Duyurular
» 

» 

» Eski Esa Üyelerine Eski Esa'ya ve yazılarınıza bu linkten ulaşabilirsiniz http://www.bakiyorum.net/ ten şiirlerinizi de bulabileceksiniz

» ESA ÜYELERİNE SİNEMA DİZİ FİLM SENARYO DERSLERİ BAŞLIYOR

»  SENARYO DERSLERİMİZ DEVAM EDİYOR!!! http://www.edebiyadvesanatakademisi.com

FaceBook
Şükufe Nihal (Başar) Hayatı ve Edebi Yönü
Anasayfa - Edebiyat - Cumhuriyet Dönemi Yazarları
Yazan : Şahamettin Kuzucular
01 Şubat 2012 Çarşamba

Şükufe Nihal (Başar)

Şükûfe Nihal Başar (d. 1896, İstanbul - ö. 24 Eylül 1973, İstanbul), Türk şair, öğretmen, eylemci.

Türkiye’nin önemli toplumsal değişmeler geçirdiği bir dönem olan 1919-1960 yılları arasında şiir, öykü ve romanlar yayımlamış bir edebiyatçıdır.

1919’da Darülfünun’un Edebiyat Fakültesi Coğrafya Bölümü’nü bitirerek “Türkiye’de Darülfünun’dan mezun ilk kadın” unvanının sahibi olmuştur[1]. Bir çok kadın derneğinde aktif görev alan sanatçı;[2] Türkiye’de kadın özgürlüğünün ilk temsilcileri ve savunucularından birisidir.

Babası V. Murat’ın başhekimi Emin Paşa’nın oğlu, Eczacı Albay Ahmet Bey. Annesi Nazire Hanımdır.  Baba tarafından soyu Kastamonulu Katipzadelere uzanıyordu. Annesi Nazire Hanım asker kökenli bir ailenin kızıydı.

Eğitimine özel hocalardan ders alarak başladı. Babasının memuriyeti nedeniyle ilk ve orta öğrenimine imparatorluğun değişik yerlerinde devam etti. Ortaokulu Şam’da okudu, Selanik’te özel bir okula gitti[2]. Neriman Malkoç Öztürkmen ile yaptığı söyleşiden şairin ortaokulu Şam’da okuduğu, Selânik’te özel bir okula gittiği, burada Fransızca  öğrendiği, özel öğretmenlerden Arapça ve Farsça dersleri aldığı anlaşılmaktadır. Arapça, Farsça, Fransızca öğrendi. Şiir yazmaya çok küçük yaşlarda başladı. 1912’de ailesinin etkisiyle Mithat Sadullah Bey (Sander) ile evlendi.[2] Bu evlilikten bir oğlu oldu.

Evlerinde yapılan edebiyat sohbetlerinden etkilenen Nihal, çok küçük yaşta şiir yazmaya başlar. On iki yaşında ise babası Ahmet Bey’in evde yaptığı toplantılara katılarak heycanla Meşrutiyeti bekleyen bir çocuktur artık. İlk ve ortaöğrenimini babasının memuriyeti nedeniyle birkaç şehirde tamamlayabilmiştir.

1916’da İnas Darülfünunu’na (Kadın Üniversitesi) girdi. Üç yıl edebiyat şubesine devam ettikten sonra son sınıfı coğrafya şubesinde okudu. Son sınıf öğrencisi olduğu 1919’da İnas Darülfünunu ile Zükur Darülfünunu’nun (Erkek Üniversitesi) birleşmesi gündeme gelmiş; kadınlara eğitimlerini isterlerse İnas Darülfünunu sınavlarına girerek tamamlama ya da erkeklerin aldığı ek dersleri vererek Zükur Darülfünunu mezunu sayılma imkanı verilmişti. Öğrencilerin çoğu İnas Darülfünun’u olmayı seçerken Şükûfe Nihal Hanım, o sene bölüm değiştirmiş olmasına rağmen erkeklerin aldığı ek derslerin sınavlarını da verdi[3]. Böylece “Darülfünun mezunu ilk kadın” ünvanını elde etti.

Şükûfe Hanım, Darülfünun’da eğitimi devam etmekte iken eşi ile birlikte “Mekteb-i Ümit” adında bir okul kurdu ve eğitimciliğe başladı. Mezun olduğu yıl ilk şiir kitabı “Yıldızlar ve Gölgeler” yayımlandı. Kitapta yer alan şiirleri Servet-i Fünun etkisinde, aruz vezninde idi.

