|
MEHMET RUHİ AREL

Mehmet Nuri Arel, Yaşlı Adam, 1924
Mehmet Nuri Arel'in Hayatı,
(d. 1880 - ö. 14 Ekim 1931), ressam.
1880 yılında İstanbul Galata’da doğdu. Galatalı Halil İlhami Efendi’nin oğlu, Kâdiri Şeyhi Hacı Ali Baba’nın torunudur. İlkokulu bitirdikten sonra Bahriye Mektebine girdi. Mehmet Rûhi'nin resme olan ilgisi Bahriye Mektebi’ndeki öğrencilik yıllarında başlamıştır.. Bahriye Mektebi’ni 1908 yılında İnşaiye sınıfından mühendis subay olarak mezun olur ve Bahriye Mektebi resim öğretmenliğine atanır. Askeri okullardaki resim dersleri bilindiği gibi perspektif yani fenn-i menâzır öğretimine dayalıdır. Resimlerinde perspektif bilgisinin gelişmiş olması aldığı bu eğitimle ilgili olacaktır. Bahriye Mektebi’nden arkadaşı Hikmet Onat ile olan dostluğu bu yıllarda pekişir ve yaşamları boyunca sürer. 1905 yılıda F.Muzaffer Neyzi Hanım ile evlenir. Bu evlilikten iki oğlu olur. Büyük oğlu Şemsi Arel, küçük oğlu Orhan Arel ve gelini Maide Arel de daha sonraki yıllarda sanat hayatına atılırlar.
1903 ile 1909 yılları arasında Sanayi-i Nefise Mektebi’nde sanat eğitimi aldı.,Osman Hamdi Bey ve Salvatore Valeri’nin öğrencisi oldu. Okulu birincilikle bitirdikten sonra 1909 yılında Yüzbaşı rütbesindeyken Bahriye Mektebi’nden istifa eder. Halife Abdülmecit’in desteğiyle kurulan Osmanlı Ressamlar Cemiyeti’nin kurucu üyeleri arasında yer alır. Bu cemiyetin yayın organı olan Osmanlı Ressamlar Cemiyeti Gazetesi’ne yazılar yazar.1910’da açılan Avrupa sınavını kazanarak Paris’e gider.. Burada Ulusal Güzel Sanatlar Yüksek Okulu’nda (l'Ecole Nationale Supérieure des Beaux-Arts) Fernand-Anne Piestre Cormon’un atölyesinde beş yıl çalışmıştır. ( http://www.edebiyadvesanatakademisi.com/sanat/116-calli_kusagi__ressamlari_tablolari.html)
1914 Kuşağı ressamları ve 4. kuşak Asker Ressamlar arasında yer almıştır. Mehmet Rûhi (Arel). 1908 yılı, II. Abdülhamit’in tahttan indirilmesi ve II. Meşrutiyet’in ilânıyla yeni bir dönüm noktası oluşturur. Bu dönemde sanat Saray’ın tekelinden çıkar ve sanat ortamının denetimi, artık yerleşmeye başlamış bir kurum olan Sanayi-i Nefise-i Mekteb-i Âlisi’ne geçmiştir.
1914'te I. Dünya Savaşı başladığında Mehmet Ruhi Bey de arkadaşları gibi Avrupa’daki ressamlarımızın bursları kesilir ve Mehmet Ruhi de bu nedenle yurda döner. Sanat yaşamına Akademi'de öğretim üyesi olarak devam etti. Akademi’de perspektif öğretmenliği görevine atandı. Ama bir süre sonra, "Akademi'deki sanat eğitiminin, çağın gidişine uygun görmediği için" görevinden ayrılarak, Dârü-leytam, Kabataş, Namık Kemal, Kız Muallim okullarında ve Bahriye'de resim öğretmenliği yaptı. Bir ara yeniden Akademi'ye döndüyse de, yapılmasını istediği yenilik ve reformlar, ancak ölümünden birkaç yıl sonra gerçekleştirilebildi. Osmanlı Ressamlar Cemiyeti'nin kurulmasında büyük katkısı olan Mehmet Ruhi Arel'in resimleri, yaşadığı dönemde Almanya, Avusturya ve İtalya'daki karma sergilere gönderilmiştir. Keman çalar, iyi derecede İngilizce ve Fransızca bilirdi. I. Dünya Savaşı sonunda İstanbul'da Enver Paşa tarafından açılan resim atölyesine Sami Yetik, Ali Cemal, Sami Boyar, Namık İsmail, Hikmet Cevat ve İbrahim Çallı ile birlikte o da devam etmiş, savaşın etkilerini de yansıtan tablolar üretmişti.
