edebiyad Ve Sanat Akademisi
 

Üye Girişi

Duyurular
» Değerli Arkadaşlar! Uzun zamandır, üzerinde çalışılan Sitemizin yeni tasarımı TAM TEŞEKKÜLLÜ OLMASA DA karşınıza çıkabilecek hale gelmek üzeredir. Yönetim, paylaşım ve özellikleri bakımından daha işlevsel olacağını umduğumuz Yeni tasarım ile sizlere daha kaliteli bir hizmet verebilmek için daha atak olabileceğimizi ümit ediyoruz. Veri tabanının taşınması için TÜM ÜYELERİMİİZN BEŞ GÜN BOYUNCA ŞİİR VE YAZI EKLEMEMESİ GEREKMEKTEDİR. Bu yüzden beş gün boyunca sitemizin yazı ve şiir ekleme özelliği kapanmış olacaktır. Yeni tasarımla birlikte her şey yeniden açılacak tüm üyelerimiz Yazı ve şiirlerini yeniden paylaşabileceklerdir. Sevgilerimizle… Şahamettin Kuzucular

» Lüften Sitemize Uyduruk isimler ve Nıckler ile üye olmayınız. Bu tip üyelikler silineceğinden lütfen bizi uğraştırmayınız.

» Sitemize Üye olarak Belge Yollayabilir, Kaynak ve yazar adını kullanmak kaydıyla Yöneticilerimize başvurarak kopya alabilirisiniz

»  ESA'ya üye olmayan ve ESA ya katkıda bulunmayanların YAZI indirme talepleri karşılanmayacaktır. Emege Saygı Lütfen

» ARAMIZA YENİ KATILAN ÜYELERİMİZ:Edebî yâd ederek, edebiyat ve sanat için sağladığımız kaynaklarımız ve paylaşımlarımızla,ülkemiz kültür ve sanatı adına yola çıkan bu kervana katılmanız bizleri mutlu etmiştir. hedeflediğimiz her menzilde birlikte olabilmeyi temenni ederiz sevgilerimizle...

» ESA'nın Özgün ve Akademik Yazılarını çalan Kaynak ve Yazar adı vermeyen siteler ve şahıslara telif haklarıınca dava açılacaktır. Çaldığınız yazılarımızı silin.

Ressam Elif Naci'nin Hayatı ve Resim Sanatı
Anasayfa - Tüm Sanatlar - Türk Ressamlar
Ekleyen : Şahamettin Kuzucular Yazar :ESA
Diğer Sanat Kategorileri: Sedef Ebru Oyma Ahşap    Altın Gümüş Telkari Bakır    Tezhip Hat Bezeme Cilt    Çini Seramik Çömlek Cam    Halı Kilim Giysi Dokuma,    Osmanlı Minyatür Gravür Resim    Kaybolan El Sanatları    Resim Sanatı    Heykel Sanat Uygarlıklar    Türk Heykeltraşlar    Sinema Tiyatro Yönetmen Sanatçı   
Genel Değerlendirme :
26 Mart 2012 Pazartesi





Elif Naci

Elif Naci (d. 10 Ağustos 1898, Gelibolu, Çanakkale - ö. 8 Mayıs 1987, İstanbul), Türk ressam, yazar ve müzecidir. Çallı Kuşağının yetştiirdiği ressamlardan ve İbrahim Çlalı'nın öğrencisi ve D Grubu'nun kurucularındandır.

Çocukluk günlerini Edirne 'de geçirmişti. Ortaöğrenimini İstanbul'da, Vefa Sultanisi'nde yaptı. Ressam, Vefa İdadîsi'ni ve Sanayii Nefise Mektebi (Güzel Sanatlar Akademisi) Resim Bölümü'nü bitirdi. Resme lise yıllarında başladı .1914’te Sanayi-i Nefise Mektebi'ne girdi ve İbrahim Çallı'nın öğrencisi oldu. Sanayi-i Nefise öğrenimi kesintili yürümüş, arkadaşlarının bir bölümü Paris ya da Münih’te öğrenimlerini tamamlama şansı ele geçirmişlerdir. 1925’de kısa süreli de olsa bir burs şansı Elif Naci’ye de gülmüştür. Ancak döviz hesaplarındaki bürokratik engellerin işi uzatması ve mutlu aile yaşamı boyunca can yoldaşı olacak Makbule Hanım ile evlenmek üzere bulunuşu bu programı erteletmiştir. Güzel Sanatlar Akademisi’nden 1928’de mezun oldu. Dereli, Çelebi, Epikman, Berk, Cüda gibi sınıf ve grup arkadaşları içinde yaşça en büyükleri oluşu yüzünden Elif Naci, Birinci Dünya Savaşı’nda yedek subaylık yapmıştır.