İlk evliliğinde yaşadığı sorunlar üzerine oğlu Necdet’i alıp eşini terk eden Şükûfe Nihal Hanım[4], devrin şairlerinin aşkları ile tanınır. Ona aşık edebiyatçılar arasında Nazım Hikmet, Ahmet Kutsi Tecer ve Faruk Nafiz Çamlıbel’in adları sayılmaktadır. Cenab Şahabeddin’in kardeşi şair Osman Fahri, ona olan aşkına karşılık bulamayıp canına kıydı. Şair Ahmet Kutsi Tecer, ona tutkundu. Edebiyatçı Mithat Sadullah Sander ve politikacı Ahmet Hamdi Başar ile evlendi. . İlk eşinden ayrılan Şükûfe Nihal’in bu zor günlerindeki dert ortağı Osman Fahri’ydi. Genç şair, yıllardır sakladığı hislerini o günlerde açığa çıkardı. Olumsuz yanıt aldı: [4]

Şükûfe Nihal öğretmen kimliğinin aydın kimliğine dönüşümünde önemli yeri  olan Ahmet Hamdi Başar ile Kurtuluş Savaşı yıllarında ikinci evliliğini yapmıştır. Bu evlilikten bir kızı olmuştur.  Öncekine göre daha uzun süreli olmakla birlikte şair bu evliliğinde de aradığını bulamamış, 1950’lerin sonlarında eşinden ayrılmıştır. 1962’de Kadıköy Selâmiçeşme’de caddeyi karşıdan karşıya geçerken kaza geçirmiş, bu kaza sonucu sol ayağı sakat kalmış, 1965’te Hasene  Ilgaz ve İffet Halim Oruz’un Bakırköy’de açtıkları huzurevine yerleşmiş,  ancak burada mutlu olamamıştır (69-71). 

 Yakın dostu Halide Nusret Zorlutuna, Bir Devrin Romanı’nda  Şükûfe Nihal’in burada ev, kitap ve arkadaş özlemi çektiğini belirtir.  Oğlu tarafından ziyaret edilmeyen şairin kızını da kaybedince tamamen yalnız kaldığını ifade eder [ 2,Türkan Yeşilyurt Kayhan, a.g.e, shf, 1- 2]Savaş sırasında eşi ile birlikte Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin önde gelen isimlerinden birisi oldu. Evinde yaptığı toplantılarda kadınları milli mücadeleye destek olmaları için teşvik etti; Sultanahmet mitingi’nde Halide Edip Hanım’ın yanında durdu, Fatih mitingi’nde konuşmasıyla kalabalığı ateşledi.[5] Cumhuriyetin ilanından sonra, kadınların siyasi haklarını kazanması için mücadele neden Türk Kadınlar Birliği’nin kurucuları arasında yer aldı. 1924’te kurulan dernek, 1935’te kendini fesheden kadar faaliyetlerini sürdürdü.

Şükûfe Nihal, 1953’e kadar İstanbul’da çeşitli okullarda çalıştı; Darülmuallimat’ta, Bezmiâalem İnas Sultanisi’nde ve Sultanisi’nde coğrafya öğretmenliği ve Nişantaşı, Kandilli ve Kadıköy Kız liselerinde edebiyat öğretmenliği görevlerini sürdürdü. Uzun süre İstanbul Kız Lisesi'nde coğrafya ve edebiyat öğretmenliği yaptı.Sosyal sorumluluk içeren çalışmalar içinde de yer aldı. İstanbul Hayırseverler Derneği, Çocuk Dostları Cemiyeti ve Türk Kadınlar Birliği’nde görev yaptı [4-6-7].

Eserlerinde, kadının çalışmasının önemini, ekonomik açıdan ve üretkenliğin insan yaşamına olumlu etkileri açısından sık sık vurgular. Yaşamındaki çok yönlülük, edebiyat alanında da görülür. Şiirlerinin yanı sıra lirik bir anlatım kullandığı öyküler ve romanlar yazmış.1928 yılında “Tevekkülün Cezası” adlı öykü kitabı ve ilk romanı “Renksiz Istırap”yayımlanır. Bunları, “Çöl Güneşi”(1933) , “Yalnız Dönüyorum”(1938) , “Domaniç Dağlarının Yolcusu”(1946) , “Çölde Sabah Oluyor”(1951) adlı romanları izler.1935 yılında “Finlandiya” adlı gezi notları yayımlanır.1910 yılından itibaren “Kadın”, “Tan”, “Cumhuriyet” gazetelerinde, ”Ayda Bir”, “Her ay”gibi dergilerde köşe yazarlığı yapmıştır. 