1916 yılında Galatasaray Sergisi’ne “Çanakkale Muhaberatından” (3 adet), “Çanakkale’ye Ait Bir Abide”, “Uhud-u Atika’nın İlgisi” ve “Çanakkale Muhaberatı Safahatından” adlı tablolarıyla katılır.
1917’de Celal Esad Arseven’in girişimiyle deniz temalı resimler üretmek amacıyla açılan Şişli Atölyesi’nde İbrahim Çallı, Hikmet Onat, Namık İsmail, Ali Sami Boyar, Ali Cemal Ben’im ile birlikte görev aldı. 1918’de açılan Viyana Sergisi’ne katılmıştır. 1918 yılındaki Galatasaray Sergisi’ne “Çanakkale’de” (son safha), “Etüd”, “Triptik” ve “Yazmacı Kadın” tablolarıyla katılır. 1919′da “Kağıthane Dönüşü”(suluboya), “Gurupta Köprü Üstü” (suluboya), “Sabah Namazında Dua”, “Tuvalet Yapan Türk Hanım” adlı tabloları bu yılki Galatasaray Sergisi’nin başyapıtları arasındadır. 1920 “Galatasaray Sergisi’ne “İkindi Namazından Sonra”, “Yağkapanı İskelesi” (suluboya), “Haliç’te Gurup” (suluboya) tablolarıyla katılır. 1921 yılındaki Galatasaray Sergisi’ne katılmaz..
1922′de İstanbul Valisi Ali Haydar Bey’in himayesinde kurulan Çemberlitaş’taki Serbest Resim Atölyesi’nin daimi hocası olur. Atölyenin aynı yıl yayınlanan genel programı Türk resminin temel taşlarından birini oluşturur. 1922 Galatasaray Sergisi’ne bugün Mimar Sinan Üniversitesi İstanbul Resim Heykel Müzesi’nde “Uyuyan Ana ve Çocukları” adıyla yer alan “Hicretzede Bir Valide”,”Eski Türk Güzelliği” ve “Gergef İşlerken” adlı tablolarını sergiler. 1923′te “26 Ağustos Sabahı”, “……..”, “Bir Zeybek”,”Haliç’te Bir Gurup”, “Bir İhtiyar Köylü” adlı yapıtları Galatasaray Sergisi’nde teşhir edilir( C.Durak, Ruhi Arel, tarihnotlari.com/ruhi-)
Önce çeşitli orta öğrenim kurumlarında resim hocalığı daha sonra da Sanayi-i Nefise Mektebi’nde perspektif (menazır) hocalığı yaptı. Daha sonraki dönemlerde bu görevine döndüyse de yine kısa bir süre sonra kurumla olan ilişkisini keser. Ancak çok geçmeden son görev yeri olan Üsküdar Ortaokulu’na atandı. Sanatçı,1930′da Mehmet Ruhi manzaralarını sergilemeye bu yıl da devam eder, 1931’de İstanbul’da Pertev Boyar'ın iddiasına göre aşırı çalışmaktan dolayı hayatını kaybetmiştir.
Eserleri yurtiçi sergilerinde olduğu gibi yurtdışı sergilerinde de daima büyük ilgi görmüştür. Yazmacı Kadın ve İftar Sofrası adlı tabloları Viyana ve Berlin şehirlerinde açılan sergilerde teşhir edilmiş büyük ilgi görüp takdir toplamıştır.
Onun önemli faaliyetlerinden biri de 1922 yılında İhsan Bey ile birlikte İstanbul Çemberlitaş’ta açtığı “Serbest Resim Atölyesi” adlı özel atölyedir. Bu atölyenin çalışma şekli ve genel programı 1922 yılında yayınlanmış olup ressamlar için adeta bir rehberdir.
Ruhi Bey’in eserleri Türkiye Büyük Millet Meclisinde Topkapı Sarayı Müzesinde Resim Heykel Müzesinde İstanbul Deniz Müzesi ve Askeri Müzede özel müze ve karma kuruluşlarda yurt içi ve yurt dışı özel koleksiyonlar ile aile koleksiyonunda bulunmaktadır.