Öğrenciliği sırasında gazeteciliğe başladı.1920 li yılların ikinci yarısında hep İstanbul’da kalmıştır. Elif Naci bu yıllarda gazetecilik yapmaktadır. Bu yyıllardaki gazeteciliği sırasında  bir yandan yurtdışındaki arkadaşlarıyla haberleşmekte , bir yandan da sanatla ilgili görüşlerini  yazmayı ve yazıyla değerlendirmektedir.Bu yıllardaki gazeteciliği esnasında Çallı Atelyesi çıkışlı kuşağın bir çeşit hem vakanüvist’liğini, hem merkezdeki irtibat elemanlığı görevini yürüten bir gazetecilik tutumu izlemiştir. Onun gazeteciliği  bir sanat değerlendiricisi, sanat düşünürü şeklinde devam etmiştir. 1920’ler boyunca Elif Naci’nin resim olarak üretimine gelince; kendi ağzından dinleyelim.

“Çallı rahmetli, kısmen Nazmi Ziya, biraz da Avni Lifij ile, ama hepsinin önünde yüzyıl başı Türk resmine damgasını basmıştı. Kuvvetli ve renkli aydın kişiliği sanatçı üstünlüğüne eklenince biz, gencecik çocuklar için Çallı’dan etkilenmemenin mümkünü olamazdı. Çallı bize resim tekniğini büyük bir profesyonel ciddiyetle eksiksiz öğretmiştir.’ Ancak akım ve üslup olarak izlenimciliğe fazla inandırmıştır, fazla koşullandırmıştır bizi. Yirmiüçlerin, yirmibeşlerin Cumhuriyet heyecanı içinde ve özgürlük savaşı vermiş modern Türkiye’nin evrensel prestiji dolayısıyla dünya ile kültür iletişimimiz göreli olarak bugünkünden daha ferah bir atmosferde gerçekleşiyordu. Yurtiçinde kalan bizler de en aşağı bir yabancı dili öğreniyor, bu dilden yabancı sanat dergilerini izliyorduk. Fransa ve Almanya’daki arkadaşlarımız da sık sık yazıyordu. Böylece daha yeni akımları, daha genç önemli ustaları tanıyabiliyorduk. Ben Picasso’yu ta o tarihlerde keşfedip deşmişimdir. Sonra da hep dikkatle izlemişimdir. Ben kendim peyzaj yapıyordum. Canlı renkler yakalamış olduğum söylenirdi. Seyrek olarak ölü doğa ve biraz da çıplaklar üzerine çalışıyordum. Ancak bu yapılanları sadece hocalara ve birkaç meraklıya göstermekle yetinmeyip, daha geniş blr kamuoyu na gösterme arzusu hep kafamı, gönlümü tırmalardı.”  (  Erhan Karaesmen,Elif Naci, felsefeekibi.com/sanat/isimler_)

1933-1947 arası dönem ressam Elif Naci’nin gelişme, üslup ve yerleştirme yönünden önemli atılım ve değişim dönemidir. Bu dönem Elif Naci'nin hatırlaraından şu şekilde yanısmaktadır. “Nükte adamı, kalem adamı, içki masası, adamı olarak kendine göre aranan, eh biraz da ün yapmış bir kişi olmuştum. Ancak, aklım fikrim fırça, tuval, renk, desendeydi. Çallı etkisi, arkasından Batı’dan yeni bilgilerin aktarılışıyla oluşan geçici, bütünleşmemiş etkiler beni tümüyle doyurmuyordu. Kuşak arkadaşlarımı, bazen Andre Lhote’nın minnacık tapınağının müridleri diyerek kızdırdığım olurdu. Ama yenilikçi resim üzerinde anlattıklarını da can kulağıyla dinlerdim. Peyzaj ve portreler yapmaya devam ediyordum. Ancak kendi kendimle bir bütünleşmenin daha doğru bütünleşmemenin sıkıntısını zaman zaman duyuyordum. Oysa resim tekniği yönünden yaptıklarımın oturduğunu hem arkadaşlar söylüyordu, hem de kendim hissediyordum. Sonra birden dünyama Selçuk halıları girdi. Kıvılcımlanma ve tutuşma aynı anda oldu. Boşluğum dolmuştu.” 1937'ye kadar çeşitli gazetelerde sürdürdüğü gazeteciliğe 1937'den itibaren Cumhuriyet Gazetesi'nde devam etti ve gazetenin arşivini 40 yıl boyunca yönetti. Elif Naci çeşitli gazetelerde sanat tarihi ile ilgili yazılar ve resim eleştirileri yazdı.

