edebiyad Ve Sanat Akademisi
 
Üyelik Bilgileri

Yazan : Sibel Cihan
Tarih  :29.1.2012 10:59:00
Konu : Elif Şafak İskender Roman Özeti ve İncelemesi
Genel Değerlendirme :




KİTAP HAKKINDA


İskender, Temmuz 2011'de Doğan Kitap tarafından yayımlandı. İngilizce olarak yazılan roman, Türkçeye Omca Korugan tarafından çevrildi.  Yazar Elif Şafak, romanın kapağında İskender olarak yer aldı ve bunu, "Daha önce bir kadın yazar, erkek kahramanın kılığında kitabının kapağında yer aldı mı bilmiyorum ama 1,5 yıldır hep İskender olmanın nasıl bir şey olduğunu düşündüm, ister istemez İskenderleştim." sözleriyle açıkladı.[1] Nihayetinde İskender'in kapağında Şafak, romana adını veren karakter olarak yer aldı. İskender, Elif Şafak’ın içindeki erkekti; erkeğin içindeki kadındı/eğiten anne idi… Elif Şafak’ın -olabilseydi- olmak istediği/anlatmak istediği erkek. ”[2]

 

KONUSU

Roman bir töre cinayeti bağlamında trajik bir anne oğul ilişkisini anlatır. Romanın diğer temaları ise, kadına şiddet, ikizlik ve  "tasavvuf”tur. Roman, Türk-Kürt kökenli, Londra'ya göç etmiş bir aile üzerinden göçmenlerin durumunu ve bir töre cinayeti sonrasında yaşanan derin acıyı anlatmaktadır.

Roman Türkiye’nin önemli toplumsal dertlerinden biri olan  “töre/namus cinayetlerine” feminist bir duyarlılıkla yaklaşmıştır. Roman  “Gelenek modernlik, Doğu Batı, yabancılaşma, feminizm, kimlik, yolculuk, düalizm, göçmenlik, aşk, tasavvuf vb. temalara hemen her romanında değinen Elif Şafak, son romanı İskender’de yine bu temalara değinmekle birlikte bir töre cinayeti bağlamında trajik bir anne Oğul ilişkisini anlatır.”

 


ROMANIN MEKÂNLARI

1970 sonlarında, İskender ve annesi Pembe’nin çevresinde geçen hikaye İstanbul, Londra, Abu Dabi gibi farklı şehirlerde geçmektedir.

“ İskender,  esas itibariyle kökleri Türkiye’nin güneydoğusuna uzanan bir ailenin Fırat nehri yakınlarından başlayıp oradan İstanbul’a ve Londra’ya uzanan, Kürt, Türk, Arap vb. birçok ulustan ve kimlikten insanın ilişkilendiği ve göç, töre, yolculuk, yabancılaşma, göçmenlik dertleri, aşk, milliyetçilik, Doğu Batı, tasavvuf gibi Şafak’ın kadim temalarıyla bezeli bir yapıttır.


KARAKTERLER

İskender:  başına buyruk, kendine bir kimlik ve aidiyet kurmaya çalışan ergenliğe yeni girmiş birisidir. 

Pembe: Çocuklarına geleneklere göre yetiştiren cahil bir Kürt kadınıdır.

Cemile: Pembe ile ikiz kardeştir.

Adem: Başlangıçta Cemileye aşık olmuş, onun bakire olmadığını düşünerek kardeşi Pembe ile evlenmişti. Sorumsuz , kumarbaz biridir.

Yunus: hayalperest,  çocukluğunu antikapitalist anarşist gurupların içerisinde geçirmektedir. 

Esma:  ise ayakları yere basmayan başı havalarda, feminist eğilimler taşıyan, gelenekleriyle modern dünya arasında bir denge kurmaya ve yazar olmaya çalışan bir kız olmuştur. 

Tarık: Adem'in kardeşi, İskender'in amcasıdır. Bağnaz bir adamdır.



 

ROMANIN ÖZETİ

Roman dramları anlatılan ailenin kızı olan Esma’nın, birinci tekil anlatıcı kipinde anlatılmaktadır. Esma ailesinin dramını okura kendi ağzından ve bilincinden aktarmaktadır.