Üniversiteyi bitirdiği yıl, ilk şiir kitabı “Yıldızlar ve Gölgeler” yayımlanır. Aruzla ya<ılan bu şiirleri hece ölçüsü ile yazdığı şiirler izler.1928 yılında”Hazan Rüzgarları”,1930 yılında ise “Gayya” adlı şiir kitabı yayınlanırGüçlü romantizmini düşünce gücüyle birleştirerek sık sık toplumsal konularda yazmış Ancak, kendisinden önceki ya da o dönemdeki kadın şairlerden farklı olarak, bir erkek edasıyla ve kadın olduğunu unuturcasına yazmamış. O, belki de kadın sorunlarını ve yaşantısını ilk dile getiren kadın şair ve yazarımız olmuştur. Bir yandan da edebî yaşamı devam eden Şükûfe Hanım; 1927’de yayımladığı “Hazan Rüzgarları”ndaki şiirlerinde aruz veznini bırakıp hece ölçüsünü kullandı. Kadın, yurt sorunları ve aşk konularını işledi. Şiirlerinin yanı sıra öyküler ve romanlar kaleme aldı. 1928 yılında “Tevekkülün Cezası” adlı öykü kitabı ve ilk romanı “Renksiz Istırap” yayımlandı. Bunları, “Çöl Güneşi”(1933) adlı romanı izledi. 1935 yılında “Finlandiya” gezi notları yayımlandı. Faruk Nafiz Çamlıbel ile olan aşkını anlattığı düşünülen[4]1938'de yayımlanan “Yalnız Dönüyorum” adlı romanı 1938'de yayımlandı. 1946’da yayımlanan “Domaniç Dağlarının Yolcusu” adlı gezi notları Şakir Sırmalı tarafından “Sır” adıyla filme çekildi. Son olarak “Çölde Sabah Oluyor” adlı romanını yayımlandı. 1960’ta sayısı yediye ulaşan şiir kitaplarında cumhuriyetin “aydın” kadınlarından biri olarak Anadolu’nun geri kalmışlık sorunu üzerine şiirler yazdı. [ 9].

1950’lerin sonlarında eşinden boşandı[2] 1962’de İstanbul’da geçirdiği bir kaza sonucu sol ayağı sakat kaldı. 1965’te bir huzurevine yerleşti. Hayatının son yıllarına kadar Türk Kadını dergisinin yazarları arasında yer aldı.[6] 24 Eylül 1973'te İstanbul'da yaşamını yitirdi. 26 Eylül 1973 günü Rumelihisarı Aşiyan Mezarlığı’na gömüldü.

EDEBİ KİŞİLİĞİ

Şiirlerinde Başlangıçta Tevfik Fikret'in etkisinde aruz ölçüsüyle şiirler yazarken zaman içinde Milli edebiyat akımının ilkelerine uygun olarak hece ölçüsünü kullanmaya başladı. Devrinin tüm şairleri gibi Edebiyat-ı Cedide, Fecri Ati ve Milli edebiyat akımı arasında sıkıştı kaldı.

Güneş, Varlık, Aydabir, Çınaraltı, Şadırvan gibi dergilerde yayınlanan ve çoğu hece vezniyle yazılmış şiirlerinde lirizm ve kadınsı bir içtenlik dikkat çeker. Milli uyanış hareketi içinde de yer aldı, Fatih mitinginde etkileyici bir konuşma yaptı. Türk Kadınlar Birliği'nin kurucuları arasındadır.[8]  

Yakın arkadaşı (yazar Pınar Kür’ün annesi) İsmet Kür, "Yarısı Roman" adlı eserinde Şükûfe Nihal’i şöyle anlatıyor: "Şükûfe Nihal hemen her görenin áşık ya da hayran olduğu kadınlardandı. ’Güzel’ denemezdi pek. Gözleri çukurdu ve ufaktı... Boyu hiç uzun değildi. Beden çizgileri dikkati çekmekten uzaktı. Ne ki, zarifti, her zaman bakımlı ve çok şıktı. Dünyaya metelik vermeyen, kendine çok güvenen bir havası vardı. Onu bu kadar çekici yapan da, bu ’dünyaya metelik vermeyen’ haliydi. Ve de, o sıralar, ’hayran olunacak kadın’ sayısı da çok değil miydi? Ya da nitelikleri mi farklıydı? Sanırım, biraz öyle.Çocukluğumda, şıklık sembolüydü benim için. Onun üstünde görüp hayran olduğum kimi renkleri, kimi desenleri hálá sevdiğimi biliyorum.Çok kaprisli bir kadındı. Biraz cıvıltıya benzeyen, kendine özgü ve de hoş konuşma biçimi vardı. Onun için Nazım Hikmet, Ahmet Kutsi, C. Şahabeddin'in kardeşi, Osman Fahri'nin yazdığı şiirlerin yanısıra Faruk Nafiz Çamlıbel "Yıldız Yağmuru"nda, Şükûfe Nihal ise "Yalnız Dönüyorum" adlı romanda sevdalarını dile getirdiler." [4]