Mehmet Nuri Arel'in Resim Sanatı ve Resimleri
Aynı zamanda Keman çalan, iyi derecede İngilizce ve Fransızca bilen Ruhi Arel Çallı kuşağının önemli ressamlarından biri aolarak Resim tarihimize adını yazdırmayı başarmıştır.
Türk izlenimci kuşağının en güçlü temsilcilerinden biri olan Mehmet Ruhi Bey son yıllarında seramik çalışmaları da yaptı. Kompozisyonları ve portrelerinde çok başarılı olan Arel, yöresel yaşama eğilimli bir sanatçı olarak bilinir. Özellikle perspektif bilgisi Ahmet Ziya Akbulut’un perspektif bilgisi kadar geniş olan sanatçı, birinci Dünya savaşından hemen sonra Şişli'de Envar Paşa tarafından açılan atölyede, çağdaşı birçok ressamla birlikte çalışmış, kahramanlık konuları içeren kompozisyonlar yapmıştır.Yağlı boya, sulu boya ve karakalem teknikleriyle resim yapmakla beraber en çok yağlı boya tekniğiyle eser vermiş Türk resminde milli bir tarz yaratmak için çalışmıştır.
31 Mart Vak'ası, Trablusgarp Savaşları, Balkan Savaşları, I. Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşı gibi belleğini ve onun hayatını da çok derinden etkileyen olaylar sanatçı kişiliği ve resim sanatı üzerinde oldukça etkili olmuştur. Mehmet Rûhi Arel'in resimlerinde bu süreçin sanatına yansıttığı izlenimleri görebilmek mümkündür. Mehmet Rûhi Arel'in sanat yaşamında işte bu tip siyasal olaylara duyarlı bir dil ortaya çıkmış olur. Sanatçının resimlerinde II. Meşrutiyet’in ulusalcı ve liberal yaklaşımlarını ve daha sonra da yeni kurulan Cumhuriyet’in coşkusunu tuvallerinde izleyebilmek mümkündür.( Yrd. Doç. Dr Seyfi Başkan, a.g.y.)
Askeri okullardaki resim dersleri bilindiği gibi perspektif yani fenn-i menâzır öğretimine dayalı. “Oğlu Şemsi Arel’in Portresi”nde, “Leblebici”de, “Bir Zeybek”de, “Sabah Namazında Dua”da, “Kâğıthane”de ve diğer pek çok resminde karşımıza çıkan perspektif bilgisinin ustaca kullanımının kökeni kuşkusuz buraya uzanmaktadır.
Mehmet Rûhi’nin “Fatih Kaymakamlığı”, “Atatürk’e İstikbal” “Resmigeçit”,” Türk Ordusu’nun İstanbul’a Girişi”, “Atatürk Köylülerle” gibi tablolarında Cumhuriyet’in coşkusunu paylaşmıştır. “Taşçılar”, “Demirciler”, “İşçiler” gibi resimlerinde milletimizin kalkınmaya duyduğu ihtiyacı resimlerle dile getirmeye çalışmıştır.( Yrd. Doç. Dr Seyfi Başkan, a.g.y.)“Oğlu Şemsi Arel’in Portresi”, “Leblebici”, “Bir Zeybek”, “Sabah Namazında Dua”, “Kâğıthane”de ve diğer pek çok resminde perspektif yeteneği ve bilgisi güçlü bir şekilde karşımıza çıkmaktadır.
