Duyurular
» 

» 

» Eski Esa Üyelerine Eski Esa'ya ve yazılarınıza bu linkten ulaşabilirsiniz http://www.bakiyorum.net/ ten şiirlerinizi de bulabileceksiniz

» ESA ÜYELERİNE SİNEMA DİZİ FİLM SENARYO DERSLERİ BAŞLIYOR

»  SENARYO DERSLERİMİZ DEVAM EDİYOR!!! http://www.edebiyadvesanatakademisi.com

FaceBook
Güzide Sabri (Aygün) Hayatı ve Popüler Romancılıığı
Anasayfa - Edebiyat - Cumhuriyet Dönemi Yazarları
Yazan : Şahamettin Kuzucular
02 Şubat 2012 Perşembe

Güzide Sabri (Aygün)


(1886–1946)  Kadın romancılarımız içinde yaygın şöhrete sahip olanlardan ilkidir. Güzide Sabri, 1883 yılında İstanbul’da, Fındıklı semtinde doğmuştur. Babası reis’ülküttap Mustafa Efendizade’lerden olan Salih Reşat Bey Adliye Nezareti memurlarındandır. Annesi Nigar Hanım ise şair Koniçeli Kazım Paşa’nın yeğenidir.

Güzide Sabri, Çamlıca’da bulunan köşklerde büyümüş, eğitimini özel hocalardan aldığı derslerle sürdürmüştür.  Hoca Tahir Efendi'den edebiyat dersleri aldı. Güzide Sabri, Fatma Aliye ve kızkardeşi Emine Semiye’den sonra yetişmiş, yirminci yüzyılın ilk yıllarında geniş bir okuyucu kitlesine hitap etmiş, his ve hayale dayanan romanlarıyla büyük bir ün kazanmıştır. Güzide Sabri, istibdadın kuvvetle hissedildiği devrin insanıdır. Babasının Abdulhamid’in zulmüne uğrayarak İstanbul’dan Anadolu’ya sürülmesi, Çamlıca’da geçen güzel günlerin üzerine bir kabus gibi çökecektir.

 

Küçük yaşta Beyoğlu birinci Noteri Ahmet Sabri Aygün ile evlenir.  Yazık ki Ahmet Sabri Bey, karısının isminin ön plana çıkmasından, tanınmasından rahatsızlık duyan birisiydi. Kısa bir zaman sonra eşinin vefat etmesi onun üzerinde kalıcı izler bırakmıştır. Güzide Sabri, hayatı boyunca mesut olamamış bir kadın yazar olarak bilinir.

1895’ten sonra Recaizade Mahmut Ekrem ve öğrencilerinin başlattığı Servet-i Fünun hareketinin devam ettiği yıllarda, aynı nesilden olmalarına rağmen, onların görüşlerini kabul etmeyerek değişik anlayışa sahip olan ve kendi tarzlarında eserler veren başka yazarlar da bulunuyordu. Bunlardan bazıları Türk edebiyatının batılılaşmasına karşıydılar ve bu düşünce ile onlara hücum ettiler. Bazıları ise yalnız aydınların değil, geniş halk kitlelerinin de anlayabileceği bir edebiyat olmasını istediler. Bu amaçla hareket edenler sanatlarını halkın hizmetine sundular. Halkın okuma alışkanlığı kazanmasında önemli rol oynadılar. Yirminci asrın ilk yıllarında, henüz 16 yaşındayken yazı hayatına atılan Güzide Sabri de bu yazarlardandır.

Güzide Sabri, kadın romancılarımız içinde yaygın şöhrete sahip olanlardan ilkidir.Güzide Sabri Daha çocuk yaşta yazmaya başlamış; buna rağmen yetişme yıllarında hocalarından “Şairliğe özeneceğine farzı, sünneti öğren” tepkisiyle karşılaşmıştır. Hocalarının bu tepkisi yetmediği gibi kocasının da yazarlık yönüne karşı çıkması Güzide Sabri'yi yazma hevesinden vazgeçirememiştir. Eşi Ahmet Sabri Aygün beyin yazarlık yapma hevesine karşı kırıcı davrandığı hatta yazarlığına engel olmaya çalıştığı anlaşılmaktadır. Evlendiğinde eşinin izin vermemesi yüzünden, geceleri gizli kapaklı roman yazmaya koyulmuştur.