Okulunu tamamladıktan sonra  çeşitli illerde resim öğretmenliği yaptı ve Müstakil Ressamlar ve Heykeltıraşlar Birliği'ne katıldı.Cumhuriyet sonrası resim etkinliğinde aktif bir rol oynayan sanatçı, 1930 yılında Alay Köşkü'nde açtığı ilk sergiden sonra yapıtları yurt dışındaki birçok sergide yer aldı. 1930 sonbahar sergisinin Türk resim tarihinde öğrenim kurumları dışında açılmış, ilk kişisel sergi, bir Türk ressamının bir resim’ sergileme mekanında açtığı ilk kişisel sergi olmuştur. 1933 yılında Nurullah Berk, Zeki Faik İzer, Cemal Tollu, Abidin Dino ve Zühtü Müridoğlu ile birlikte D Grubu'nu kurdu. D Grubu adını, açılan 4. sanat topluluğu olması dolayısıyla latin alfabesinin dördüncü harfi olan D'den almaktaydı.

Öğrencilik zamanlarında izlenimciliğin etkisi altında kalan Naci, daha sonraları D Grubu ile birlikte soyut resme yöneldi. Aynı dönemde Paul Klee, George Braque gibi çağdaş ressamlardan ve Hafız Osman, Mehmet Esat gibi hat sanatçılarından etkilendiği söylenebilir. Elif Naci gazetecilik ününün de gittikçe arttığı bir dönemde ani gelişen bir patron-çalışan çelişmesi sonucu 1937’de gazetesinden ayrılır. Aynı günlerde, çocukluk arkadaşı ve döneminin sanatsever, kültürlü devlet yöneticilerinden Hasan Ali Yücel’in bir önerisini değerlendirir ve Türk İslam Eserleri Müzesi’ne Müdür Yardımcısı olur. 1940'lardan sonra batı sanatının etkisinden sıyrılıp doğuya yönelerek hat sanatı soyutlamalarıyla ilgilendi. O yıllarda müzecilik yapıyor olması eski eserlere ve hata sanatına ilgi duymasına ve İslami eserlere yönelmesine sebep oldu. Geleneksel resim, hat ve kaligrafi eserlerine yönelmesiyle resim sanatında yeni bir yön açmış oldu. İlk resimlerinde görülen izlenimci anlayıştan uzaklaşarak Arap harfleri estetiğinde soyut düzenlemelerle bağımsız bir resim anlayışına ulaştı. İslami eserlerden aldığı anlayışı soyut resimlerin içinde kullanmaya başladı. 1940’lardan başlayarak 1970’lere değin resimlerine hat sanatının soyut özellikleri egemen oldu. Yaşamının son yıllarında “geometrik-soyut”a yönelmişti.

Milliyet, İkdam, İleri, Tan, Türk Sesi ve Cumhuriyet gazetelerinde çalıştı, birçok dergide sanat, tarih ve eleştiri yazıları yayımladı. Türk ve İslâm Eserleri Müzesi müdür yardımcılığı (1937) ve müdürlüğü (1943) yaptı, Topkapı Sarayı Müzesi müdürlüğüne vekâlet etti (1954). 1963'te emekli oldu.1976'da "Resim ve Basında 60. Yıl" jübilesi yapıldı.Sanatçı, 8 Mayıs !987'de İstanbul'da hayatını kaybetti
 

SANATÇILIK YÖNÜ

Resmleri, ressamlaığı, Müzeciliği yanı sıra nüktedanlığı, eğitimli , terbiyeli ve Efendi kişliği ile tanındı. ELif Naci'nin, tatlı sohbet, renkli kişilik, espri gücü, gün görmüş İstanbul çelebiliği, zarif kalem, içki masası adabı, geniş dost çevresi ve çoluk çocuğuyla, torunuyla mutlu bir aile yaşantısı oldu. İlk resimlerinde soyut resm eilgi duyan Çallı kuşağının etkisi altında soyut bir resme yönelen ve D Gruu ressamlarının izinden yürüyen Elif Naci Müze müdürlüğünde çalışmaya başladıktan sonra sanat anlayışında Türk İslam eserlerinden aldığı izlenimleri, Hat, Kaliğrafi, tezhip ve minyatürlerden aldığı desenleri kompozisyonların içinde soyut bir şekilde ele almaya başlamıştı.