Mehmet Rûhi de o yıllarda Paris'e gönderilen diğer öğrenciler gibi Paris Güzel Sanatlar Okulu’nda Fernand Cormon’un öğrencisi olmuştur. Tarihi konulu resimler yapan akademik ressam Cormon, Mehmet Rûhi’nin çağdaş tarihin görsel belgelerini oluşturmasında etkili olmuştur. Mehmet Rûhi de, zaman zaman hocasında öğrendiği bu İzlenimci teknikten yararlanmıştır.“Eşi Muzaffer Hanım’ın Portresi”, “Mehmet Emin Yurdakul Portresi”, “Leblebici”, “Luxembourg Parkı”, “Erenköy”, “Fatih Kaymakamlığı” gibi tuvalleri bu anlamdaki başlıca örnekleri oluşturur. Enver Pşa'nın açtığı Şili Resim atölyesinde çok sayıda resim yapmııştır. 1915 te çıkan Çanakkale savaşları onun resimlerinde işlediği başlıca temalardan biri olmuştur. Savaş aleyhtarı olan bu resimler kuşkusuz propaganda amaçlıdır ve devlet politikasıyla yakından ilişkilidir. Mehmet Rûhi’nin sanatçı kişiliği de asıl bu tür resimlerinde ortaya çıkar.
Yaşadığı dönemde yeterince anlaşılıp değerlendirilmemiş bir sanatçı olan Mehmet Ruhi Arel, özellikle yöresel nitelikli yapıtlarıyla çağdaş Türk resminde bir "yol açıcı" kimliği taşır, birçok tablosunda özelliklede İstanbul Resim ve Heykel Müzesi'ndeki büyük Taşçılar kompozisyonu) toplumlal içerikli figürlere öncelik vermiş, halk yaşamına bir gözlemci tutumuyla eğilmiştir. Çok figürlü büyük boyutlu kompozisyonlarında, Osman Hamdi Bey'in başlatmış olduğu geleneğin içinde yer alır gibi görünürse de, daha çok Hoca Ali Rıza'nın çizgisine yakındır.
1924 yılındaki Galatasaray Sergisi Mehmet Ruhi açısından bir hayli verimlidir. Olumlu eleştirilerin arttığı bu sergide “Haliç’e Doğru Bir Akşam Gurubu”, “Haliç’e Doğru Bir Kış Sabahı”, “Haliçte Bir Gurup”, “Ankara’da Ulucanlar’da Bir Mahalle”, “Ankara’da Ulucanlar’da Bir Sokak”, “Ankara’da Hisariçi’nde Bir Sokak”, “Ankara Hacı Bayram Cami-i Şerifi”, “Ankara Hacı Musa Cami-i Şerifi”, “Uyuyan Kedi”, “Ankara’da Makarr-ı Hükümet Alanı’nda Fener Alayı” adlı tabloları sergilenir. Bu sergide yer alan resimlerde Ankara görünümlerinin ağırlıkta olması, sanatçının bir süre Ankara’da bulunduğunu düşündürür. 1925 yılındaki Galatasaray Sergisi’ne “Loğusa Anne”, “Haliç’te Gurup”, “Kasımpaşa İskelesi”, “Yeşil Camii Bursa”, “Yeşil Medresesi Bursa”, “Ulu Camii Meydanı Bursa” ve “Bursa’nın Manzarası” tablolarıyla katılır. Görünüşe bakıldığında sanatçı bu yıl da bir Bursa seyahati yapmış olmalıdır. “Loğusa Anne adlı tablosu Akademi koleksiyonundan İstanbul Resim Heykel Müzesi’ne ve oradan da Balıkesir Güzel Sanatlar Galerisi’ne geçecektir. 