Meşrutiyet ve Cumhuriyet devrinin ilk yıllarında halk arasında çok tutulan kara sevda romanları yazmıştır. Eserlerinin bir çok baskıları yapılmış, bazıları da birkaç defa filme alınmıştır.  His ve hayale dayanan romanları Meşrutiyet ve Cumhuriyet devrinin ilk yıllarında halk arasında çok tutulmuştur. Eserlerinde işlediği kounların başında  kara sevda konusu gelmektedir.

İlk romanı Münevever'i veremden ölen bir arkadaşının hayatından etkilenerek yazdı. Eser 1899'da daha 16 yaşındayken Hanımlara Muhsus Gazete'de yayınladı ve büyük ilgi gördü.

İki yıl sonra kitap olarak basılan Münevver -1901-   Sırpçaya da tercüme edildi.İkinci romanı Ölmüş Bir Kadının Evrak-ı Metrûkesi en çok okunan eseridir. Ölmüş Bir Kadının Evrak-ı Metrukesi, ülkemizde filme uyarlanmış, birçok defa basılmış ve Ermeniceye çevrilmiştir. Ölmüş Bir Kadının Evrak-ı Metrukesi,1901’de yayımlanmasından sonra ilki 56’da, ikincisi 69’da olmak üzere iki kez filme çekildi; ikincisinde Ediz Hun ile Hülya Koçyiğit rol aldılar. ( http://cinairoman.com/makaleler )

Antik Dünya Klasikleri yayınevi tarafından basılan, Ölmüş Bir Kadının Evrak-ı Metrukesi adlı romanının arka kapağında Güzide Sabri hakkında bazı yazarların görüşleri bulunmaktadır. Bu görüşlerden birisi de Nazan Bekiroğluna aittir. Nazan Bekiroğlu, Güzide Sabri'yi anlatan bu yazısında ondan şöyle söz etmektedir. "Güzide Sabri, kelimenin tam mânâsıyla bir kalem âşığıdır. Rahat ve çok yazabilmek için, "tazimle sevdiği" eşinin dahi uyumasını bekleyerek, gaz lambasının ışığı altında sabahlara kadar yazar. Ne parayı, ne mülkü sevdiğini, yalnızca kendi sebepsiz ızdıraplarını dinlemek, başkalarının felâketlerini ruhunda canlandırmak için yazdığını ifade eder. Güzide Sabri, kadınlara ait meseleleri kadınların daha iyi anlatabileceğine inandığı için, kadınlara yazar olmayı öğütlemiştir."

Aynı kitabın arka kapağında Selim İleri Güzide Sabri için şunları yazmaktadır. "  Bilincine tam varılmamış bir özgürlük istemi, bu tarz popüler karasevda romanlarıyla yerli okurun duygulanmalarında ifade bulmaktadır. Güzide Sabri'nin İstanbul romansları, İstanbul, İzmir gibi büyük kentlerin dışında, taşrada bile okurun ilgisini çeker."



Ölmüş Bir Kadının Evrak-ı Metrûkesi’nde kalbinden hasta olan Fikret, doktoru Nejat’a âşık olur. Evli, iki çocuk babası Nejat Bey de Fikret’i sevmektedir. Fakat Fikret, Nejat’ın yuvasını bozmamak için kaçar, kendisinden yaşça epey büyük, zengin bir beyle evlenir. Oysa zevci, Nejat’ın yakın akrabasıdır.

Hikmet Münir ise Güzide Sabri için şunları yazmıştır: "Bayan Güzide Sabri, kadınların kafes arkasında bir mahpus hayatı yaşadığı zamanlarda muhitinin teşvikine kapılarak değil, kendi ruhundakini hissetmek ve hissettiğini neşreylemek ateşiyle yazıcılığa başlamış bir 'münevver' Türk kadınıdır. Ve Güzide Sabri'nin eserleri, yazıları kendileri yaşarken ölen bazı muharrirler gibi 'ölmüş bir kadının evrâk-ı metrûkesi' haline gelmeyecek derecede kuvvetli görünüyorlar."

Sıradan okurlara hitap eden romanlar yazan Güzide Sabri popüler, veya piyasa romancılığı denen romancılık tarzının ilk örneklerini vermiştir.  Güzide Sabri popüler kırık kalp romanlarının öncüsü sayılır.

