdışıcılık, biçimcilik” eğilimlerine ilginin artacağını iddia eder. Attila İlhan (1993: 7) da, İkinci Yeni hareketinin ortaya çıkışını dönemin siyasal yapısına bağlayanlardandır:


Nasıl 50’li yılların baskı rejimi ‘ikinci yeni’yi, 40’lı yılların baskı rejimi ‘birinci’yi doğurduysa; 80’li yılların baskı rejimi de ‘üçüncü yeni’yi üretti; bunlar, ‘esasa yani topluma ve insana taallûk etmeyen şeylerle kelime oyuncakçılığı yapan’ o türden marjinaldirler ki, ne Türkiye halkıyla alâkaları vardır, ne de onun kapsamlı sorunlarıyla; edebiyat tarihlerinde genellikle ‘dipnot’ olarak geçerler. “Soyut Şiir”, “Kapalı Şiir”, “Anlamsız Şiir”, “Kaçak Şiir” gibi yaftalarla kötülenmeye çalışıldığını savunan Mehmet H. Doğan (2001b: 93)’a göre ise, Türk şiir tarihinde, yaptıklarıyla, getirdikleriyle, götürdükleriyle yerini çoktan almış olmasına karşın İkinci Yeni’nin bugün de tartışılıyor olması, onun bir şiir hareketi olarak hâlâ aşılamamış olduğunu göstermektedir ve Türk şiirinin 1960’lardan bugüne geçirdiği çeşitli dönüşümler, değişimler, hep İkinci Yeni’nin gelişen poetikası içinde kalmış, onun getirdiği olanaklardan kaynaklanmıştır. İkinci Yeni’den sonra şiirimizde değişmeler, gelişmeler, evrimleşmeler olmuştur; ancak, “yeni bir kırılma” görülmemiş, şiiri kendinden önce, kendinden sonra diye ayıran “yeni bir dönemeç” dönülmemiştir.


Bu şiir hareketi, bazı edebiyat eleştirmenleri tarafından modern Türk şiirinin “en son ve en özgün” atılımı olarak kabul edilirken, bazıları tarafından da “anlamsızlıklar sirki” ya da “edebiyatta bir skandal” olarak değerlendirilmektedir. ( Modern Türk Şiirinin Gelişimi ve İkinci Yeni,Hulusi Geçgel kinci Yeni’nin “bağdaşık” bir akım olmadığını, dolayısıyla sanat akımlarına özgü bütünlükten yoksun olduğunu belirten Oğuz Demiralp (1995: 23), İkinci Yeni’yle ilgili değerlendirmelerde bu önemli noktanın gözden kaçırıldığını düşünür.Galile Denizi (1958) kitabıyla birlikte, geçmişle köprüleri atan yeni bir şiir anlayışına ulaştığını gösterir. “Yazılagelen şiire bir karşı çıkıştı benimkisi” diyen İlhan Berk, kendisinin de kurucularından biri olduğu İkinci Yeni şiirine geçişiyle ilgili olarak şunları söyler:
Benim için şiirin yapısında böyle bir cephe değiştirmenin gerekçesi, Birinci Yeni’nin artık işlevini bitirdiği, Nâzım’la gelen şiirin de (ki ikisi de söze dayalı şiirdir) ömrünü tamamladığı düşüncesidir, diyebilirim.İkinci Yeni isimlendirmesini uygun bulmayan ve bu şiir anlayışının aslında “sivil şiir”, “kara şiir”, “sıkı şiir” isimlerinden biriyle adlandırılmasının daha uygun olacağını savunan Ece Ayhan, “Edip Cansever, Sezai Karakoç’la bir gün sokakta karşılaşsa onu tanımazdı, tanıyamazdı da. Yine de adlarımız birlikte anıldı” (1995: 25) sözleriyle, İkinci Yeni’nin bir topluluk edebiyatı olarak ortaya çıkmadığını belirtir. Attila İlhan, Dost dergisinin Aralık 1957’de yayımlanan “Anlamsızlıklar Sirki” başlıklı yazısında yeni şiir hareketini -esasen bir manifestoyla çıkmadığı ve bir grup olarak hareket etmediği halde- tutarsız, metotsuz ve sistemi olmayan gelişigüzel bir çıkış olarak değerlendirir. Bir şiiri “götürmeye” niyetlenenlerin hiç olmazsa ne yana ve nasıl götürecekleri konusunda kendi aralarında anlaşmaları gerektiğini savunan İlhan (1996: 47), İkinci Yeni’yi bir hareket ya da akım olarak değil de, bir “curcuna” olarak değerlendirir: Asım Bezirci, İkinci Yeni hareketinin şiire bazı biçim açılımları ve imkânları getirdiğini belirtmenin yerinde olacağını, 1960’tan sonra çoğu şairlerin İkinci Yeni’nin biçim olanaklarından yararlanarak başka bir şiire yöneldiklerini söyler. Bezirci, “Yazık ki bu olanaklar çoğun özle birleşmedi, araç olacak yerde amaç olarak alındı” eleştirisi getirmekle birlikte, İkinci Yeni’nin artı hanesine yazılması gereken özellikler arasında, bu şiir akımının Garip Şiiri’nin koyduğu ve zamanın gittikçe yıprattığı yasakları kırdığını; imgeye, duyguya ve edebî sanatlara kapılarını yeniden açtığını belirtir:

BAŞLICA II. YENİ ŞAİRLERİ:


II. Yeninin önde gelen şairlerinden Cemal Süreya (1931-1989), zarif ve parıltılı şiirinin yanı sıra yazıları ve değerlendirmeleriyle de bu şiirin niteliğini en iyi ortaya koyan isimdir. Şiire daha önce başlamış olmakla birlikte bir öncü olarak bu hareketi başlatan İlhan Berk, (d. 1918) anlamsız şiire yaklaşan şiirleriyle bir farklılık gösterir. Edip Cansever'in (1928-1986) ve Ece Ayhan'ın (1931-2002) şiirleri de kapalılıkta İlhan Berk'in şiirine yakındır. Son şiirlerinde Behçet Necatigil gibi Divan şiiri geleneklerinden de yararlanan Turgut Uyar (1927-1985) ise bu dönem şiirlerinde daha çok toplum ve törelerle çatışarak yenilgiye uğrayan insanın acılarını nisbeten açık bir dille anlatır.

Siyasal Bilgiler Fakültesinde okurken Cemal Süreya ile birlikte şiire başlayan Sezai Karakoç (d. 1933) da II. Yeninin güçlü ve etkili şairleri arasındadır. Dünya görüşü bakımından diğer şairlerden farklı olan Karakoç, İslâmî düşünceyi gerçeküstücülükle kaynaştıran, çarpıcı benzetme ve imajlarla yüklü kapalı bir şiir oluşturmuş ve din duygusunu taze bir ilhamla yeniden dirilterek birçok genç şairi etkilemiştir. Bu etki, şiirimizde Cahit Zarifoğlu, Erdem Beyazıt ve Alaattin Özdenören gibi şairlerin elinde 1960'lı ve 1970'li yıllarda İslâmcı şiir denilebilecek bir şiir çizgisine yol açmıştır.

1950'li yılların sonlarında Hilmi Yavuz (d. 1936) ve Özdemir İnce  (d. 1936), 1960'lı yıllarda da ATAOL BEHRAMOĞLU  (d. 1942),
İsmet Özel (d. 1944), Süreyya Berfe (d. 1943) ve Refik Durbaş, (d. 1944) gibi şairler genel olarak II. Yeninin etkisinde veya izinde kendilerine özgü bir şiiri geliştirirler. Bu isimler 1980'li ve 1990'lı yılların da önde gelen şairleri arasındadır.

Şiirlerini esasen 1965'ten sonra yayımlayan Can Yücel (1926-1999) ve Osman Türkay (1927-2001) da devrin II. Yeni dışında ün kazanmış şairleri arasındadır. Bu iki şairden Can Yücel, siyasî şiirleri ve zaman zaman küfre kaçan ironik üslûbuyla, Osman Türkay ise Kıbrıs üzerine yazdığı şiirlerle dikkati çeker.



1950- 1960 YILLAR, GENEL DURUMu ve II. YENİ'


KAYNAK : TÜRKÇECİLER.COM


1950'Lİ YILLAR: . II. Dünya Savaşı, tek parti yönetiminin baskısı, toplumsal gelişimindeki dengesizlik sınıfsal çatışmayı körüklemiş, çok partili döneme geçiş iktidar değişimiyle sonuçlanmıştır. Ticaret  kentsoylular ve büyük toprak sahiplerini temsil edenlerin eline geçmiştir.  1950'den başlayarak devletin  özel girişime destek olduğu görülür. Ayrıca dış krediye dayalı bir kalkınma biçimi gerçekleştirilmek istenir.  Tarımsal üretimin ve ulusal gelirin artarken bir yandan da anamalcı (kapitalist) ilişkilerin gelişmesine, dış borçların birikmesine neden olur. Devlet özel sektörün oluşması için çaba içindedir.