1926- Galatasaray Sergisi’nde “Ramazan Gecesi”, “Gülhane Parkı Fıskiyeli Havuz”, “Fatih Parkı Akşam”, “Kağıthane”, “Kasımpaşa İskelesi”, “Nur-ı Osmaniye Çiçek Bahçesi”, “İlkbahar” “Bizim Ev”, “Kuşkondu” tabloları sergilenir. 1927- Bugün İstanbul Atatürk Müzesi’nde bulunan “Gazi Hazretlerinin İstanbul’a Teşrifi” tablosunun yanısıra “Hudut Bekçileri”, “Erenköy İstasyonu”, ve “Kasımpaşa’da Bir Kış” adlı tablolarıyla Galatasaray Sergisi’ne katılır. 1928- “Yazmacı Kadın”, “Kağıthane”, “Liman”, “Kaba………”, “Haliç’te Gurup”, “Askeri Müze”, “Yağmurlu Hava” tabloları Galatasaray Sergisi’nde yer alır. 1929′daki Galatasaray Sergisi’nde yer alan yapıtlarının sadece manzaralar olduğu görülür: “Kar” , “Sapanca”, “Geyva Boğazı”, “Sakarya”.
: “Silahdarağa Elektrik Fabrikası”, “Bebek Koyu”, “Haliç’te Gurup” bu yılki Galatasaray Sergisi’nde teşhir edilir. 1931′deki Galatasaray Sergisi’ndeki yapıtlarında azalma gözlenir. “Gurup (Haliç)” ve “Gurup (Sapanca, Kış)” tabloları ile katıldığı sergi, yaşarken katıldığı son sergi olur.
1931- 14 Ekim- Üsküdar Öğretmen Okulu’nda resim öğretmenliği yaptığı bu dönemde, Pertev Boyar’a göre “fazla çalışması dolayısıyla vefat eder.” (Pertev Boyar, Osmanlı İmparatorluğu ve Türkiye Cumhuriyeti Devirlerinde Türk Ressamları, İstanbul, 1948, s.143.) Kasımpaşa Kulaksız Aile Kabristanı’na gömülür. 1932′de bugün Mimar Sinan Üniversitesi İstanbul Resim Heykel Müzesi’nde bulunan “Taşçılar” tablosu Galatasaray Sergisi’nde, sanatçıyı anmak anlamında teşhir edilir.
KAYNAKÇA
- Yrd. Doç. Dr Seyfi Başkan, Bazı Atatürk Resimlerinden Örneklerle Cumhuriyet Resminde Figür, , ATATÜRK ARAŞTIRMA MERKEZİ DERGİSİ, Sayı 63, Cilt: XXI, Kasım 2005
- C.Durak, Ruhi Arel, tarihnotlari.com/ruhi-)
- Pertev Boyar, Osmanlı İmparatorluğu ve Türkiye Cumhuriyeti Devirlerinde Türk Ressamları, İstanbul, 1948, s.143
- http://www.edebiyadvesanatakademisi.com/sanat/116-calli_kusagi__ressamlari_tablolari.html
Not: Geleneksel ve Güzel Sanatlarla ilgili, Tez, yazı, İnceleme, Resim,Tablo, kaligrafi, ebru, Fotoğraf, minyatür, hat, sedef, el işi, oya, bezeme, Telkari, kazaziye benzeri çalışma ve araştırmalarınızı, sitemize üye olarak , bize başvurarak ESA'da paylaşarak kültürümüze katkıda bulunabilir, kendinizi ve ürünlerinizi tanıtabilirisiniz.
BAŞVURU İÇİN : ESA, İLETİŞİM veya s_kuzucular@hotmail.com
TAPLOLARINDAN ÖRNEKLER
.jpg)
Mehmet Nuri Arel


Mehmet Nuri Arel, Askerler, 1915

Mehmet Nuri Arel, Atatürk’e İstikbal(1927)

Mehmet Nuri Arel', Bir Zeybek(1923)

Mehmet Nuri Arel, Çanakkale Zaferi

Mehmet Nuri Arel, Kağıthane,

Mehmet Nuri Arel, Leblebici, 1929
Mehmet Nuri Arel, Taşçılar, 1924

|