 Güzide Sabri’nin İstanbul romansları, İstanbul, İzmir gibi büyük kentlerin dışında, taşrada bile okurun ilgisini çekmiştir. Güzide Sabri romanlarında  yasaklanmış aşkları işlemekten hoşlanmıştır.1930’da yayımlanan Hicran Gecesi yasak, imkânsız aşk konularında bir adım daha ileriye gider ve Hollywood sinemasının siyah saçlı, yeşil gözlü meşum kadınlarını hatırlatır bir roman kişisiyle bizi baş başa bırakır: Serap cazibeli bir kötülük simgesidir. Bu roman, Erenköyü’nün şaşaalı günlerinde, “muhteşem” bir köşkte geçmektedir.1940’lara daha maddeci, daha eleştirel bir yaklaşımla yol alınmakta. Günün eleştirel bakış açısı, 1941’de Güzide Sabri’ye bile yansır.


Güzide Sabri, yasak aşklarda hoşgörüye, anlayışa, bağışlanmaya muhtaç bir şeyler görür ve gösterir. Ölmüş Bir Kadının Evrak-ı Metrûkesi’nde kalbinden hasta olan Fikret, doktoru Nejat’a âşık olur. Evli, iki çocuk babası Nejat Bey de Fikret’i sevmektedir. Fakat Fikret, Nejat’ın yuvasını bozmamak için kaçar, kendisinden yaşça epey büyük, zengin bir beyle evlenir. Oysa zevci, Nejat’ın yakın akrabasıdır. 


Eserleri birden fazla baskı yapmış, bazıları birkaç kez filme alınmıştır. Romanları özellikle Meşrutiyet sonrası birçok gazete ve dergide tefrika edilmiştir. Aygün, 1940’lı senelere kadar en çok okunan kadın romancılardan olmuştur. Yazarın iki romanı Sırpça ve Ermeniceye çevrilmiştir. Güzide Sabri Aygün, eserlerini kaleme almak için eşinin uyumasını bekler daha sonra, uzun süre yazardı. Kadınlara da yazar olmaları tavsiyesinde bulunan Aygün’ün romanları dönem içerisinde sadece büyükşehirlerde değil, Anadolu’da da heyecan ve ilgiyle okunmuştur. ( http://www.yazimhane.com/) 

Güzide Sabri’nin eserlerinde kadınca bir duyarlılık ve hissediş hâkimdir. Eserlerinde bir tür iç dökme, duygularını dışa vurma görülür. Romanları hayale dayanan, aşırı duygusal içeriğe sahip olup sonları da genellikle ölümle bitmektedir. Yazarın romanları, popüler roman türünün bizdeki ilk başarılı örnekleri arasında yer alır. Kadın kahramanları çoktur ve bunlar genellikle kültürlü, sanat ve musikiden anlayan tiplerdir. Bu kadar çok okunmasının en önemli sebepleri arasında ise duru dili ve sürükleyici üslubunun etkili olduğu söylenebilir. Eserlerinin birçok baskıları yapılmış, bazıları da birkaç defa filme alınmıştır.

Güzide Sabri (Aygün) 1946 yılında Giresun'da ölmüştür.

Ölümden sonra yalnızca Nahit Sırrı Örik onun hakkında şöyle bir yazı yazmıştır. 

“Şimdi hiçbirinin mevzuunu hatırlayamamakla beraber, bu kitapları düşünürken o eski köşklerde sürülen rahat hayatın âdeta tadını duyar gibi oluyorum. Ve Güzide Sabri’nin eserlerinden muhafaza ettiğim hazzı söyleyebilmek için, yazı hayatımda karşıma çıkan ilk fırsatın ölümü olmasından da hüzün duyuyorum…” 


Eserleri :

Ölmüş Bir Kadının Evrak-ı Metrukesi( yedi defa basıldı ve Ermenice tercüme edildi.)(1905) Yaban Gülü(1926). Nedret(1922) Hüsran(1928) Hicran Gecesi(1937)  Gecenin Sırrı(1938)  Nejla(1941) Mazinin Sesi(1944)roman yazarı olarak tanınan ve en çok Münevver, Ölmüş Bir Kadının Evrak-ı Metrukesi, Nedret

     
KAYNAKÇA

  • Selim İleri, “Keder veren siyah elbiseleri içinde...”, cumaertesi.zaman.com.tr
  • http://www.yazimhane.com/m

 
Bu Edebiyat Türüne Yapılan Yorumlar
Bu edebiyat türüne henüz yorum yapılamış...
Yazıya Edebiyat Türüne Yaz
Yorum yazmak için üye girişi yapınız...