    

Elif Naci resim sanatındaki bu değişikm sürecini şu şekilde dile getirmektedir. “Selçuk halı deseni ve renkleriyle hat kaligrafisi öylesine etkilemişti ki beni, az ondan az diğerinden resmen kopya çektiğimi farketmeksizin ardı ardına yarı soyut yarı mistik kompozisyonlar üretiyor ve mutlu oluyordum. Sanat kültürüne, yaratıcı duyarlılığına ve gerçek eleştirmenlik namusuna sahip can dostum Cemal Tollu bana yaptığımın sentezden çok kopyaya yakın olduğunu olabildiğince açıksözlülükle, ama ikna edici biçimde anlattı. Aniden aklım suya ermişti. Kendi üslubumla soyutçuluğu o günlerde yakaladım. Kırk yıldır usanmadan yapıyorum. Çıplaklar, yağlıboyayla ve özgün baskıda ölü doğalar da yapıyorum, son yıllarda. Ama ben Selçuk halı hendesesinden onun ifade ettiği derinlikten abstraksiyona ulaşmış çağdaş Türk sanatçısı olmakla hep kıvanç duydum. Dünyaya kazık çakmaya gelmedik. Ama tanrının vereceği ömür boyunca kıvanç duymaya da devam edeceğim.”

Elif Naci sanatçılığı ve sanatı hakkında şöyle bir değerlendirmede daha bulunmuştur.“Bu benim ressamlığım! iyidir, kötüdür; hatta daha öteye gidelim gazeteciliğimin, kalem erbablığımın, müzeciliğimin yanısıra ressamlığımın lafı edilir mi edilmez mi konusunda ileri geri, kaba ince, esprili-esprisiz, kıskançlıktan kaynaklanan görgüsüzlükten oluşan konuşmalar, yazışmalar, dedikodular yapılagelmiştir. Bunların arasında büyük dostum rahmetli Doğan Nadi’nin ressamlığımın tek kusurum olduğunu belirleyen nefis esprisini ya da nur içinde yatsın, Hocam Çallı’nın kendisinden resim yapmak yerine içki içmesini öğrendiğimi ilan eden nükteli yaklaşımlarını hoşgörüyle ve kahkahalarla karşılamışımdır. Ama 1950’lerin devlet büyüklerinden bir zat-ı muhterem kendisine Türk müzeciliği konusunda verdiğimiz bir brifing sırasında aniden “Naci Bey sen resim falan da yapıyormuşsun maşallah” Erhan Karaesmen,Elif Naci, felsefeekibi.com/sanat/isimler_

Eserlerinden bazıları

Saklanan Çocuk (Tuval üzerine yağlıboya (54x73 cm), İstanbul Resim ve Heykel Müzesi)



YAYINLANMIŞ ESERLERİ

  • On yılda Resim ( 1933)
  • Şarkta  Resim, ( 1943)
  • Anıtlardan Damlalar.( 1981)



Kaynak:

  • Erhan Karaesmen,Elif Naci, felsefeekibi.com/sanat/isimler_
  • http://www.msxlabs.org/forum/sanat-tr/101816-elif-naci-elif-naci-kimdir-elif-naci-hakkinda.html#ixzz1qBxwJTlS
  • Feray ŞERBETÇİ, D  GRUBU  SANATÇILARININ TÜRK RESİM SANATININ GELİŞİM SÜRECİNE KAZANDIRDIĞI  FARKLI BAKIŞ  AÇILARI, Edirne,Trakya Üniversitesi, Sosyal  Bilimler  Enstitüsü, YÜKSEK LİSANS TEZİ, Ocak, 2008,


      RESSAMLARLA İLGİLİ LİNKLER

Not: Geleneksel ve Güzel Sanatlarla ilgili, Tez, yazı, İnceleme, Resim,Tablo, kaligrafi, ebru, Fotoğraf, minyatür, hat, sedef, el işi, oya, bezeme, Telkari, kazaziye  benzeri çalışma  ve araştırmalarınızı, sitemize üye olarak ,  bize başvurarak ESA'da paylaşarak kültürümüze katkıda bulunabilir, kendinizi ve ürünlerinizi tanıtabilirisiniz.

 BAŞVURU İÇİN : ESA, İLETİŞİM  veya s_kuzucular@hotmail.com

 










       Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.
Bu Yazıya Yapılan Yorumlar
Bu yazıya henüz yorum yapılamış...
Yazıya Yorum Yaz
Yorum yazmak için üye girişi yapınız...