edebiyad Ve Sanat Akademisi
 

Üye Girişi

Duyurular
» Lüften Sitemize Uyduruk isimler ve Nıckler ile üye olmayınız. Bu tip üyelikler silineceğinden lütfen bizi uğraştırmayınız.

» Sitemize Üye olarak Belge Yollayabilir, Kaynak ve yazar adını kullanmak kaydıyla Yöneticilerimize başvurarak kopya alabilirisiniz

»  ESA'ya üye olmayan ve ESA ya katkıda bulunmayanların YAZI indirme talepleri karşılanmayacaktır. Emege Saygı Lütfen

» ARAMIZA YENİ KATILAN ÜYELERİMİZ:Edebî yâd ederek, edebiyat ve sanat için sağladığımız kaynaklarımız ve paylaşımlarımızla,ülkemiz kültür ve sanatı adına yola çıkan bu kervana katılmanız bizleri mutlu etmiştir. hedeflediğimiz her menzilde birlikte olabilmeyi temenni ederiz sevgilerimizle...

» ESA'nın Özgün ve Akademik Yazılarını çalan Kaynak ve Yazar adı vermeyen siteler ve şahıslara telif haklarıınca dava açılacaktır. Çaldığınız yazılarımızı silin.

Nahifi Hayatı Edebi Yönü Şiirlerinden Seçmeler 17 . yy
Anasayfa - Edebiyat - Divan Şiiri ve Şairler
Genel Değerlendirme :
Yazan :ESA
17 Mart 2012 Cumartesi

NAHİFİ

Süleyman Nahlfi (h.l076?-1151/m.1665?- 1738), 18. yüzyılın en verimli şair ve yazarlarındandır. Fakat o edebiyatımızda dahaziyade Mevlana'nın Mesnevf'sini aynı vezin ve şekille Türkçe'ye tercüme etmiş olması dolayısıyla tanınmıştır. Nahifi Osmanlı divan şairlerindendir. 1640-1645 yılları arasında İstanbul'da doğan Nahifi'nin asıl ismi Süleyman'dır. Nahifi, Katib Salih'in torunu, Vaiz Abdurrahman Şeyh Muhyi'nin oğlu, Müstakimzade Süleyman Sa'deddin Efendinin amca çocuğudur.[1]

Nahifi'nin gençlik yıllarında iyi bir medrese tahsili yaptığı, Arapça ve Farsçayı çok iyi bildiği, eserlerinde yer verdiği İslami bilgilerden anlaşılmaktadır. Zamanın büyük şairleri olan Nabi, Naili, Nedim vs. gibi üstatların devrinde yaşadığı için onlardan faydalanmasını çok iyi bilmiş ve önde gelen divan şairleri arasında yer almıştır. Ayrıca, Ünlü hattat Hafız Osman Efendiden hat dersleri alarak, “sülüs”, “nesih” ve “ta'lik” yazı çeşitlerinde üstün başarı ile icazet (diploma) almıştır.[2]Nahifi aynı zamanda önemli bir hattattır.

Güzel yazı yazmadaki mahâreti sebebiyle Yeniçeri Kalemine getirilmiş, 1688'de elçilik göreviyle İran'a gönderilen Kavukçu Mehmed Paşanın yanında kâtip olarak bulunmuştur.

Eğitiminden sonra bir yandan hattatlık yapan Nahifi önce Yeniçeri Kalemine yazıcı olarak girmiş1682'de memur olarak Mısır’a gitmiştir.  Mısır’a giderken Konya’da Mevlana türbesini ziyaret etmiş ve Bostan Çelebi ile tanışmıştır. Iran elçisi Kavuk Mehmed Paşa’nın yanında İran’a gidip İranlı şairlerle karşılaşmış ve onları kendisine hayran bırakmıştır. İstanbul’a döndükten sonra Şehîd Ali Paşa, Rikâb-ı kâim-i makam (Sadrâzam vekîli)  ve kalem Efendisi oldu. Nahîfî, bir müddet onun yanında sadâret kâtibi olarak görev yapmış, daha sonra bu görevi bırakmıştır. Sonraları bu görevden ayrılarak bir müddet inzivâya çekilmiştir.

