 |
|  |
|
|
|
|
|
Ömrüm kadar severdim seni şehir, çünkü sen benim ömrümdün
Sen büyüttün beni, hüznümde, sevincimde, hastalığımda başımda bekledin
Ne zaman içime bir darlık düşse sen ferahlattın beni
Geceleri serpiştirdiğin yıldızlarınla ışığım oldun
Hatırlar mısın kaç kez beni ellerinle o yakandan bir öbürüne koydun
Kıyılarında volta atarken sessiz sessiz ıslak buselerini kondururdun
Sende severdin beni biliyordum
Sırtına çıkıp seni seyretmek huzur verirdi bana, kapılırdım enginlerine
Marpucuma eşlik ederdi vapurların, göz yarıştırırdık karaya kadar
Memnun ederdin bıkmadan tüm gün benim gibi her insanı
Herkes sende bir kusur bulurdu, öfke dolardı içleri sana karşı
Neden yolların bu kadar yoğun şehir, sen nasıl birisin
Zamanımıydı şimdi ağlamanın, olur mu bu şehirde etme gözünü seveyim
Ardı kesilmeyen, adamına göre muameleler, ardı kesilmeyen istek ve şikâyetler
Seni her şeye rağmen severler ve terk edemezler
Şehir ben sana hep razı olmuştum, vardır bir bildiği derdim şikâyet etmezdim
Irak illere gönlüm kaydığından bu yana bende sana dargınım şehir
Bilirsin beni sevdim mi adam gibi öptüm mü mühür gibiyim
Anlıyorsun ya işte çok sevdim aziz dostum, bakma öyle mavi mavi
Akıp kaçırma gözlerini benden, iyi davranmaya çalışma bana
Sana öfkeliyim bu sefer bende şehir, köşemden çıkmıyorum artık
Neden beni uzak tutuyorsun sevdiğimden, uzak tutacaksan neden İstanbulsun
|
|
|
|
|
|
|
 |
|  |
|