Roman’ın kahramanı olan Âdem askeriliğini yaparken hiç bilmediği bir Kürt köyünde Cemile adında bir kızı sever. Onunla evlenmek ister fakat Cemile’nin daha önceden bir başkası tarafından kaçırılıp terk edildiğini öğrenir.  Adem, geleneklerine uygun davranarak ve Cemile’nin bakire olmadığını düşünerek onun kız olmadığı Cemile’nin ikiz kardeşi Pembe ile evlenir.  Aslında Pembe’nin ikiz kardeşi Cemile’ye âşık olan Âdem ile Pembe zoraki ve mutsuz evlilik kurar.  Âdem, Pembe ile İstanbul’a gelir.

Pembe ve Âdem ‘in evliliğinden üç tane çocukları dünyaya gelmiştir. Adem ile Pembe Türkiye’deki ağır yaşam koşullarından kurtulmak ve daha iyi bir hayat yaşamak için göçmen olarak Londra’ya taşınmaya karar verir.  Özellikle çocukluğunda annesine dair problemler yaşayan Âdem’in kumar tutkusu sebebiyle önce İstanbul’a sonra da 1970’li yıllarda Londra’ya göçmüşlerdir.   

Ailenin üç çocuğu vardır. Bunlar İskender, Yunus ve Esma’dır. İskender, başına buyruk, kendine bir kimlik ve aidiyet kurmaya çalışan ergenliğe yeni girmiş birisidir.  Yunus, hayalperest,  çocukluğunu antikapitalist anarşist gurupların içerisinde geçirmektedir.  Esma ise ayakları yere basmayan başı havalarda, feminist eğilimler taşıyan, gelenekleriyle modern dünya arasında bir denge kurmaya ve yazar olmaya çalışan bir kız olmuştur.  

İskender annesi Pembe’nin en sevdiği, üzerine toz kondurmadığı çocuğudur.  Esma ise zeki öfkeli dikkatli ve iyi bir gözlemci olmuştur.  En küçük çocukları olan Yunus ise Londra’ya göçlerinden sonra dünyaya gelmiştir. Yunus yufka yürekli bir insan haline gelmiştir.

Londra’nın varoşlarındaki göç men mahallesinde yaşamaya çalışan bu ailenin dağılması, savrulması, kökleri ile geleceği arasında gelgitler yaşaması, aile fertlerinin bireysel varoluş çabaları ile iç içe anlatılır.[3]

Pembe, Londra’da mutlu değildir. İkizi Cemile ile yarı kalmanın üzüntüsünü her an içinde hissetmektedir. İkizi ile ruh ikizi de olduğundan Cemile ve diğer yakınlarının özlemini duymaktadır.  Göçmenlik özlem ve üzüntüsünün yanı sıra Pembe’nin hayatında kimsenin bilmediği bir sevda sırrı vardır. Özlemin için de bu sevda da yer almaktadır.  Cemile ile aralarında çok uzak bir mesafe olmasına rağmen her ikisi de diğerinin çektiği acıyı hissetmektedir.  Aralarına binlerce kilometre girse de birilerinin hissetmekte, yürekleri birlikte atmakta uzak diyarlarda birbirlerinin çektiği acıyı, üzüntüyü ve hüznü fark etmektedirler.

Londra’da yaşam Pembe için hiç iyi gitmemektedir.  Kocası Âdem ile arası çok kötüdür. Kocası onu Rozana adında bir kadın ile aldatmaktadır.  Kadın Âdem ‘i terk edip Abudabi’ye gidince Âdem ‘de kadının peşinden gider.  Bu arada İskender o gittikçe daha fazla başına buyruk olmaktadır.  İskender’in Sevdiği kız Kete’nin de hamile olması işleri daha da çekilmez bir hale getirmiş, her şey Pembe için daha da kötü olmuştur. Pembe ile Elias arasındaki ilişki cinsellik içermese de ki Doğulu kültürde töreye göre kabul edilebilecek bir durum değildir.

Pembe bir gün Elias adlı biri ile tanışır.  Adam, Pembe ile epey ilgilenmeye başlar. Pembe tek sırdaşı olan ikizi Cemile ‘ye bir mektup yazarak Elias’a olan aşkından bahseder.  Pembe ne yapacağını bilemez durumdadır. Büyük oğlu İskender’in böyle bir şeyi asla onaylamayacağını ve eğer duyarsa çok kötü şeyler yapabileceğinin farkındadır.  Küçük oğlu Yunus annesini Elias ile görmüş ancak kimseye bir şey söylememiştir.