 Avusturya Elçi­si İbrahim Pasa’nın yanında da Avusturya’ya elçi kâtipliği görevi ile gitmiş, dönüşte Divan-i Sultani hocalıklarında baş mukaatcalık görevine başlamıştır. 1726 yılında Şıkkı Sani defterdarı olmuştur. Yaşlandığında Nevşehirli Damat İbrahim Paşa’nın takdirini kazanır.  1738 yılında yüz yaşının civarına gelmişken İstanbul’da öl­müştür.[3]

İran dönüşünde önemli devlet işlerinde ve özellikle maliye katipliklerinde çalıştı. Şehid Ali Paşanın emrinde Sadaret Kâtipliği vazifesinde bulundu. Damad İbrahim Paşa ile birlikte Pasarofça Antlaşmasının imzası için Viyana'da bulundu. Geri döndüğü zaman Divan-ı Sultani Başmukatacılığına tayin edildi. Bu görevini başarı ile yürüttü. Kısa bir müddet sonra da Şıkk-ı Sani Defterdarı(Maliye Müsteşarı) oldu. Bu arada Hacca da giden Nahifi bir hayli yaşlandığı için emekliliğini isteyerek devlet hizmetinden ayrıldı. 1739 yılında, doksan yaşını aşkın olarak vefat etti. Mezarı Topkapı dışında Maltepe Caddesi üzerindeki “Fransız Müslüman Mezarlığı” ismiyle bilinen mezarlıktadır.[4]


Nahîfî, Mevlevî tarikatına girmiş olduğu söylense de Nahifi bu durumu kabul etmiyor gözükmektedir. “ Mevlevi Külahını uğurlu saydığı için giydiğini “yazmaktadır. Mevlana için yazdığı bir şiir de bulunmamaktadır. Bu bakımdan bazı araştırmacılar onu Mevlevi değil de Melami olarak göstermek eğilimindedir. Gölpınarlı’ya göre “ Mevleviler arasında Melâmetle, meşhurdur.”. Mesneviyi tercüme etmiş olması onun Mevlevi kabul edilmesine sebep olmuştur.

 Memuriyeti gereği Osmanlı ülkesinin pek çok yerini görmüştür. İbrahim Paşa'nın tercüme komisyonunda da yer alarak önemli bir tarihi eser olan Habîbü's-Siyer'i Farsçadan tercüme etmiştir.[5]  Çok sayıda eser vermiş, Mevlana’nın mesnevisini de Türkçeye çevirmiştir. Mevlânâ’nın “Mesnevi”sini 1712’de tercüme etmeye başlamış ve tercümesini 1727’de tamamlamıştır.[6]

Yusuf’u Züleyha gibi mesnevileri de olan şairin çok sayıda eseri vardır. Nahîfî, şairliğinin yanı sıra âlimliği ve hattatlığı ile de ün kazanmıştır.



EDEBİ KİŞİLİĞİ

Tasavvuf yolunda da bir hayli ilerlemiş olan Nahifî’nin şiirleri âşıkâne olarak vasıflandırılır. Nahifi, Mevlananın Mesnevisini nazmen Türkçe‘ye çevirmesinden sonra tanınmıştır. Nahifi'nin şiirlerinde sade bir dil, çok rahat söyleyiş, ince buluş ve hayaller vardır. Gazel , kaside ve rubailerden meydana gelen âşıkane gazelleri ile dikkati çeken  “Divan”ındaki şiirleriyle üstün bir şair olarak görülmüş, tezkireciler de onun şairlik yönünü takdir etmişlerdir.  Özgün buluşları, ince hayalleri  zoru kolaya getiren söyleyiş ustalığı , nükteli ve zarif ifadeleri ile  Nedim ve Şeyh Galip ile kıyaslanacak değerde bir şair olarak görüldü

Divan şiirinin her dalında eser vermiş üretken bir şairdir. Eserlerinde hem dini tasavvufi hem de din dışı konuları işlemiştir.  Mevlana Celaleddin-i Rumi'nin Mesnevi'si 15 yıl çalışarak Türkçeye  manzum olarak çevirmiş ilk kişidir. Nahifi bu eseriyle kendini tanıtmıştır.  Manzum Mesnevi Tercümesi 1851'de Mısır'da basılmıştır.  Dini meseleler ve hazreti Muhammed'le ilgili konularda da çok sayıda eser vermiştir.  Birisi Hz. Peygamber’e yazdı­ğı naatler, gazeller ve rubailerden meydana gelen, diğeri gazellerden oluşan iki dîvânı vardır. Âşıkane gazellerinden ince hayalli, güzel ve sade dilli bir şair olduğu anlaşılıyor. Çok eser veren şairlerdendir.