Bilkent Ünvr. Şükûfe Nihal hakkında mastır tezi hazırlayan Türkan Yeşilyurt Kayhan Şukufe nihalin edebi yönü hakkında çalışmasının önsözünde şu tespitlerde bulunmuştur." Türkiye’nin modernleşme sürecinde önemli toplumsal değişimler geçirdiği bir dönemde (1909–1960) yapıtlarını yayımlamıştır. Batılı, lâik, ulusçu modele dayalı yeni ulus-devletin “yeni kadın”ı olarak birçok kadın  derneğinde aktif görev almış, gazete ve dergilerde kadın haklarıyla ilgili yazılar yazmış, hikâye ve romanlarında kadın kahramanları öne çıkarmış ve şiirlerinde “kadın sesi”ni duyurmaya çalışmıştır.  Şükûfe Nihal, toplumsal sorunlara karşı duyarsız davranan ve süsten başka bir şey düşünmeyen “umursamaz kadın”a karşı çalışkan ve ezilmiş olan “Anadolu kadını”nı yüceltmiştir. Aydın  tavrına uygun bir biçimde ataerkil cinsellik kalıpları içinde kadına yaklaşmıştır.  Bir yandan çalışma ve öğretim hakkını savunarak kadının kamusal alana çıkmasını istemiş, diğer yandan asıl görevinin “annelik”, “eşlik” ve “ev kadınlığı” olduğunu  savunarak özel alana çekilmesini beklemiştir.  Bu çıkmazda feminist bir bakış açısına sahip olmayan bu “Cumhuriyet kızı”nın “geleneksel ben”iyle  “modern ben”i çatışmıştır.  Şiirlerinde de “geleneksel” ve “modern” bu iki kimlik arasında bocalayan, sıkışan ve bunalan “kadın sesi” duyulmaktadır." [2,Türkan Yeşilyurt Kayhan, a.g.e, shf, 5]

Orhan Burian, Şükûfe Nihal için “Büyük ve insanı sarsan konuların şairi değildir.  Gayya’ya ne kendisi iniyor, ne bizi indiriyor.  Hislerle oynayan, nazımla oynayan bir hali var.  En iyi şiirleri iddiasız küçük hisleri ifade edenlerdir” demektedir (alıntılayan Karaalioğlu 756)

Roman

  • Renksiz Istırap (1928)
  • Yakut Kayalar (1931)
  • Çöl Güneşi (1933)
  • Yalnız Dönüyorum (1938)
  • Domaniç Dağlarının Yolcusu (1946)
  • Çölde Sabah Oluyor (1951)

Öykü

  • Tevekkülün Cezası (1928)

Gezi Notları 

  • Finlandiya (1935)

Şiirleri

  • Yıldızlar ve Gölgeler (1919)
  • Hazan Rüzgarları (1927)
  • Gayya (1930)
  • Yakut Kayalar (1931)
  • Su (1933)
  • Sıla Yolları (1935)
  • Sabah Kuşları (1943)
  • Yerden Göğe (1960)
  • Şükufe Nihal / Şiirler (1975)

KAYNAKÇA

  1. Antoloji.com sitesi, Şükufe Nihal, Erişim tarihi:12.01.2012
  2. Türkan Yeşilyurt Kayhan, Kadın Şairde Kadın: ŞükûfeNihal’in Şiirleri, Bilkent Üniversitesi Ekonomi ve Sosyal Bilimler Enstitüsü Yüksek Lisans Tezi, Haziran 2005, Ankara
  3. Bahar Baskın, II. Meşrutiyet’te Kadın Eğitimine Yönelik Bir Girişim: İnas Darülfünunu, İ.Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesi Dergisi, No:38, Mart 2008
  4. Soner Yalçın, Hep ideal aşkı arayan bir şair: Şükûfe Nihal, Hürriyet Gazetesi, 17.08.2008
  5. Avni Özgürel, Bir Şükufe Nihal vardı, Radikal Gazetesi, 19.9.2009
  6. Bianet Haber Merkezi, Mor Kitaplık Şükûfe İnal’ın Tüm Eserlerini Derleyip Kitaplaştırdı, 12.01.200
  7. http://www.edebiyadvesanatakademisi.com/edebiyad/631-cumhuriyet_ilk_d%C3%B6nem_romancilari(_1923_1940_).html
  8. http://tr.wikipedia.org/wiki/Şukufe_Nihal_Başar
  9. Anonim, Kadın Öykücülerimiz, yazimhane.com/module
 
Bu Edebiyat Türüne Yapılan Yorumlar
Bu edebiyat türüne henüz yorum yapılamış...
Yazıya Edebiyat Türüne Yaz
Yorum yazmak için üye girişi yapınız...