Üstelik İskender’in amcası durumu öğrenince işler işin içinden çıkılmaz bir hal alır. Tarık yeğeni İskender’i çağırır ve bunun namus meselesini olduğunu namuslarının temizlenmesi gerektiğini söyler. Tarık, İskender’le“ erkek erkeğe” konuşarak annesiyle ilgili hiç hoşuna gitmeyeceğini düşündüğü şeyleri bir bir anlatır. “Annesinin başka bir erkekle ilişkisi olduğu öğrenen İskender, önce nasıl davranacağı konusunda bir bocalama yaşar. Bir taraftan en sevdiği ve kendisini en çok seven kişi olan annesi öte taraftan aile şerefi, namus, gelenek gibi yine annesi tarafından kendisine öğretilen geleneksel değerlerin ağırlığı arasında gider gelir. Önce Londra’nın varoşlarındaki ırkçı saldırılara karşı örgütlenen Müslümanlara dâhil olan arkadaşı Hatip’le konuşur. Hatip ona babasıyla konuşmasını, eğer babası karışmazsa, o zaman gerisinin kendisine kaldığınıfakat şerefini; annesinin, kız kardeşinin veya karısının iki paralık etmesine izin vermemesi gerektiğini telkin eder.[4].”

 İskender o sinir ile eve doğru gider ve yolda annesini görüp ateş eder. Annesinin katili olmuştur. Hapiste geçireceği uzun yıllar vicdan azabı ve pişmanlık ile geçer. Kardeşleri onu hiç affetmez. Esma’nın İskender hakkındaki yorumları elbette anne oğul ilişkisine ve bu ilişki bağlamında gerçekleşen cinayete dair yazarın düşüncelerini içerir.  “Esma’ya göre İskender’in böyle bir kişiliğe sahip olmasında ve sonu cinayetle biten trajik bir kadere sürüklenmesinde en büyük sorumlulardan biri annesidir. Çünkü annesi İskender’i erkek egemen toplumun beklentilerine göre yetiştirmeye çalışmıştır.[5]

İskender hapisten çıkmasına çok kısa bir zaman kala çok büyük bir gerçeği öğrenir. Yıllar önce annesi sanarak öldürdüğü kişi aslında hiç görmediği teyzesi annesinin ikizi olan Cemile ‘ dir.  Eve uğramadığı için teyzesinden haberi yoktur. Annesi sanarak onu öldürmüştür. Serbest kaldığında kız kardeşinin evinde ve köylerinde de yaşamakta olan annesinin yanına gidip ondan af dilemek istemektedir.

İskender annesinin onu affedeceği günü sabırla bekler iken bir gerçeği daha öğrenir. Pembe ölmüştür. Artık İskender için tüm umutlar bitmiştir.





Elif Şafak'ın Diğer Roman İncelemeleri





KAYNAKÇA


  • [1] http://tr.wikipedia.org/wiki/%C4%B0skender_%28roman%29
  • [2] http://www.sosyalmedyahaber.com/elif-safak%E2%80%99in-didaktik-romani-%E2%80%98iskender%E2%80%99-boslugun-ikiz-kemikleri/
  • [3] Fethi DEMİR, ELİF ŞAFAK’IN İSKENDER ROMANINDA BİR TÖRE CİNAYETİ BAĞLAMINDA ANNE-OĞUL İLİŞKİSİNE BAKIŞ, http://www.turkishstudies.net/Makaleler/1
  • [4] Fethi DEMİR, ELİF ŞAFAK’IN İSKENDER ROMANINDA BİR TÖRE CİNAYETİ BAĞLAMINDA ANNE-OĞUL İLİŞKİSİNE BAKIŞ, http://www.turkishstudies.net/Makaleler/1
  • [5] Fethi DEMİR, ELİF ŞAFAK’IN İSKENDER ROMANINDA BİR TÖRE CİNAYETİ BAĞLAMINDA ANNE-OĞUL İLİŞKİSİNE BAKIŞ, http://www.turkishstudies.net/Makaleler/1


 

KİTAP ÖZETLERİMİZDEN BAZILARI ( İLGİLENDİĞİNİZ BAŞLIĞA TIKLAYIN)



 

EN ÇOK TIKLANAN BAŞLIKLAR VE BAZI KATEGORİLER



Edebiyat Dil bilim, Kültür, Folklor, Geleneksel ve Güzel Sanatlarla ilgili, tez, yazı, İnceleme, ve araştırmalarınızı sitemize üye olarak ve bize başvurarak ESA da paylaşabilirsiniz.

 BAŞVURU İÇİN : ESA, İLETİŞİM  veya s_kuzucular@hotmail.com


       Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

Konuya Verilen Cevaplar

Cevap Yaz
   
  
 
 
   
Değerlendirme Puanınız : Lütfen bu paylaşımı değerlendiriniz