Süleyman Nahlfi, Hz.Muhaınmed'e büyük bir sevgiyle, imanla bağlıdır. Safliyı (ö.l138/1725) ve Salim (1099-115611688-1734) gibi çağdaşı olan tezkire yazarları da onun edebi kişiliğinin bu yönünü belirtmişlerdir. Hz.Peygamber için ayrıca çok miktarda övgü şiiri yazmıştır. Onun bu yöndeki çalışmaları, biraz da ince yapılı biri olması Nahifi’nin hakkında değişik rivayetlerin oluşmasına da vesile olmuştur. Kimi kaynaklara göre  “Kırk sene oruç tutmuş, devamlı oruç tutup çok riyâzet çektiği için zayıf kalmış veya yüksek dereceler vadisindeki kemâl-i aczinden dolayı,  incecik biri olduğu için Nahîfî mahlasını kullanmıştır.” [7]

Peygamberimizin doğumu, miracı, hicreti ve hilyesiyle ilgili mesneviler meydana getirmiştir. Bu bakımdan, HZ.Muhammed'in saydığımız hayat saflıalarıyla ilgili dört mesnevisi elimizde bulunan ve yine onun gazaları konusunda Şeh-ndme vezninde Farsça bir eser meydana getirdiği bildirilen Nahlfi'nin adını da hamse sahibi şairlerimiz arasında saymak mümkündür. (Adem Ceyhan: agy.shf.98-101)

Nahifi en çok gazelleri ile meşhur bir şairdir. Gazellerinde Baki ve Fuzuli, kasidelerinde Nefi tesiri vardır. 40 gazeli dini, 20 gazeli Nabi ekolünde ve Hikemi diğerleri ise din dışı , aşk ve şarap konuludur.[8] Nabi, Cevri, Sabit, Naili ve Baki’ye nazireler yazmıştır. Şiirlerinde Sebk-i Hindi’nin izleri de görülür.

Nahifi, diğer eserlerinde olduğu gibi, mevlidinde de ilim ve sanatı birleştirmiş bir şair olarak okuyucu karşısına çıkıyor.( Adem Ceyhan, a.g.y)




Eserleri:

Nahifi'nin toplam olarak 23 eseri bulunmaktadır. Bunlardan başlıcaları şunlardır.

Dîvan, 2. Mesnevî Tercümesi, envâr, 3. Mevüdü’n-Nebi, 4. Hicretü’n-Nebl, 5. Ravzatü’s-safa, 6. Zuhurü’l-âhire, 7. Manzume-i Akaid, 8. Enfüsü’l-âfâk, 9. Mev’izatü’n-Nüfus, 11. Nasîhatü’l-Vüzerâ, 12. Tevhidi Hakk, 13. Mi’râciyye, 14. Faziletü’s-sıyâm, 15. Adâb-ı Tari­kat, 16. Mübâhase-i Kaza vü Kader, 17. Mecmua-i Resâll, 18. Risale-i Hıdriyye, 19. Risâle-i Hîkemiyye, 20. Kaside-i Bürde Tahmisi, 21. Bânet Suâd Tahmisi, 22. Kaside-i Lâmiyye Şer­hi, 23. Kasîde-I Emâllyye Şerhi, 24. Kaside-i Muradiyye Tah­misi. Manzum Mesnevi Tercümesi Amil Çelebioğlu tarafından yayımlandı (1967).

 

YUSUF’U ZÜLEYHA MESNEVİSİ

Nahîfî’nin Y?suf u Zel?h?, isimli mesnevisinin metni Erzincan Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü, Arş. Gör. Sibel Üst tarafından günümüz Türkçesine çevrilmiştir. Sibel Üst yaptığı çalışmada eser ahkkında şu bilgileri vermektedir.  “Nahîfî’nin Y?suf u Zel?h?, isimli mesnevîsinin Müstensihi El-hacı Mustafa bin Trabuzanî’dir. Manzum olarak yazılan eserin, istinsah tarihi kesin olarak bilinmemektedir. Eserin vezni oldukça bozuktur. İkili bir vezinle yazılmış olmasının yanında her iki vezne uymayan ibareler, hece, tef’ile eksiklikleri ve fazlalıkları mevcuttur. Bunun yanında veznin anlama feda edildiği de görülmektedir. Türkiye’deki nüsha ise TDK1 kütüphanesindeki mikrofilmden ibarettir. Eserin dil özellikleri - Eski Anadolu Türkçesinin özellikleri hâkimdir- dikkate alındığında XV. yüzyılda yazıldığı tahmin edilmektedir.[9].

MESNEVİ TERCÜMESİ

Nahifi’nin en önemli eserlerinden biridir. Mevlana Celaleddin-i Rumi'nin Mesnevi'si 15 yıl çalışarak Türkçeye manzum olarak çevirmiştir. Mevlânâ’nın “Mesnevi”sini 1712’de tercüme etmeye başlamış ve tercümesini 1727’de tamamlamıştır.[10] Amil Celebioğlu, Nahifi’nin manzum tercumesini günümüz okurlarının istifadesine sunmak maksadıyla nesre cevirmiş, daha sonra bu metin Nahifi’nin eserinden bağımsız olarak basılmıştır (Timaş Yayınları 2007).