Dönemin şiir ortamını ise Mehmet Doğan şöyle betimler:
"1954-55 yılları sanat dergileri araştırıcı bir gözle tarandığında şiirin belirli bir şekilde zayıfladığı görülecektir.


"İkinci Yeni" akımı adını taktığı şiir akımı  Garip'e tepki olarak belirir. Aynı yıllarda, özellikle Pazar Postası'nda yeni şiir anlayışını savunan yazılar görülür. Kısaca İkinci Yeni, Garip'in tam tersi bir noktadan yola çıkar. Söyleyişteki rahatlığın yerine şiir dilini zorlamayı, anlaşılırlık yerine anlamca kapalılığı, somuta karşılık soyutlamayı getirir. Halk şiirine sırt çevrilir. Öteyandan dize anlayışına, sözcüklerle oynamaya yönelinerek eski şiirle zayıf da olsa bağlantı kurulur. İkinci Yeniciler için önce biçim gelir. Cemal Süreya bunu şöyle belirtir: Biz şiir salt biçimdir, demiyoruz, belki en çok biçimdir diyoruz. Bunu belirtebilmek için de soyut bir metodla diğer her şey aynı kaldığı takdirde biçimin beklenebilir değişmelerini arıyoruz. Biçimi önemsiyoruz. Bunu da gerekli buluyoruz." (Pazar Postası, s. 41, 1958).

İkinci Yeni'nin çıkışında gerçeküstücülüğün etkindir.. Andre Breton'un gerçeküstücülük tanımını anımsayalım: "
Sürrealizm: Sözle, yazıyla, ya da başka bir biçimle düşüncenin gerçek işleyişini ortaya koymak için yararlanılan katkısız bir ruhsal otomatizm. Aklın ve her türlü ahlaksal ve estetik kaygının denetimi dışında, düşüncenin belirlenmesi... Sürrealizm, düşüncenin çıkar gözetmez oyununa, rüyanın sınırsız gücüne ve bugüne değin önemsenmemiş bulunan belli çağrışım biçimlerinin üstün bir gerçekliği olduğuna inanır."

Usu boşlayan, daha doğrusu usun mantıksal işleyişine sırt çeviren bu anlayış İkinci Yeni'nin belirgin özelliklerindendir. Başlangıçta Garipçilerin çıkışı da
gerçeküstücülüğün. izlerini taşır; ama II. YENiciler gerçeküstücülüğü daha bilinçli benimserler. Gerçeküstücü lerin bilinç dışına yönelişlerini, çağrışımlarla zenginleşen imgeciliklerini, düş, fantezi ve alay öğelerinden yararlanışlarını ustaca değerlendirirler. Harfçiliğin (lettrisme) etkisini taşıyan örnekleri ise biçimsel arayışların ürünü saymak gerekir.

İkinci Yeni bir kaçış şiiri midir? Siyasal ortam düşünüldüğünde, evet. Ama yaşanılan toplumsal durum göz önüne alındığında, bireyin toplumla çatışmasının, yabancılaşmanın; yerleşik değerlerin bireyi bunaltmasının ve dış dünyayla, insanlarla kurulan ilişkilerin yozlaşmasının İkinci Yeni'yi beslediği söylenemez mi? Çağdaş düşünce akımlarıyla (varoluşçuluk gibi) beslenen İkinci Yeni deviniminin siyasal eylemi dışlaması, gerici bir sanat akımı olarak damgalanması için yeterli midir? Kaldı ki, her akımın çıkışında ve gelişim sürecinde rastlanan aşırı örnekler, öykünmecilerin, yenilik için yenilik ardında koşanların yoz ürünleri de o akımı olumsuzlaşmanın nedeni olmaz.

Nitekim 1960'tan sonra İkinci Yeni akımı da, kendi içinde biçimsel aşırılıklardan arınarak, yeni imgelere, dize işçiliğine dayanan ve şiirsel bir yapı kurmayı amaçlayan arayışlarla gelişimini sürdürdü. İkinci Yenicilerin uzak çağrışımlar yaratmaya yönelik, şiire özgü bir dil oluşturma çabaları genelde Türk şiirini de etkiledi. Anlamsızlık değil, yeni anlamlar yakalamaktı artık amaç.