KAYNAKÇA 




  • [1] Dr Aslan Tekin, Edebiyatımızda İismler, Elips Ya. İstan., 2005 shf389
  • [2] Türk Dünyası Ortak Edebiyatı,Türk Dünyası Edebiyatçıları Ansiklopedisi, C.VI. Ankara, 2005,shf, 495-496
  • [3] Sefînet-ül-evliyâ cild-5, sh. 144
  • [4] Sefînet-ül-evliyâ cild-5, sh. 144
  • [5] Mengi, Mine, Eski Türk Edebiyatı Tarihi, Akçağ Basımevi, Ankara 2002.
  • [6] SERPİL AKGÜL “NAHÎFÎ’NİN BÜLBÜLE ARMAĞANI” Müsvedde sayı:9, Şubat-Mart 2010
  • [7] Sefînet-ül-evliyâ cild-5, sh. 144
  • [8] Türk Dünyası Ortak Edebiyatı,Türk Dünyası Edebiyatçıları Ansiklopedisi, C.VI. Ankara, 2005,shf, 495-496
  • [9] Sibel ÜST, NAHÎFÎ’NİN Y?SUF U ZEL?H? MESNEVİSİ, http://www.turkishstudies.net/sayila
  • [10] SERPİL AKGÜL “NAHÎFÎ’NİN BÜLBÜLE ARMAĞANI” Müsvedde sayı:9, Şubat-Mart 2010



GAZEL

göz gördü gönül sevdi seni ey yüzü mâhım

kurbânın olam var mı benim bunda günâhım

âşıklığıma şâhid-i âdil mi değildir

evzâ-i hazînimle garîbâne nigâhım

memnûn-ı visâl eyle beni gel kereminle

yansın hased âteşlerine baht-ı siyâhım

ey seng dil etmez mi senin kalbine te’sîr

hârâları hâkister eden âteş-i âhım

bir bağrı yanık âşık-ı mihnet-zededir dil

ağlatma nahîfî kulunu cevr ile şâhım


GAZEL


sensiz cihânda âşıka işret revâ mıdır

sensiz safâ-yı ehl-i muhabbet revâ mıdır

ölsün mü neylesin olan âşüfte hüsnüne

kurbanın olduğum seni sevmek hatâ mıdır

nîm-nigâh-ı çeşminle zerd oldu rûyumuz

uşşâka sevdiğim nazarın kîmyâ mıdır

pîş ü pesinde şevk ile rû-mâl olup gider

sâyen de sana bencileyin mübtelâ mıdır

gözden nihân olup bu kadar nâz ü işveden

maksûdun ey perî bize cevr ü cefâ mıdır

sahn- çemende nağme-keş-i aşk olan aceb

bülbül müdür nahifî-i şîrîn-edâ mıdır

,,,,,,,,,,

Bu gülşende hezâr-ı bî-nevâyım yâ Resûlallah!
Velî âsurde-i cefâyım yâ Resûlallah!

No’la olsun reva cûyende-i dâru-yı ihsânın,
Esîr-i derd-i aşkım mübtelâyım yâ Resûlallah!

Beni gencine-i fazl-ı Hudâdan behreyâb eyle,
Der-i lütfunda muhtâc-ı atayım yâ Resûlallah!

Kerem kıl lütf-u ihsânınla dilşâd eyle ben zarı
Nahifiyim kapında bir gedâyım yâ Resûlallah!



BÜLBÜL REDİFLİ GAZEL



Seherde başlayıp âh ü figân ey bülbül

Seninle ağlayalım yana yana ey bülbül

O gül-izâr elemi bende gül gamı sende

Yeter figân ü enîne behâne ey bülbül

Gül ile hâr nedîm oldu yâr ile bülbül

Budur hikâyet-i devr-i zemâne ey bülbül

Yakar cigerleri eyler harâb sîneleri

Bu sûz-i nâle bu hûnîn terâne ey bülbül

Dem-i seherde Nahifî’den oldu tuhfe sana

Bedîhî bir gazel-i şâirâne ey bülbül.

İLGİLİ SAYFALAR

Edebiyat Dil bilim, Kültür, Folklor, Geleneksel ve Güzel Sanatlarla ilgili, Tez, yazı, İnceleme, ve Araştırmalarınız bize başvurarak bu sitede Paylaşabilirsiniz.

 BAŞVURU İÇİN : ESA, İLETİŞİM  veya s_kuzucular@hotmail.com





 
       Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.
Bu Edebiyat Türüne Yapılan Yorumlar
Bu edebiyat türüne henüz yorum yapılamış...
Yazıya Edebiyat Türüne Yorum Yaz
Yorum yazmak için üye girişi yapınız...