1965'lere gelinirken, Yön dergisinde NAZIM HİKMET'in şiirlerinin çıkması, 1936'dan beri basılmaları yasaklanmış kitaplarının birbiri ardına yayımlanmaya başlaması. İkinci Yeni akımının sonu oldu. Akımın bellibaşlı adları toplumsal özlere açılarak yeni bileşimler ardındaydılar zaten. Yeniden gündeme gelen toplumcu şiir, geçirilen bütün deneyleri özümseyerek, kaldığı yerden değil, gelinen yerden yeni bir gelişim sürecine girdi.


Özellikler
i:

* Orhan Veli ve arkadaslarının yalın anlatımına tepki olarak dogmustur.
* II. Yeni siirimizde çok uzun soluklu olmasa, genis bir okuyucu kitlesi bulamasa da Türk siirine yeni boyutlar getirmistir.
* “siir için siir” anlayısıyla hareket etmisler; erdem, ahlak, toplum ve gerçek gibi konuların siirin dısında tutulması gerektigini savunmuslardır.
* Onlara göre anlamlı olmak siir için önemli degildir.
* II. Yeni’ye göre siir bir öykü anlatma aracı degildir. Öteki edebi türlerden kesin çizgilerle ayrılmalıdır. Bu yüzden konuyu ve olayı siirden atmıslardır.

* Eşya, görünüm ve insanı gerçeküstücülükten daha asırı bir soyutlama ile anlatmayı amaç edinmislerdir.

* Onlara göre siirde ahenk, ölçü ve uyakla degil; musiki ve anlatım zenginligi ile saglanmalıdır.
* Garip'teki gibi ortak bir hareket olmayıp bağımsız şairlerin benzer bir çizgide şiir yazmasıyla oluşmuştur.
* Taziye ornekleri vardir.



ÖRNEK ŞİİRLER


PAUL KLEE'DE UYANMAK


Uyanmak çiçek gibi dayanılmaz güzel kızlar
Ad Marginem'den asma köprüler kurmuşlar İstanbul'a
Nehirler, aylar çevirmişler o Ayla'lar, Münibe'ler
Tümü bir uzak denizde A'lar, V'ler, U'larla
Gece sarı bir evde bir iki yaprak evlerinin önünde
Açtı açacaklar dünyamızı açtı açacaklar
Bu denizi Ayla ayaklarını soksun diye getirdim
Bu dünyaları onun için açtım bu balıkları tuttum
Bir sabah çıkmak güneşler, aylar bir sabah çıkmak
Bir ağacı bu evleri sarı ters bir kuşu düzeltmek
Edibe bu sokağı al götür görmek istemiyorum
Edibe bu evleri Edibe bu göğü bu güneşleri Edibe
A'lar V'ler U'larla olmak Paul Klee'de uyanmak

 

Masa da masaymış ha / edip cansever

     Adam yaşama sevinci içinde
Masaya anahtarlarını koydu
Bakır kâseye çiçekleri koydu
Sütünü yumurtasını koydu
Pencereden gelen ışığı koydu
Bisiklet sesini çıkrık sesini
Ekmeğin havanın yumuşaklığını koydu
Adam masaya
Aklında olup bitenleri koydu
Ne yapmak istiyordu hayatta
İşte onu koydu
Kimi seviyordu kimi sevmiyordu
Adam masaya onları da koydu
Üç kere üç dokuz ederdi
Adam koydu masaya dokuzu
Pencere yanındaydı gökyüzü yanında
Uzandı masaya sonsuzu koydu
Bir bira içmek istiyordu kaç gündür
Masaya biranın dökülüşünü koydu
Uykusunu koydu uyanıklığını koydu
Tokluğunu açlığını koydu
Masa da masaymış ha
Bana mısın demedi bu kadar yüke
Bir iki sallandı durdu
Adam ha babam koyuyordu


 

İlgili Sayfalar

 

Edebiyat Dil bilim, Kültür, Folklor, Geleneksel ve Güzel Sanatlarla ilgili, Tez, yazı, İnceleme, ve Araştırmalarınız bize başvurarak bu sitede Paylaşabilirsiniz.

 BAŞVURU İÇİN : ESA, İLETİŞİM  veya s_kuzucular@hotmail.com 




 
       Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.
Bu Edebiyat Türüne Yapılan Yorumlar
Bu edebiyat türüne henüz yorum yapılamış...
Yazıya Edebiyat Türüne Yorum Yaz
Yorum yazmak için üye girişi yapınız...